New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

EKONOMİNİN CAN DAMARI
PETROL VE DOĞALGAZ

Azerbaycan dünyanın önde gelen petrol ülkelerinden biri. Burada Ortaçağdan beri petrol üretimi yapılıyor. Bugün de ekonomisinin yüzde 75’ini petrol ve doğalgaz oluşturuyor. Azerbaycan, petrolü ve doğalgazı hem üreten, hem de dünyanın başka bölgelerine ulaştıran çok özel bir ülke.

 

Petrol üretimi konusunda dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olan Azerbaycan, bu alanda çok eskilere giden tarihi ve üretimde edindiği deneyimlerle de öne çıkıyor. Azerbaycan’da, Ortaçağ’dan beri petrol üretildiği bilinen bir gerçek. 17. yüzyılda Bakû’yu ziyaret eden Evliya Çelebi bile, “Bakû kalesinin çevresindeki 500 kadar kuyudan asidi arıtılmış siyah ve beyaz yağlar çıkarılıyor” diye yazmış. Tabii, o zamanlar petrol öncelikle yakacak olarak; zaman zaman da tıbbi tedavilerde, ya da askeri amaçlarla kullanılıyormuş. Petrolün stratejik bir enerji maddesi olarak endüstride bugünkü önemli yerini alması, 18. ve 19. yüzyıllarda dünyayı saran sanayi devrimi ile başlıyor. Petrola olan talebin, deyim yerindeyse, aniden patlaması, dikkatlerin derhal Azerbaycan üzerinde yoğunlaşmasına neden olmuş ve yine deyim yerindeyse, ülkeye dalga dalga yabancı sermaye yağmış. Bu dönemde, Bakû’nun petrol üretimi konusundaki yeni buluşların ve ileri teknoloji kullanma denemelerinin merkezi haline geldiği ve hızlı bir zenginleşme süreci yaşadığı görülüyor.

Nobel kardeşler Bakû’da

Dünyada, modern anlamdaki ilk petrol kuyusu, 1847 yılında, Bakû yakınlarındaki Bibi-Heybet’te açılmış. 21 metre derinliğindeki bu kuyunun ardından, Balakhani’de açılan ikinci kuyuda da üretime geçilmiş. Bu kuyuların tarihi önemini vurgulayabilmek için, ABD’deki ilk petrol kuyusunun Bibi-Heybet’den 10 yıl sonra, 1857 yılında açıldığını belirtelim. Tabii, o yıllarda üretim nisbeten ilkel yöntemlerle, örneğin elle çalıştırılan pompalarla yapılıyormuş. Ama yine de çok hızlı bir petrol endüstrisinin doğmaya başladığı, hemen o yıllarda Surakhani’de bir “kerosen” fabrikasının, Pirallahi adasında da bir “parafin” fabrikasının açılmasından anlaşılıyor.

İlk petrol kuyularının açılmasının ardından, Bakû’de peş peşe kurulan Petrol şirketleri, üretilen petrol miktarını dev boyutlara taşımaya başlayınca, şehir de çok zenginleşmiş. Petrol zengini yerli ve yabancı firma sahipleri Bakû’da muhteşem villalar yaptırıp, son derece lüks bir yaşam tarzının yaratıcı olmuşlar. Bu villalardan bazıları bugün de yerlerinde duruyor ve o dönemle ilgili somut bilgiler veriyorlar.

O dönemde, Bakû’nun parlak gelişimini gören ve burada petrol şirketi kuranlardan biri de, ünlü Nobel ödülünün kurucusu, mucit ve bilim adamı Alfred Nobel ile kardeşleri. 1873 yılında, o sıralar Amerika’dan aldığı petrolü Finlandiya’ya satmakta olan, Robert Nobel, yani kardeşlerin en büyük olanı, Azerbaycan’da yeni fırsatlar olduğunu görüyor ve bizzat Bakû’ya gelerek Abşeron yarımadasında incelemeler yapıyor. 1875 yılında da, Robert, Ludvig ve Alfred Nobel’in Azerbaycan’daki petrol faaliyetleri başlıyor.

Dünyanın ilk petrol tankerini de Nobel kardeşler yapmışlar. 1877’de inşa edilen bu geminin adı “Zoroaster”, yani “Zerdüşt”. Bilindiği gibi, islâm dini öncesinde, bölgede Zerdüşt tarafından çıkarılmış olan dine inananlar yaşamaktaydı. Ortanca kardeş Ludvig Nobel’in yeni ve modern bir rafineri modeli tasarlaması üzerine, Nobel kardeşler,1879 yılında “Nobel Kardeşler Petrol Kumpanyası” ismiyle kendi şirketlerini kurmuşlar. Daha sonraki yıllarda başarıdan başarıya koşan şirket, bir dönem, Bakû’de çıkan petrolün yarısını üretir hale gelmiş. Nobel’lerin 1882 yılında, büyük bir parkın içinde inşa ettirdikleri “Villa Petrolea” isimli muhteşem villa, bugün bile dillere destan.

