New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

KARADAĞ’LI TARİHÇİ ŞERBO RASTODER’İN ANLATIMIYLA:
KARADAĞ VE OSMANLI İMPARATORLUĞU

 

ŞERBO RASTODER Karadağ’lı ünlü felsefe profesörü ve tarihçi Şerbo Rastoder, 1956 yılında Berane’de doğmuş. Orta öğrenimini Bar şehrinde, üniversiteyi de Belgrat Üniversitesi Felsefe Fakültesinde tamamlamış. Profesör Rastoder, halen, Nikşiç’deki Felsefe Fakültesinde öğretim üyesi. Karadağ’daki Boşnak topluluğunun önde gelenlerinden olan Profesör Rastoder, Karadağ tarihi hakkında yazdığı eserlerle de tanınıyor. Şerbo Rastoder, Diplomat Atlas için kaleme aldığı bu yazısında, Karadağ’ın Osmanlı İmparatorluğu ile ilişkilerini anlatıyor.

 

 
Karadağ ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki siyasi ilişkiler 14. yüzyılın sonlarında başlamış, 20. yüzyılın başlarında da sona ermiştir. Karadağ-Osmanlı ilişkilerinin başladığı yıllarda, Karadağ’da Zeta Prensliği, Prensliğin başında da Balşiç hanedanı bulunuyordu.
 
Osmanlı İmparatorluğunun büyük fetihler dönemi ise, Sultan II Mehmet’in 1451 yılında tahta geçmesi ile başlamıştır. Balkanlarda bir çok yeri ele geçiren Osmanlılar, 1457 yılında Medun bölgesini de aldıktan sonra, Karadağ topraklarının çevresinde bir Türk çemberi oluşmuş, böylece Karadağ devleti kademe kademe bağımsızlığını yitirmeye başlamıştı. Medun bölgesinin alınmasından yaklaşık yirmi yıl kadar sonra, Bojana’dan Kotor’a kadar Venedik Devletinin elinde kalan dar bir kıyı şeridi dışında, tüm Karadağ devleti kuşatılmış ve 15.yüzyıla kadar hükümdarlığını sürdüren Crnojeviç hanedanı kontrol altına alınmıştı.
 
Karadağ’ı ele geçirdikten sonra, Türkler burada tımar sistemini kurdular. Üç ayrı tımar mülkünden 20.000 gümüş akçe gelir sağlanıyordu. Karadağ’ı bir “Subaşı” yönetiyordu, ama Sultan’ın Karadağ’daki valisi, Ivan Crnojeviç’in ortanca oğlu Stefan’dı. 1498 yılı sonunda, ya da 1499’un başında, Türkler Karadağ’ın ayrı bölge olma statüsünü kaldırdılar ve Stefan’ı görevden alıp, Karadağ’ı İşkodra Sancağı ile birleştirdiler.
 
16. yüzyılda ise, Karadağ’lılara bir tür özerklik verildi. Artık onlar için sadece İstanbul’daki Babıâli’den, ya da bizzat Sultan’dan aldıkları emirler geçerliydi. Yani, Karadağlılar, eğer Babıâli onları savaşa çağırırsa Osmanlı askerleriyle beraber savaşmak zorunda kalıyorlardı ama, Osmanlı’nın diğer bölgeler için atadığı valilerin hiçbiri, vergi toplayanlar da dahil olmadan Karadağ topraklarına ayak basamıyordu.
 
Savaş ve barış
 
Karadağlılar ile Türkler arasında ilk savaş 17. yüzyılda çıkmıştı. Daha sonra başka savaşlarda da karşı karşıya gelindi. Aslında, Karadağ- Osmanlı ilişkilerindeki önemli değişiklikler Piskopos I. Petar Petroviç Njegoş’un ölümünden sonra gerçekleşmiştir. Njegoş’un varisi Prens Danilo, Karadağ- Türk sorununun çözülmesinde büyük ustalık göstermiş, ve bu sorunun ancak Osmanlı İmparatorluğunun Karadağ’ın bağımsızlığını resmi olarak tanıması ve bazı toprakları Karadağ’a vermesiyle çözüme ulaşabileceğini savunmuştur.
 
1876’daki savaş ise, iki ülke arasındaki son savaş olmuştur. Hersek bölgesindeki bir ayaklanma ile başlayan bu savaşta, Karadağ başarılı olan taraf olmuş ve 1878 yılında yapılan Berlin Kongresi’nde Karadağ’ın bağımsızlığını uluslararası arenada kabul ettirmiştir. Berlin anlaşmasıyla, ülkenin yüzölçümü de genişlemiştir. Şöyle ki, Karadağ, Moraça’dan Tara’ya kadar olan toprakları, Kolaşin, Nikşiç ve Podgorica’yı, Poljimlje’nin bir kısmını ve deniz kıyısını kazanmıştır.
 
Savaştan sonra Karadağ ve Türkiye arasında diplomatik ilişkiler oluşmuş ve. Türkiye’nin ilk Elçisi Halit Bey, o zamanki başkent Çetinye’ye Ekim 1879’da gelmiştir. Çetinye’deki Elçiliğin yanı sıra, Bar şehrinde Türkiye’nin bir Konsolosluğu da vardı.
 
1883 yılında Prens Nikola, ilk kez Sultan Abdülhamit’i ziyaret etti ve yüksek düzeyde törenlerle karşılandı. Sultan, Prens Nikola’ya pahalı hediyeler, takılar, yat, bir at ve kişisel hediye olarak da Emirgân’da bir köşk verdi. On yıllarca süren bir barış döneminin ardından, 1912 yılında, Karadağ ile Osmanlı İmparatorluğu arasında yeniden savaş başladı. Kral Nikola’nın doğum günü olan 25 Eylül 1912 tarihinde başlayan bu savaşla birlikte, Birinci Balkan Savaşı da başlamış oldu. Türkiye’nin kaderi, Karadağ ve çevresindeki diğer ülkelerin başarısı sonucunda belirlendi ve Osmanlıların Balkanlarda beş yüzyıldan fazla süren varlığı sona ermiş oldu.
 
Artık, Karadağ’ın çevreleyen Osmanlı İmparatorluğu’nun yerini, yeni ortaya çıkan devletler almış ve Karadağ ile Osmanlı İmparatorluğu arasında beş yüzyıldan beri süren siyasi ilişkiler de son bulmuştu.
 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

  Geri

Anasayfa

New Page 1