New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

ÇOK YÖNLÜ
KÜLTÜR YAŞAMI

 
Karadağ’ın hem tarihî geçmişi, hem de coğrafî konumu, ülkede çok yönlü bir kültür oluşmasını sağlamış. Bu zenginlik, sanatta da, kültürel konularda da, folklorda da kendisini gösteriyor.

Genel olarak, Karadağ’da hem Akdeniz, hem de Balkan Kültürünün bir arada bulunduğu söylenebilir. Ancak, biraz derinlemesine bakıldığında, ülkedeki kültür yaşamının, eski çağlardan bu yana, Antik Yunan ve Roma uygarlıklarından, Bizans’tan, Venedik’ten, Sırp ve Osmanlı etkilerinden, A v u st u r y a - M a c a r i s t a n döneminden, ve nihayet Yugoslavya’dan izler taşıdığı kolayca fark edilebiliyor. Hristiyan ve İslâm değerlerinin yan yana varlığını sürdürdüğü Karadağ, bu birlikteliği karşılıklı hoşgörüyle yaşatmayı bilmiş. Ülkedeki tüm etnik grupların yaşam tarzlarını ve kültürel özelliklerini müzelerde görmek mümkün. Karadağ müzelerinde, bu konularda 12.000’den fazla obje sergileniyor.

Matbaa ve folklor

Karadağ, Balkanlardaki ilk matbaanın kurulduğu yer. 1492 yılında, Çetinye’de kurulan Crnojevici matbaasında “Oktoih” isimli kitabın baskısı yapılmış. Zaten Karadağ, yayınları ile ünlü bir ülke. Matbaa öncesinden kalma çok sayıda el yazması eser de, halen eski manastırların kitaplıklarında korunuyor. Ülkenin ilk gazetesi ise, 1871’de yayına başlayan “Crnogorac” gazetesi.

Karadağ’ın yazılı olan ya da olmayan halk hikayelerinde, mertlik, tevazu, dürüstlük ve onur gibi kavramlar önde geliyor. Karadağ ulusu için, bu değerlerden vaz geçmek söz konusu değil. Örneğin, savaşa gidenlerin ölmesi çok onur kazandırıcı ama, esir düşmesi çok onur kırıcı sayılıyor.

Bu temaları, destan şarkılarında ve folklor danslarında görmek de mümkün. Karadağ’da folklor dansları “Oro” diye adlandırılıyor, kız ve erkek dansçılar bir halka oluşturarak birlikte dansediyorlar. Müslüman Karadağlıların, özellikle düğünlerde yaptıkları dansın adı ise, “Şota”. Burada davul, ritmi belirleyen önemli bir çalgı. Destan şarkıları ise “guzla” adındaki tek telli bir sazdan verilen ritm eşliğinde söyleniyor. Destan şarkılarını söyleyenler halk arasında çok sevilen ve adetâ anlattıkları kahramanlarla özdeşleştirilen kişiler.

Sanat ürünleri

Karadağ’da, geçmişten günümüze kadar çok sayıda mimari eser bulunuyor. Özellikle, Adriyatik kıyısındaki kentler dinî mekânlarıyla ünlü. Bazıları minik adacıklar üzerine inşa edilmiş olan küçük kiliseler bir mücevher gibi. Ülkenin iç kesimlerinde ise, Bizans etkisini taşıyan yapılar görülebiliyor. Tabii, Osmanlı mimarisinden bazı örneklerin varlığına da dikkat çekebiliriz.

Müzik, ülkede hem seviliyor, hem de öğrenimine önem veriliyor. Podgorica’da ve Kotor’da, klâsik müzik eğitimi veren birer konsevatuar var. Tiyatro’nun kalbi ise, Podgorica’daki “Karadağ Ulusal Tiyatrosu”nda atıyor. Budva’da da bir şehir tiyatrosu faaliyette. Çetinye’deki “Drama Fakültesi”, bu tiyatrolara sanatçı yetiştiriyor. Resim ve heykel alanında ünlü ve yetenekli sanatçılara sahip olan Karadağ’da, Çetinye Güzel Sanatlar Fakültesi yeni değerler yetiştirmeyi sürdürüyor. Günümüzün en ünlü Karadağlı ressamlarından olan Vojo Staniç, günlük hayattan görüntüler çizmekle ünlü. Karadağ Bilim ve Sanat Akademisi’nin de üyesi. Boris Dragojeviç ise, yetenekli bir sürrealist ressam olarak tanınıyor.

SVETLANA DRAGOJEVİÇ

Geçtiğimiz Haziran ayı başlarında, önemli bir Karadağlı ressam, Svetlana Dragojeviç, Ankara’da kişisel sergi açtı. Cer Modern Sanat Galerisinde sergilenen eserler Ankaralı sanatseverlerin beğenisini kazandı.

Svetlana Dragojeviç, Kotor doğumlu genç bir sanatçı. Güzel Sanatlar Fakültesini bitirmiş, ayrıca Restorasyon ve Konservasyon eğitimi görmüş. Yaşamının 7 yılını Londra’da ve Malta’da geçirmiş. Londra’da, Sırbistan’da ve Karadağ’da ödüller kazanmış. 15 kadar kişisel sergi açmış, 40’a yakın da grup sergisine katılmış.

Dragojeviç’in Ankara’daki sergisi “Şehir Ütopyası” adını taşıyordu. Sanatçı ziyaret ettiği kentlerin temel parçalarını kendi hayalindeki unsurlarla birleştirerek hayali görüntüler meydana getirmiş. Bir bölümü çizim, bir bölümü suluboya, ama çoğunluğu da tuval üzerine akrilik olan resimler, her şehrin farklı dokularını anlatsa da, garip bir şekilde bütünlük sağlıyor, zıtlıkları bir araya getiriyor.

Dragojeviç’in Ankara’daki sergisi sadece bir sanat etkinliği olarak kalmadı, Türkiye ile Karadağ arasında bir kültürel bağ da oluşturdu. Karadağ’ın Ankara’daki Büyükelçisi Ramo Braliç, gelecekte iki ülke arasındaki değişimlerin artacağını ve bu tür kültürel etkinliklerin daha sık düzenleneceğini söylüyor.

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1