New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

GENÇ, GÜZEL ve DİNAMİK
KARADAĞ

 

Bağımsızlığını 2006 yılında ilân eden Karadağ dünyanın en genç iki ülkesinden biri. Doğasının güzelliği ile tanınan Karadağ, şimdilerde dinamik bir kalkınma çabası içinde bulunuyor ve Avrupa Birliği üyesi olmak istiyor.

 

Karadağ Devleti, güney-doğu Avrupa’da, Balkan yarımadasının batı kesiminde yer alıyor. Yerel dilde ülkenin adı Crna Gora. Uluslararası camiada ise genellikle Montenegro olarak anılıyor. Bu sözcüklerin hepsinin anlamı aynı. Yani, Karadağ. Bu isim, ülkenin yarısını oluşturan, üzeri koyu renk ormanlarla kaplı dağlık alanlardan geliyor. 13 812 km² olan yüzölçümü ile küçük bir ülke olan Karadağ, doğal güzellikleriyle ünlü bir turizm bölgesi.

Karadağ’ın kuzey-doğusunda Sırbistan, doğusunda Kosova, güneyinde Arnavutluk, kuzey-batısında ise Bosna-Hersek yer alıyor. Ayrıca, batısında Hırvatistan ile kısa bir sınıra ve Adriyatik kıyısında yaklaşık 300 km’lik muhteşem bir sahil şeridine sahip. Ülkenin başkenti, Yugoslavya zamanında Titograd olarak bilinen, Podgorica.

Şaşırtan çeşitlilik

Karadağ’ın değişken bir arazi yapısı var. Kuzeyde zengin verimli ovalar, doğuda yüksek dağ kümeleri, güneybatıda ise, 2-6 km eninde bir kıyı şeridi yer alıyor. Ayrıca, yeraltı ve yerüstü mağaraları ile erozyon sonucu oluşmuş, yumuşak kalker yapısı ile ilginç görüntülere sahip karstik alanlara da rastlanabiliyor. Ülkenin kuzeyinde karasal iklim, güneyde ise Akdeniz iklimi görülüyor.

İlginç bir körfez olan Kotor’un iç tarafındaki zirveler Avrupa’nın en çok yağış alan yeri. Ülkedeki en alçak vadi ise, aynı isimli nehrin geçtiği Zeta vadisi. Niksiç yakınlarında doğan Zeta nehri, Podgorica’nın hemen kuzeyinde Moraca nehri ile birleşiyor. Moraca’nın suları Skadar (yani İşkodra) gölüne dökülürken, gölden çıkan Bojana nehri de yolunu iki kollu bir delta ile Adriyatik denizinde tamamlıyor. Taşımacılığa uygun bir su yolu olan Bojana nehrinin kollarından biri Arnavutluk ile sınır oluşturuyor. Deltanın iki kolu arasında kalan üçgen ise, aynı zamanda Karadağ’ın Adriyatik kıyısındaki en büyük adası. Buraya “Ada Bojana” deniyor. Siz, “Boyana Adası” da diyebilirsiniz. İncecik kumuyla ünlü Ada, Avrupa’da bulunmayan, çok özel bitkiler ve kuşlar barındırıyor.

Balkan yarımadasının en büyük gölü olan İşkodra gölü, artık Avrupa kıtasında ender bulunan pelikanlarıyla ünlü bir doğal rezerv. Gölün yaklaşık üçte ikisi Karadağ, kalan bölümü de Arnavutluk sınırları içinde. Bu arada, İşkodra sözcüğünün “Üsküdar” anlamına geldiğini de ilginç bir bilgi olarak ekleyelim. Gölün batısında, Karadağ için çok önemli olan Rumiya ve Lovçen dağları var. Rumiya, özellikle Ortodokslar için kutsal bir dini alan ama diğer dinler için de önemi büyük. Ortodokslar, Katolikler ve Müslümanlar, burada tam bir tolerans ortamı içinde yaşamlarını sürdürüyorlar ve bir çok dinî törene de birlikte katılıyorlar. Turistlerin gözdesi Lovçen Dağı ise, binden fazla bitki türü ile ilgi çeken bir ulusal park.

Çetin ceviz

Karadağ devletinin geçmişi 9. yüzyıla kadar gidiyor. O zamanlar, Duklja adını taşıyan bir devlet, Bizans İmparatorluğu’na dahil olarak varlığını sürdürmekteymiş. 1042 yılında, Kral Vojislav, Bar şehri yakınlarındaki savaşta Bizans’ı yenilgiye uğratınca, Duklja bağımsız bir devlet olmuş. Ama 12. yüzyılda, Sırbistan’ın kontroluna girmekten kurtulamamış. Karadağ’ın Osmanlılarla ilişkisi ise 16. yüzyılın ortalarında başlıyor. Bütün Sırbistan’ı ele geçirmiş olan Osmanlı İmparatorluğu, kendisine direnmeye devam eden Karadağ ile başa çıkabilmek için, bu çetin ceviz ülkeye özerklik vermiş. Böylece, Karadağlılar kendi topraklarında hükümranlıklarını sürdürüp, kültürlerini ve kimliklerini korumuşlar. Tam bağımsızlık ise, 1878 yılında, Berlin Anlaşmasıyla gelmiş. O tarihte ülkenin başında bulunan Knjaz Nikola, Karadağ tarihinin en önemli simalarından biri. Bilindiği gibi, “Knjaz” Türkçede “Kinyas” şeklinde yazılıyor ve “Prens anlamına geliyor.