Ortanca kardeş Ludvig Nobel, 1888 yılında, Fransa’da ölmüş. Bir Fransız gazetesi, Ludvig ile dinamitin mucidi olan kardeşi Alfred Nobel’i karıştırıp, “Ölüm taciri öldü” diye bir haber yayınlamış. Kendisinin “ölüm taciri” olarak nitelenmesine çok üzülen Alfred Nobel, bir vakıf kurarak, ölümünden sonra Nobel ödüllerinin verilmesini vasiyet etmiş. Vakfın gelirlerinin yüzde 12’si, günümüzde de Nobel Vakfının Azerbaycan petrollerinden elde ettiği gelirden sağlanıyor. Nobel’lerin Azerbaycan’daki işleri, 1917 Sovyet devriminden sonra bozulmaya başlamış. Sahip oldukları varlıkları Bolşevik iktidara devretmek zorunda kalmışlar. Nobel’lerin varisleri, Kızılordu’nun 1920’de Bakû’ya girmesinin ardından, şirketlerini Amerikan “Standart Oil” firmasına satıp petrol işinden çekilmişler.

“Neft daşları”

1901 yılında, Azerbaycan 11,5 milyon tonluk petrol üretimiyle, dünya birincisiymiş. 2010 yılında, artık daha çok üretim yapan başka ülkeler var. Ama Azerbaycan’ın 2010 yılı üretimi de 50,8 milyon ton. Ülkedeki petrol rezervlerinin ise 270 milyar varil olduğu hesaplanıyor.

Azerbaycan, sadece karadaki kuyulardan değil, denizden de petrol çıkarma konusunda öncü bir ülke. 1949 yılında, Hazar Denizi’nin karadan 40 km açığında petrol bulunması, üretimde yeni bir dönemin de başlangıcı olmuş. Bakû’dan 100 km uzaklıkta kurulan sondaj platformu, zaman içinde genişleyerek alışılmadık bir şehir haline dönüşmüş.

Buraya “Neft Daşları” diyorlar. Yani, “Petrol Kayaları”. Dünyada, denizin ortasında beton direkler üzerine inşa edilmiş ilk şehir. Petrol üretiminde çalışan mühendisler ve işçiler, aileleriyle birlikte burada yaşıyorlar. Yan yana platformları birbirine bağlayan, köprü biçimindeki yollardan arabanızla giderek, okula, hastaneye, ya da alışveriş alanlarına ulaşabilirsiniz. Denizin ortasında 8-10 katlı blok apartmanları görmek insanı şaşırtıyor. Birbirine paralel uzanan karmaşık bir boru hatları sistemi de manzaraya dahil bulunuyor. Neft Daşları, sanki dünyanın dışında yer alan, tıpkı bir uzay istasyonu gibi, yeryüzünde başka bir benzeri de olmayan çok farklı bir âlem.

Enerji nakil sistemi

Azerbaycan’ın en önemli ihracat kalemi petrol. Azerbaycan bütçesindeki toplam gelirin yarısı petrol ihracından geliyor. Buna doğalgaz da eklenince, toplam ihracatın yüzde 90’ının petrol ve doğalgazdan oluştuğu görülüyor. Bu önemli miktarların başka ülkelere nakledilmesi zorunluluğu, Azerbaycan’ı petrol ve doğalgaz boru hatları konusunda da uzman bir ülke haline getirmiş. Halen Rusya’ya gönderilen petrol ve doğalgaz hatlarının yanı sıra, Türkiye üzerinden ihraç edilen enerji de önemli boyutlarda.

Kısaca “BTC” olarak bilinen “Bakû-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı”, 2006 yılında hizmete açılmıştı. Bakü’den başlayıp Gürcistan üzerinden geçerek Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki Ceyhan’da son bulan bu hat sayesinde, Azerbaycan’ın Hazar kıyısındaki petrol sahalarından elde edilen petrol en hızlı ve ekonomik şekilde dünya pazarlarına taşınıyor. Ucuz ve istikrarlı enerji kaynaklarına sahip olabilmenin birincil önem taşıdığı günümüzde, BTC Boru Hattı stratejik bir öneme sahip. BTC’nin uzunluğu 1760 km. Toplam maliyeti ise yaklaşık 4 milyar dolar.

Doğalgaz konusunda ise, toplam rezervi 2,2 trilyon m³ olan Azerbaycan’ın 2010 yılı üretimi 27 milyar metreküp olmuş. Bu rakamın, 2020’de 54 milyar metrekübe çıkması hedefleniyor. Azerbaycan doğalgazı Türkiye’ye “Bakû- Tiflis-Erzurum Doğalgaz Boru Hattı” ile ulaşıyor.

Enerji nakil sistemleri konusunda, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki işbirliği sadece bunlarla da sınırlı değil. Türkiye, Erzurum’a ulaşan Azerbaycan doğalgazının, buradan Avusturya’ya gönderilmesini sağlayacak “Nabucco” projesinin önemli bir aktörü olmanın yanında, “TAP” ve “ITGI” projelerinin içinde de yer alıyor. Kısaca “TAP” olarak adlandırılan “Trans Adriyatic Pipeline” projesi, Azerbaycan doğalgazının Türkiye’den Yunanistan’a, oradan Arnavutluk’a, oradan da deniz altına döşenecek boru hattıyla İtalya’ya ulaştırılmasını öngörüyor. Kısa adı “ITGI” olan “Interconnector Turkey-Greece- Italy” projesi de, aynı şekilde, Azerbaycan doğalgazını Güney Avrupa’ya ulaştırmayı hedefleyen diğer bir çalışma. Bu proje ile yılda 10 milyar metreküp doğalgazın Avrupa’ya taşınması amaçlanıyor.
 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1