New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

TÜRKİYE’NİN SINIR KOMŞUSU
NAHÇIVAN

 

Azerbaycan’a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti, İran ile Ermenistan arasında yer alıyor. Türkiye ile de kısa bir sınırı var. Azerbaycan ile bağlantısı hava yolu ile yapılan Nahçıvan, küçük bir kent ama kültür varlıkları çok yüksek.

Nahçıvan şehri, kendi adını taşıyan “Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti“nin başkenti. Nahçıvan Cumhuriyeti ise, Azerbaycan sınırları dışında, ama Azerbaycan’a dahil olan bir bölge. Kuzeyinde ve doğusunda Ermenistan, güneyinde ve batısında ise İran var. Nahçıvan, ayrıca Türkiye ile de sınır komşusu. Kuzey-Batı’sında yaklaşık 15 km’lik bir ortak sınır, onu Türkiye ile birleştiriyor. Iğdır‘dan ya da Erzurum‘dan Nahçıvan’a otobüsle gitmek mümkün. Ama, Bakû‘ye sadece uçakla gidilebiliyor. Çünkü Dağlık Karabağ‘ın Ermenistan tarafından işgal edilmiş olması, Nahçıvan’ın Bakû ile karayolu ve demiryolu bağlantılarını hayli zorlaştırmış.
 
“Biz ölürük, eser kalır yadigâr”
 
Iğdır’dan otobüse bindiğinizde, Aras nehri üzerindeki Hasret köprüsü’nden geçerek 160 km uzaklıktaki Nahçıvan’a kolayca ulaşabilirsiz. İstanbul’dan uçakla da gidilebiliyor. Aras nehrinin kolu olan Nahçıvan çayı kıyısındaki bu düzenli ve sakin şehirde 65 000 kişi yaşıyor. Şehrin, Sovyet döneminden sonra, ana dokusu korunarak yenilenmiş hali, geniş caddeleri, parkları ve son derece modern kamu binaları ile bugün refah ve huzur içinde görünüyor.
 
Aslında, Nahçıvan Azerbaycan’ın en eski şehirlerinden biri. Antik Yunan bilim adamı Ptolemeus, M.Ö. 2. yüzyılda Nahçıvan’dan “refah içinde bir kent” olarak söz etmiş. Asırlar boyunca sürüp giden istilâlar nedeniyle, defalarca yıkılıp yeniden kurulan bu sevimli şehir, artık huzurlu bir bilim ve kültür kenti havasında. Nahçıvan’da halen bir üniversite ve “Azerbaycan Milli İlimler Akademisi”nin şubesi bulunuyor.
 
Nahçıvan’ın en çok ziyaret edilen yeri, Mümine Hatun Türbesi. Bu türbe, 12.yüzyılda, Atabey İldeniz Cihan Pehlivan tarafından, 30’lu yaşlarında vefat eden eşi Mümine Hatun adına yaptırılmış. Selçuklu mimari özellikleri sergileyen türbe, hafif eğri duruyor. Horasan harcı kullanılarak tuğladan inşa edilen kümbetin dış sütunlarında Yasin Suresi tekrarlanmış. Üst kısmında mimarının kûfî yazısıyla yazılmış bir sözü var: “Biz gedirik, ancak kalır rûzigâr. Biz ölürük, eser kalır yadigâr“. Bu son derece estetik türbe, dış cephesindeki yüksek nişler, aralarında turkuaz çinilerin parladığı geometrik desenler ve ince ince işlenmiş hatlarıyla tam bir başyapıt.
 
Nahçıvan Kalesinin yanındaki Nuh Peygamber Türbesi de kutsal yerlerden. Türbenin tam karşısında, ortasındaki yarıkla olağanüstü bir görüntü sergileyen Gemikaya bulunuyor. Rivayete göre Nuh Tufanı burada yaşanmış; dağ yarılıp Nuh’un gemisine yol vermiş ve o yarıktan geçen gemi Gemikaya’ya çıkmış. Nahçıvan’da ayrıca, 12. yüzyıl eseri, sekizgen Atababa türbesini ve Stalin döneminde Sibirya’da ölen Hüseyin Cavit’in 1993’te beyaz mermerden yapılmış olan kabrini de görmek gerekiyor.
 
Nahçıvan’daki Devlet Halı Müzesi’nin dünyada bir benzeri yok. 14.yüzyılda kışla olan binada bugün sergilenen 18-20.yüzyıllara ait KubaŞirvan, Tebriz, Nahçıvan, Karabağ ve Gence halılarına paha biçilemiyor. Müzenin en kıymetli eseri, 8 kadın tarafından 8 ayda tamamlanan, 1,2 milyon adet ilmikli Haydar Aliyev halısı. Nahçıvanlı olan merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev‘in anısının yaşatıldığı Haydar Aliyev Müzesi de, özellikle geceleri ışıl ışıl.
 
Şehirde ayrıca, Devlet Tarih Müzesi, Edebiyat Müzesi, ilk oyunun 1883’te sergilendiği Müzik ve Drama tiyatrosu, ünlü Azerbaycanlıların müzeye dönüştürülmüş evleri gezebileceğiniz diğer mekanlar. Halk kahramanı Köroğlu’nun heykeli, şahlanmış atının üstünde şehri korurken, ana vatanı Nahçıvan olan Dede Korkut’un heykeli de çok güzel bir meydanda masallarını anlatmak üzere ziyaretçilerini bekliyor.
 
Tuz hastanesi
 
Nahçıvan’a 14 kilometre uzaklıktaki Tuz Dağı Mağarası’nda ise astım, bronşit ve nefes darlığı çeken hastalara şifa dağıtan ilginç bir hastane var. Yerin 180 metre altında bulunan bu hastane dünyada tek. Mağaradaki ısı yaz-kış 18-20 derece. Hastalar geceyi burada geçirip sabaha kadar havadaki iyotu teneffüs ediyorlar. Bu tedavinin çok olumlu sonuçlar verdiği herkes tarafından kabul ediliyor.

 

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1