New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

BALIKLARLA DANS
ŞARM EL ŞEYH

 
Şarm el Şeyh, Sina Yarımadasının güney ucunda. Etrafı çölle çevrili olan bu sahil şehrinde, kış aylarında bile denize girmek mümkün. Masmavi bir deniz, mercan kayalıkları, çeşit çeşit kuşlar ve rengarenk balıklar, kısacası büyülü bir dünya sizi bekliyor.

Şarm el Şeyh, “Şeyhin Koyu” anlamına geliyor ve Arapçada “Şarmeşşeyh” diye telaffuz ediliyor. Ama halk arasındaki adı sadece “Şarm”. Burası, 20 yıl öncesine kadar, Sina yarımadasının güney ucunda küçük bir balıkçı kasabası iken, gizli güzellikleri fark edilince dünyanın dikkatini üzerine çekmiş. Muhteşem doğası, sualtı turizmine uygunluğu ve son yıllarda yapılan yatırımlar sayesinde de, kısa sürede gözde bir uluslararası tatil merkezi haline gelmiş. Bir yanı Kızıl Deniz, bir yanı da Sina çölü olan Şarm el Şeyh’de, kendinizi adeta doğal bir akvaryum olan Kızıl Deniz’in berrak sularına bırakabilirsiniz veya çölde 4x4 araçla safari ya da çöl kayağı yapabilirsiniz. Kongre turizmi için de çok uygun olan kentte, ayrıca lüks mağazalardan alışveriş yapma imkanları da bulunuyor.

Naama Koyu

Şarm el Şeyh kısa bir süre içinde gözde bir turizm beldesi haline dönüşünce, turistik tesisler kasabanın içinde değil, hemen bitişikteki “Naama” koyunda yoğunlaşmış. Böylece, kendiliğinden iki farklı mahalle oluşmuş: “Eski şehir” ve “Naama”.

Eski şehrin Eski Çarşı’sı biraz bizim Kapalı Çarşı gibi. Üstelik, her gece bir meydanda Arap müziği eşliğinde dans gösterileri yapılıyor. Yeni şehir Naama ise lüks mağazalarla dolu. Sahil şeridinde lüks oteller sıralanıyor, hemen arka tarafta da çöl var. Naama, eski şehirden daha kalabalık ve coşkulu bir bölge. Gecelerinizi dünya standartlarındaki cafe’lerde, bar, restoran, disko ya da gece kulüplerinde, kumarhanelerde, hatta dilerseniz tanura dansı eşliğinde “1001 gece” eğlenceleri ile geçirebilirsiniz. Yol kenarlarında sıralanan kahvelerde ise, minderlerin üzerinde dinlenerek çay veya Türk kahvesi içmek ve nargile tüttürmek mümkün.

Su altı cenneti

Şarm el Şeyh’e gelen turistlerin büyük bir bölümünü su altı meraklıları oluşturuyor. Kızıl Deniz’in bu konuda sunduğu imkânları zaten bilmeyen kalmadı. Yörede birçok dalış noktası var. Tiran Adası yakınlarındaki resifler ve Ras Muhammed Burnu en gözde yerler. Tiran Adasının karşısındaki Laguna ve bir gemi batığının bulunduğu Gordon mercan kayalıkları oldukça popüler. Resifin üst kısımları, yani su yüzüne yakın bölümler sert ve yumuşak mercanlarla kaplı. Mercanlar, tek hücreli deniz yosunlarıyla birlikte güvenli bir yaşam ortamı yaratıyorlar. Balıklar belli bir mesafeye kadar insanlardan korkmuyorlar, ama iyice yaklaştığınızda mercan kayalıklarının arasındaki yarıklara girip saklanıyorlar.

Sina Yarımadası’nın en güney noktasındaki Ras Muhammed Burnu, dünyanın en büyük su altı milli parkı. Burası tüm akıntıların kesiştiği nokta. Bu durum birçok besin maddesinin, dolayısıyla da balıkların buraya gelmesini sağlıyor. Bu zengin biyoçeşitlilik, Ras Muhammed‘i, dünyadaki en güzel, en iyi dalış noktası yapıyor. Deniz renginin turkuazla çivit mavisi arasında dolaştığı milli parkta su öyle pırıl pırıl ki, insan kristal bir rüyada yüzüyormuş hissine kapılıyor. Ras Muhammed’de dalış yapanlar en çok Köpekbalığı ve Yolanda resiflerini beğeniyorlar. Dalgıçların girebileceği, küçük mağaralar da var. Akıntının fazla olduğu yerlerde büyük sürüler oluşturan barakudalar, yarasa balıkları, dev mürenler, deniz tavşanları, anemonlar, deniz atları, deniz yıldızları, aslan balıkları, vatozlar, süngerler, insan ölçülerinde deniz kaplumbağaları, Napolyon balıkları ve daha niceleri göze çarpıyor. Park, aynı zamanda leyleklerin uzun yolculuklarında da bir mola yeri. Yazın hava sıcaklığı 40-45 derece ama nem olmadığı için sıcak dayanılabilir dozda. Ras Muhammed milli parkı, mangrov ormanına da sahip. Ender rastlanan mangrovlar, tropik kıyılarda, tuzlu ya da acı sularda büyüyorlar. Destek kökleriyle değişik bir görüntüye sahip bu ağaçlar, tuzlu suyu damıtarak kullanılabilir hale getiriyor, kıyıları da erozyondan koruyor. Parkın içinde yer alan Magic Lake bir lagün gölü, yani açık denizden kum setiyle ayrılarak göl biçimini almış sığ bir koy. Deniz suyundan iki kat daha tuzlu olduğu için burada yüzmek, çok değişik duygular yaratıyor insanda.

Şarm el Şeyh’de dalmak için bir dalış ustası olmaya gerek yok. Maske, palet ve şnorkelle resiflerin üzerinde çok rahat dolaşılabiliyor. Zaten biyo-çeşitliliğin en yoğun olduğu kısım ilk 10 metre. Güzelliği tarif edilemeyen bu sualtı dünyası, dibi cam teknelerle de keşfedilebiliyor. Altınızdan akıp giden bu renkli hayatı seyretmek inanılmaz bir keyif. Arkanızdan atlayan bir balığın deniz yüzeyine çarparken çıkardığı sesi duymak, bacaklarınızın arasından geçişini hissetmek ya da dibe ulaştığınızda tanık olduklarınız, tarif edilemez bir deneyim. Tabii beraber yüzdüğünüz balıkların fotoğraflarını çekmek de…

Doğal yaşamın koruma altına alındığı bölgede mercan kayalıkları zarar görebileceği için gemilerin denize demir atmalari yasak. Ya birbirlerine, ya da önceden belirlenmiş şamandıralara bağlanıyorlar. Dalıcılar için de dalış eldiveni ve bıçağı kullanmak yasak. Bu hem denizdeki canlıları, hem de sualtından gelebilecek zararlara karşı dalıcıları koruyor. Bölgeden mercan parçası, deniz yıldızı ya da taş vs. gibi şeylerin başka yerlere götürülmesine de izin verilmiyor.

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1