New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

MISIR’DA HALK HAREKETİ BİR DEVİN UYANIŞI

 
25 Ocak 2011 tarihinde Mısır’da başlayan halk hareketi, 18 gün sonra Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in istifasıyla sonuçlandı. Bu şaşırtıcı gelişmenin ardından, şimdi Mısır’da demokrasiye geçiş dönemi başlamış bulunuyor.

25 Ocak – 11 Şubat 2011 tarihleri arasındaki 18 gün dünyanın en eski ulus devletlerinden ve en büyük uygarlıklarından biri olan Mısır’ın tarihinde oldukça kısa bir dönem olsa da, Ortadoğu’nun ve aslında tüm dünyanın en şaşırtıcı siyasi olaylarından biri olarak tarihe geçecektir. 25 Ocak tarihinde birkaç gösteri şeklinde ortaya çıkan protestolar, 4 Şubat’ta, Mısır’ı yeniden bölgesel ve küresel siyasetin gündemine taşıyan yüzbinlerce Mısırlı’nın, geniş siyasi ve ekonomik reformların derhal uygulanmasını talebiyle, Kahire’nin ünlü Tahrir (Özgürlük) Meydanı’nda toplanmasıyla doruğa ulaştı. Değişim, özgürlük ve sosyal adalet ilkelerini savunan milyonları biraraya getiren gösteriler çok geçmeden ülkenin en kuzeyindeki İskenderiye ve El-Ariş’ten, en güneyde, Sudan sınırına yakın Luxor’a kadar ülkenin tamamına yayıldı.

11 Şubat tarihinde de, milyonlarca Mısırlının protestoları nihayet amacına ulaştı ve Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek istifa ederek yönetimi Yüksek Askeri Konsey’e devretti. Ufukta görünen demokrasiye geçiş süreci nedeniyle derin bir soluk alan Mısırlılar bu durumu sevinç gösterileriyle kutladılar. Akıllara durgunluk veren bu birkaç gün içerisinde, Arap dünyasının bu güçlü ulusu yeni bir güven ve heyecan duygusu ile tanıştı ve ülkede geçtiğimiz yüzyılda hiç yaşanmamış olan bir özgürlük havası esmeye başladı.

Bazıları için ise Mısır’daki bu gelişmeler pek çok açıdan oldukça şaşırtıcıydı. Bazıları, İsrail’in güvenliğinden Batı’ya petrol akışının korunmasına ya da Batı karşıtı bir hükûmetin yönetime gelmesi korkusuna kadar bir çok nedenle mevcut rejimin korunması gerektiğini savundular. Mısır’daki olayları izlerken, pek çok kişi bölgedeki siyasi boşluğun demokratlar yerine diktatörler tarafından doldurulması gerektiği inancını yineledi. Diğerleri ise kaosun süreceğini iddia ettiler. Ancak, şu ana kadar bu tahminlerin tümü büyük ölçüde yanlış çıktı. Ulusal tarihlerinin bu önemli dönüm noktasında, sivil ve asker tüm Mısırlılar tam anlamıyla işleyen bir demokrasinin tesisi için birleşmiş durumdalar. Bu, yalnızca Mısır’ı değil aynı zamanda Arap dünyasının geri kalanını da etkileyecek kapsamlı siyasi değişiklikler için önemli bir fırsat.

Demokrasi’ye giden yol

Halkın talepleri doğrultusunda, Mısır Yüksek Askeri Konseyi sivil yönetime geçiş için altı aylık bir dönemde ve üç adımda uygulanacak bir program tasarlamış bulunuyor. Konsey, ilk olarak, birkaç hafta içerisinde halk oyuna sunulacak olan anayasa değişikliği paketini hazırlayacak seçkin hukukçuları bir araya getireceğini açıkladı. Aslında, Askeri Konseyin demokratik geçiş sürecini bu denli sahiplenmesinin süreçten en çok kuşku duyanları bile şaşırttığı söylenebilir. Ülkenin en saygın yargıçlarından Tarık el- Bishri’nin başkanlığındaki Anayasa Değişikliği Komitesi’ne, Mısır’daki demokratik dönüşümü engellediği düşünülen maddeleri değiştirme görevi verildi. Protestocuların da istekleri doğrultusunda, önce, cumhurbaşkanlığı adaylığını kolaylaştırmak, cumhurbaşkanlığı süresini 6 yıldan 4 yıla indirmek ve aynı kişinin arka arkaya en fazla iki kere cumhurbaşkanı olabilmesine imkân vermek amacıyla, Anayasanın 76. ve 77. maddeleri değiştirildi. Komite, ayrıca, seçimlerin hukuki denetiminden, Cumhurbaşkanının yetkilerini sınırlamaya yönelik pek çok düzenlemeye yönelik olarak başka maddelerin de değiştirilmesini önerdi. Önerilen değişiklikler arasında 100 üyeden oluşan bir kurucu meclisin yeni bir anayasa yapması da vardı. Cumhurbaşkanına sivillerin askeri mahkemelerde yargılanması ya da terörizm ile ilgili bir davayı herhangi bir adli kuruma yönlendirme yetkisini veren 179. Madde Anayasadan tamamen çıkarıldı. Bu değişikliklere ilişkin halk oylamasının Mart ayının sonunda gerçekleştirilmesi bekleniyor.

