New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1
 

ESKİ MISIR’DA
TANRILAR
VE FİRAVUNLAR

 
Eski Mısır uygarlığında, çok tanrılı bir inanç sistemi vardı. Araştırmalar, eski Mısır’da 2000 dolayında tanrı isminin mevcut olduğunu gösteriyor. Mısır tanrıları doğal güçleri temsil eden üstün varlıklar olarak algılanıyordu. Antik dönemden kalma anıtlarda, tapınaklarda ve mezarlarda tanrılara duyulan bağlılık, saygı ve ölümden sonra da bir yaşam olduğuna duyulan inanç açıkça görülüyor.

Eski Mısırlılar, tanrılarla iyi ilişkiler kurmak ve onları onurlandırmak için şarkılar söylemiş, yiyecek ve değerli hediyeler sunmuşlar. Tanrıların büyük bir kısmı belli bir bölgenin tanrısı ve hemen hepsi birbiriyle akraba. Evlenip çoluk çocuk sahibi olan, savaşan, ölen, duyguları olan tanrılar bunlar. Ama, aynı zamanda görünmez yaratıklar. Haklarında anlatılan efsaneler, yüzyıllar boyunca insanları eğitmiş, ahlâk kurallarının topluma yerleşmesini sağlamış.

Önemli tanrılar

Eski Mısır’ın en ünlü tanrısı olan Amon, “Tanrıların Kralı” olarak da biliniyor. Amon, kendi kendini yaratmış, yani annesi ve babası yok. Genellikle Ra ile birleştirilip Amon-Ra olarak anılıyor. İnsanlar onu çok sevmişler ve saygı duymuşlar. Ünlü Karnak tapınağı ona adanmış. Ra ise, güneş tanrısı. Her sabah ateşlerin içinden tekrar doğuyormuş. Güneşin her doğuşu, Ra’nın “karanlık güçler” karşısındaki zaferi anlamına gelirmiş. Şahin başlı olarak tasvir edilmiş.

Toprağa suyunu ve meyvelerini veren tanrı Geb ise, yere uzanmış, yeşil ve siyah tenli bir adam olarak resmedilmiş. Kötülerin ruhlarını tutar, cennete çıkarmazmış. Geb’in 4 çocuğu olmuş: Osiris, Set, İsis ve Neftis. Yer altı ve ölüm tanrısı olan Osiris, kızkardeşi İsis ile evlenmiş, diğer erkek kardeşi Set tarafından da öldürülmüş. Set, kötü bir tanrı olarak biliniyor. O zaten “kaos” tanrısı. Her türlü düzensizliğin sebebi olarak görülmüş.

İsis ise sevilen bir tanrıça. Anneliği, doğurganlığı, tedaviyi ve verimliliği temsil ediyor. Bir de büyücülüğü. Evrenin en büyük büyücüsü olarak şöhret yapmış. Bir çift boynuzun arasında güneş diski bulunan akbaba şeklinde şapka giymiş bir kadın olarak gösteriliyor. Tanrıça İsis’i oğlu Horus‘u kucağında emzirirken gösteren çok sayıda heykel ve resim var. Şefkatli ve koruyucu anne olarak tanrılar ile insan arasında bağlantı noktası olmuş. Set’in paramparça edip Nil nehrine attığı kocası Osiris’i büyüleri sayesinde hayata döndürmüş.

Oğul Horus da en önemli ve en eski tanrılardan. Babasını öldüren hain amcası Set‘ten intikamını almış ve tüm firavunların koruyucusu olmuş. Cennetin hükümdarı sayılırmış. Bu şahin başlı tanrının sağ gözü güneş, sol gözü ay olarak algılanmış.

Ünlü Firavunlar

Antik Mısır’da firavunlar da neredeyse tanrılar kadar önemli. Zaten, hükümdar olmanın yanı sıra tanrısal özelliklere de sahip oldukları düşünülürmüş. Ünlü firavunlardan bazılarına bir göz atalım:

II.Ramses, birçok tarihçiye göre, İsrail oğullarına eziyet eden ve Musa peygamber ile mücadele eden firavun. Musa, asası ile Kızıl Denizi ikiye bölüp açılan yoldan kölelerle geçerken, onları kovalayan Ramses ve adamları denizin kapanması ile boğulmuş. Ramses, her canlının kendinden korkmasını isteyen savaşçı bir firavun. Bir dağın içini oydurtarak, koskoca Ebu Simbel tapınağını 2 yılda yaptırmış. Ramses, 60 yıllık hükümdarlıktan sonra, 90’lı yaşlarında ölmüş. Dünyanın en büyük sütunlu tapınağı olan Karnak da onun eseri.

9 yaşında Firavun olan Tutankamon ise, Akhenaton’un oğlu. 19 yaşında başına aldığı bir darbe ile ölmüş. Mezarı korunarak çıkarılan tek Firavun olduğu için önem taşıyor. Mumyası Krallar vadisinde, Luksor şehrinde. İki odadan oluşan mezarının ilk odasında bir at arabası, tahtı ve hayattayken kullandığı paha biçilemez eşyalar bulunmuş. Bunların en değerlisi üstü taşlarla bezeli altın maskesi. Mühürlü kocaman bir tahta lahit içinde mükemmel işçiliğiyle som altından, 120 kg ağırlıkta bir tabutu var. Duvarlarda, eşi Ankesenamon ile bağlılıklarını resmeden figürler mevcut.

Tutankamon’un babası Akhenaton, ünlü Nefertiti‘ nin eşi. Mısır firavunları, çok tanrılı din yoluyla kendilerini de tanrılaştırıp halktan mutlak itaat isterlerken, Akhenaton, tek bir yaratıcıya inanmış ve çok tanrılı Mısır dinini yasaklayarak tek tanrılı Aten dinini kurmuş. Ancak, ayrıcalıklarını kaybetmekten korkan Amon Rahipleri ve onları destekleyen bazı askerlerin baskısına maruz kalmış ve zehirlenerek öldürülmüş. Ölümünden sonra kurduğu din de çökmüş.

Kraliçe Nefertiti, Tutankamon’un da üvey annesi. Politik ve dini açıdan döneminin en güçlü kadınlarından biri. Büstü en çok kopyalanan eski Mısır eseri, güzelliği ise bir efsane.

Hayatı ve ölümü pek çok edebiyat, tiyatro, müzik, resim, sinema eserine konu olan İskenderiye doğumlu Kleopatra ise antik dönemin son kraliçesi. Tahta 18 yaşında çıkmış. Kardeşi tarafından iktidardan uzaklaştırılıp sürgüne yollanmış ama, iktidara geri dönüşü Roma imparatoru Sezar ile kolkola olmuş. Bu hırslı ve cesur Kraliçe, Sezar öldürülünce umutsuzluğa kapılsa da Roma imparatorluğunun ikiye bölünmesi ile önünde yeni bir kapı açılmış. Doğu Roma imparatoru Markus Antonius, Kleopatra’ya delice aşık olmuş. Bir süre Tarsus’ta yaşamışlar. Çok zeki olan ve iyi bir eğitim alan Kraliçenin, dokuz dil bildiği söyleniyor. Kleopatra öldüğünde 39 yaşındaymış. Ölümü Ptolemais hanedanının ve aynı zamanda da Firavun döneminin sonu olmuş.

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1