New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1
 
 
DIŞ POLİTİKA
ILIMLI DİPLOMASİNİN GÜCÜ

 

 

Kral Abdülaziz El Suud tarafından 1932 yılında kurulan Suudi Arabistan Krallığının kuzeyinde Ürdün, Irak ve Kuveyt, doğusunda Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri, güneyinde Umman ve Yemen, batısında ise Kızıldeniz yer alıyor.

Bu coğrafi özelliklerin yanında, dünyanın en önemli petrol rezervlerinden birine sahip olması, islamiyetin iki kutsal şehri olan Mekke ve Medine'nin bu ülkede yer alması ve yakın tarihinde yaşadıkları, Suudi Arabistan'ın dış politika çizgilerini belirleyen ana unsurları oluşturuyor.

Suudi Arabistan Krallığı, kurucu Kral Abdülaziz Al Suud döneminden beri, dış politikasını değişmeyen bazı temel ilkeler üzerine kurmuştur. Genel hatlarıyla, bu ilkeler, karşılıklı saygı, diğer ülkelerin iç işlerine karışmamak, iyi komşuluk ilişkileri, sorunların çözümünde şiddetten uzak durmak ve anlaşmazlıkların giderilmesi için uluslararası hukuk çerçevesinde barışçı diyalog yöntemini benimsemek gibi, etik değeri yüksek ilkelerdir.

Suudi Arabistan dış politikasının bir diğer özelliği de, insani sorunlar konusunda gösterilen hassasiyet ve herhangi bir afet veya felâket nedeniyle zarar görenlere yardım eli uzatmak kararlılığıdır. Birleşmiş Milletlerin kurucu üyelerinden olan Suudi Arabistan, İKÖ (İslam Konferans Örgütü), Arap Birliği, Körfez İşbirliği Konseyi, OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler), IMF (Uluslararası Para Fonu), İslam Kalkınma Bankası gibi bir çok uluslararası örgütün de aktif üyesi konumunda. Ocak 1991'de başlayan birinci Körfez savaşında ABD öncülüğündeki müttefik kuvvetlere en büyük lojistik desteği Suudi Arabistan vermişti. İçinde bulunduğumuz dönemde de, dış politikası ABD ile olan ilişkilerine ve Irak başta olmak üzere Ortadoğu'daki dengelere ve İsrail-Filistin sorununa odaklı olan Suudi Arabistan, bir yandan Ortadoğu'da Amerika'nın en önemli müttefiği olmayı sürdürürken, bir yandan da İsrail karşıtı düşüncelerin yaygın olduğu Arap ve İslam dünyasındaki liderliğini koruyor.

Ilımlılık ve Uzlaşı

1982'de Fahd'ın tahta çıkış döneminde İran devrimi, Afganistan işgali, İran-Irak savaşı, Lübnan iç savaşı ve Körfez savaşı bütün sıcaklığıyla gündemdeydi. Kral bu konularda hep tarafsız kalmaya çalıştı. Lübnan'da arabuluculuk rolü üstlendi. İran-Irak arasındaki çatışmalarda ülkesini anlaşmazlıkların dışında tutmayı başardı. Amerika ve Pakistan'la işbirliği yaparak, Sovyetler'in Afganistan'dan çıkarılması icin önemli miktarda maddi yardımda bulundu. Suudi Arabistan, günümüzde de, Terorizme karşı mücadele alanında Uluslararası İşbirliği konusuna geniş destek vermekte ve terorizmi kınamaktadır. 2005 yılında Riyad'da yapılan Uluslararası Terorizm ile Mücadele Konferansında, Kral Abdullah, terorizme karşı global işbirliğinin daha da arttırılması çağrısında bulunmuştur. Kısacası, Suudi Arabistan, hep barışçı, ılımlı ve uzlaşmaya dayanan bir siyaset izlemiştir.

Türkiye-Suudi Arabistan İlişkileri

8-11 ağustos 2006'da Suudi Arabistan Kralı Abdullah, 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in davetlisi olarak Türkiye'yi resmen ziyaret etti. Bu, 40 yıl gibi çok uzun bir aradan sonra gerçekleşen ilk buluşmaydı. Daha önce, 1966'da Kral Faysal Türkiye'yi ziyaret etmişti.

Son dönemde Ortadoğu'da yaşananlar, bölge liderliğinin Mısır'dan Suudi Arabistan'a geçişi gibi gelişmeler ışığında ve sorunlara çözüm arayışları hedefiyle Türkiye ile Riyad arasında, uzun bir aradan
sonra doğan bir ivme, bir diyalog var. Her iki ülke, Irak ve Filistin'in geleceği gibi konularda ortak görüşe sahipler. Ancak, Suudi Arabistan'ın İran'ın bölgedeki etkisini azaltma hedefine Türkiye biraz temkinli yaklaşıyor.

Kral'ın bu ziyaretinden sonra, iki ülke arasındaki ilişkileri pekiştiren diğer bir gelişme, 2007 Şubat ayında, o zaman Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül'ün bölgedeki son olayları değerlendirmek, sorunlara çözüm önerileri sunmak ve Türkiye'nin görüşleri hakkında bilgi vermek için, Suudi Arabistan'a sürpriz bir ziyaret yapması oldu. Üçüncü gelişme ise yine Şubat 2007'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 8. Cidde Ekonomik Forumu'na katılmak için yaptığı Suudi Arabistan ziyaretidir. Bu ziyaret sırasında yapılan görüşmelerde Filistin-İsrail sorununun çözümüne dair atılan diplomatik adımlar, Irak'ın toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin korunması ve Lübnan'da istikrarın sağlanması konuları üzerinde duruldu.

Suudi Arabistan'ın kurucu üye olduğu İslam Konferansı Örgütü'nün yönetici organı olan Daimi Sekretarya, Cidde bulunuyor. Genel Sekreter ise, 1 Ocak 2005'ten beri Türkiye'den Ekmeleddin İhsanoğlu. Bu da iki ülkeyi biraz daha yakınlaştıran bir faktör. Kral Fahd'in 2005 yılında ölümünden sonra yerine eskisinden çok değişik uluslararası politik koşullarda Kral Abdullah'ın gelişi ile ülkede yeni bir dönemin başladığı görülüyor. Daha demokratik ve daha modern bir Suudi Arabistan yönündeki iç ve dış taleplerin, yeni Kral'ın çağdaş yönetimi altında ülkeyi şekillendirmesi hiç de sürpriz olmayacak.

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1