Mısır Yüksek Askeri Konseyi, ikinci olarak, anayasa değişikliklerinin kabul edilmesini takip eden iki ay içerisinde genel seçimlerin yapılacağını açıkladı. Yüksek Askeri Konseyin açıkladığı üçüncü aşamaya göre, daha sonraki iki ay içerisinde de Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılacak ve böylece geçiş süreci tamamlanmış olacak. Konsey demokratikleşme sürecine bağlılığını, şikayet konularına ilişkin somut adımlar atarak da kanıtlamış bulunuyor. Adı yolsuzluğa karışanların yargılanabilmesi için bazı adımlar atıldı bile. Yüzlerce şikayet başsavcılığa intikal ettirildi ve bu dosyalar halen etkin ve bağımsız bir yargı tarafından inceleniyor. Bu süreçte, şu ana kadar eski bakanları ve iktidar partisinin önde gelen bazı isimlerini içeren sansasyonel olaylar da ortaya çıkmış durumda.

Peki Mısır’ı gelecekte neler bekliyor? Çöküş veya aşırı uç korkularının aksine, Mısır’da demokrasinin ve kapsamlı bir siyasi sistemin giderek güçlendiğini görüyoruz. Uzmanlar gençlik hareketlerinin çok sayıda siyasi partinin ve soldan aşırı liberal kanada kadar tüm siyasi yelpazeyi kapsayan koalisyonlara yol açacağını tahmin ediyor. Halk hareketini başlatan güçlerin bizzat içinden çıkan bu partiler pek çok Mısırlı tarafından, “devlet destekli” yada “konrollü” muhalefet olarak görülen önceki partilerin aksine, Mısır halkının geniş ölçüde desteğini alacak gibi görünüyor.

Yurt dışından yorumlar

Bölge ülkelerinin ve tüm dünyanın Mısır’daki olayları dikkatle izlemesi şaşırtıcı değil. Mısır’daki halk hareketi pop şarkıcılarından siyasetçilere kadar dünyanın bir çok yerinden pek çok kişiye ilham kaynağı oldu. ABD Başkanı Barack Obama “Mısırlılar bize ilham verdi. Bunu da ancak adaletin şiddetle kazanılabileceği fikrinin doğru olmadığını ortaya koyarak yaptılar” dedi. İngiltere Başbakanı David Cameron “Mısırdaki halk hareketini okullarda ders olarak okutmalıyız” derken, Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer “Mısır halkı yeryüzündeki en muhteşem insanlar... Nobel Barış ödülünü hakediyorlar” şeklinde konuştu. Mısır’daki olaylara tepkileri özetleyen bir diğer ifade de İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’ye ait: “Mısır’da yeni birşey yok. Mısırlılar her zamanki gibi tarih yazıyorlar.”

Nüfusu her 9 aylık sürede 1 milyon kadar artan Mısır, yaklaşık 85 milyonluk nüfusu ile Ortadoğu’da en büyük, Afrika kıtasında ise ikinci büyük nüfusa sahip ülke. Bir çok uluslararası ekonomik ve mali kuruluşun yaptığı tahminlere göre, Mısır ekonomisi, satınalma gücü bakımından 2012, ya da en geç 2014 yılında Afrika’nın en büyük ekonomisi haline gelecek. Mısır’ın, tıpkı Türkiye gibi, 2025 yılında dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer alacağı konusunda bir fikir birliği var. Goldman Sachs tarafından hazırlanan bir rapora göre, Ortadoğu ülkelerinden yalnızca bu iki ülke 2050 yılında dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında yer alabilecek. Mısır’ın Arap dünyası üzerindeki kültürel etkisi, hiç kuşkusuz, küresel barışa ve güvenliğe katkıda bulunabilme gücünü daha da arttıracaktır. Yeniden elde ettiği özgüveni, şimdi kurulmakta olan demokratik yönetim ile birleştirir ve küresel dünyayla bütünleşme yeteneğini sınırlayan eski sistemin etkisinden çıkarsa, Nil Nehri kıyılarında yaşayan bu çalışkan insanların yapabilecekleri şeyler sınır tanımaz. Evet, dev uyandı ve eskiden beri yaptığı gibi, yine harikalar yaratmaya devam edecek..

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1