Usta bir devlet adamı ve iyi bir şair olarak iz bırakan Prens Nikola, 1841 tarihinde doğmuş, 1860 yılında Karadağ Prensi ünvanıyla devletin başına geçmiş, 1910’da  Karadağ’ın ilk ve tek Kralı olmuş, 1918’de, Birinci Dünya Savaşının ardından, Karadağ’ı da içine alan “Sırbistan Krallığı” tarafından sürgüne gönderilmiş ve 1921 yılında Fransa’da ölmüş. Kral I. Nikola’nın Sultan II. Abdülhamit ile dostane ilişkiler kurduğu ve 30 yıl boyunca iki ülke arasında bir sorun yaşanmadığı biliniyor. Anlatılanlara göre, iki hükümdar arasındaki bu dostluğun başlangıç tarihi 1867. O tarihte, Paris’te düzenlenen bir Dünya Sergisinin açılışına, Avrupa ülkelerinin kraliyet mensupları da davet edilmiş. Davete katılan ve Paris’te büyük ilgi gören Sultan Abdülaziz’in heyetinde, Şehzade Abdülhamit de yer alıyormuş. Abdülhamit’in, o tarihte henüz Prens olan I. Nikola ile Paris’teki törenler sırasında tanıştığı ve birlikte uzun süreli bir dostluk dönemi başlattıkları anlaşılıyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Yugoslavya’yı oluşturan federe devletlerden biri olan Karadağ, 1990’larda Yugoslavya’nın dağılma sürecinde de Sırbistan’la birlikteliğini korumuştu. Ancak, 2006 yılında yapılan bir referandumda, halkın yüzde 55’inin isteği doğrultusunda, Sırbistan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilân etti.

Genç Devlet

Bugün, Karadağ, komşusu Kosova ile birlikte dünyanın en genç iki ülkesinden biri. Bu yıl bağımsızlığının 5. yılını kutlayan ülke, parlamenter demokratik sistemle yönetiliyor. Karadağ’ın bağımsızlığını elde etmesi sürecinde, yirmi yıllık siyasetçi Milo Djukanoviç’in çok etkili işler yaptığını ve lider rolü oynadığını söylemek gerekir. Bağımsızlığın ilânı sırasında zaten Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan Filip Vujanoviç ise, görevini bugün de sürdürüyor. 2008 yılındaki seçimlerde oyların yüzde 51,89’unu alarak ikinci kez seçilen Vujanoviç, eski bir hukukçu ve deneyimli bir siyaset adamı. Daha önce Adalet ve İçişleri Bakanlığı görevlerinde bulunmuş, 5 yıla yakın da Başbakanlık yapmış. Karadağ’da Cumhurbaşkanlığı seçimleri 5 yılda bir yapılıyor. Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri arasında, devleti yurtiçinde ve yurtdışında temsil etmek, seçim çağrısı yapmak, başbakanı, anayasa mahkemesi başkanını ve yargıç adaylarını önermek, meclisi referandum kararı almaya çağırmak gibi önemli konular bulunuyor. Hükümet ise, devletin iç ve dış işlerinden sorumlu. 29 Aralık 2010 tarihinden bu yana, Başbakanlık görevini İgor Lukşiç yürütüyor. 35 yaşındaki Lukşiç halen dünyanın en genç başbakanı. Ekonomi eğitimi görmüş olan başbakan, daha önce 7 yıl kadar Maliye Bakanı olarak kabinede yer almış deneyimli bir siyasetçi.

Tek meclisli olan Karadağ Parlamentosu’nun halihazırda 81 üyesi var. Milletvekilleri 4 yıllık görev süresi için seçiliyor. Seçimlerde oy hakkı, ülkede sürekli olarak 2 yıldan fazla oturanlara ait. Halen Ranko Krivokapiç’in Başkan olduğu Parlamento’nun, yasaları yapmak dışındaki görevleri arasında, Cumhurbaşkanının atadığı Başbakanı ve Başbakanın oluşturduğu Bakanlar Kurulunu onaylamak, diğer ülkelerle yapılan anlaşmaları onaylamak, bütçeyi kabul etmek gibi önemli konular var.

Yargı erkinin yerel mahkemelerde olduğu Karadağ’da, Anayasaya ve yasalara uygunluk ilkesinin korunması, Anayasa Mahkemesi’nin sorumluluğunda. Bu arada, Karadağ’ın, çevre korunması konusunu Anayasa’sına dahil eden ilk ülke olduğunu da belirtelim.

Etnik dağılım

Nüfusu 650 000 olan Karadağ’da, resmi dil Karadağca, fakat Sırpça, Boşnakça, Arnavutça ve Hırvatça da konuşuluyor. Zaten, Arnavutça dışında, bu diller birbirine çok yakın ve çoğu kimse tarafından biliniyor. Halkın yüzde 65’inin Ortodoks olduğu ülkede, Müslümanların oranı yüzde 20 civarında. Az miktarda Katolik ve Protestan olanlar da var.

Etnik dağılım ise şöyle: Karadağlı (%43), Sırp (%32), Boşnak-Müslüman (%13) ve Arnavut (%5). Çok az sayıda Hırvat, Makedon, Roman, Sloven ve İtalyan da var.

Karadağ, 2008’de Avrupa Birliği üyeliği için başvuruda bulunmuş. Euro, zaten ülkede yerel para birimi olarak kullanılıyor. 2010 yılında, AB adaylık statüsünü elde eden Karadağ, artık üyelik görüşmelerinin başlamasına hazır. Görüşmelerin 2011 yılı içersinde başlaması umutla bekleniyor.

 

 
 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1