New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

ENERJİ ÜRETEN KENT
PLEVLİYA
Plevliya, Karadağ’ın en kuzeyinde yer alıyor. Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki adı “Taşlıca” olan kentte, hristiyan ve islâm eserlerinin uyumlu beraberliği dikkat çekici.

 

 

Plevliya, Karadağ’ın kuzeyinde, Çehotina ve Breznica nehirleri vadisinde yer alıyor. Kent, hem Bosna-Hersek sınırına, hem de Sırbistan’a çok yakın. Osmanlı İmparatorluğu zamanında, “Taşlıca” adıyla anılıyormuş. Bu ismin verilmesine, şehrin hemen yanı başında bulunan geniş taş ocaklarının ilham kaynağı olduğu sanılıyor.

Uzun bir geçmiş

Plevliya’nın tarihi çok eskilere uzanıyor. Kentin hemen yakınındaki Malişina Mağarasında, buz çağından beri yörede insanların yaşadığını gösteren izler bulunmuş. Plevliya, belki de Avrupa’nın bu bölgesindeki en eski yerleşim yeri. Daha sonra, İllirya kabilelerinin buraya yerleştikleri, ardından da Romalıların geldikleri biliniyor. Romalılar zamanında, şehir bir ticari ve dini merkez haline dönüşmüş.

Bölgeye Slav’ların gelişi ise, 6. yüzyıla rastlıyor. Slavlar, kentin içinden geçen nehirden esinlenerek, 9. yüzyilda buraya Breznik adını vermişler. Adriyatik kıyısındaki Kotor ve Dubrovnik gibi kentlerle İstanbul’u ve Belgrad’ı birleştiren güzergâh üzerinde yer alması, kentin gelişmesini sağlamış. Şehrin bugünkü ismi olan Plevliya’nın 14. yüzyılda kullanılmaya başladığı biliniyor. Ama, 15. yüzyılda Osmanlılar gelince, şehrin adını “Taşlıca” ya çevirmişler.

15. ve 16. yüzyıllarda şehir büyük ölçüde imar edilmiş. Bugün şehrin en değerli eserleri sayılan “Kutsal Teslis Manastırı” ile “Hüseyin Paşa Camii”, bu dönemde inşa edilmişler. “Hüseyin Paşa Camii”nin 42 metrelik minaresi, bugün de Balkanların en yüksek minaresi.

1878 yılında ise, Plevliya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından işgal edilmiş ve kısa sürede kentte bir Batı havası esmeye başlamış. Bu dönemde, şehirde otellerin, kitapçı dükkânlarının, ilk eczanenin, ilk fotoğrafçının ve bir de tiyatronun açıldığı görülüyor.

1908 yılında, Avusturyalılar şehirden çekilince, Osmanlılar yine Plevliya’ya gelmişler ve şehri “Taşlıca Sancağı”nın merkezi yapmışlar. Fakat bu dönem uzun sürmemiş. 1912 yılında, Osmanlı yönetimine başkaldıran Karadağlılar, Plevliya’yı Karadağ Krallığı’nın bir parçası haline getirmişler.

Kentin özellikleri

Plevliya, yaklaşık 31.000 nüfuslu küçük ve sevimli bir şehir. Bu nüfusun yüzde 52’sini Sırplar, yüzde 23’ünü Karadağlılar, yüzde 19’unu da Boşnak-Müslümanlar oluşturuyor. Az sayıda Hırvat, Makedon ve Arnavut da var. Tarım, hayvancılık, yün üretimi, dericilik ve taş kömürü, şehrin başlıca geçim kaynağı. Yörenin böğürtlen ve dağ çileklerinin lezzetine de doyulmuyor.

Kentin en önemli mimari eseri olan Hüseyin Paşa Camii 1562 yılında yapılmış. Doğu mimarisinin çok yetkin bir örneği ve Karadağ müslümanlarının en güzel dini yapısı. Hemen yakınında bir de Saat Kulesi var. Kutsal Teslis Manastırı ise, beyaz boyalı sade bir yapı. İç kısmında çok güzel freskler bulunuyor. Karadağ’ın en eski lisesi de Plevliya’da bulunuyor. Adı, “Tanasije Pejatovic” Lisesi. “Municipum” adı verilen Roma kalıntıları ve “Sveta Petka” kilisesi de kentte görülmesi gereken diğer yerlerin başında geliyor.

Plevliya’nın bir de ekonomik özelliği var. Karadağ’ın enerji ihtiyacının önemli bir kısmı burada üretiliyor. Ülkenin tek termik elektrik santralı burada kurulu ve Karadağ’ın elektrik tüketiminin yaklaşık yarısını sağlıyor. Karadağ’ın kömür ihtiyacının tamamı da, yine Plevliya’daki kömür madenlerinde üretiliyor. Şehir, ayrıca orman ve ağaç ürünleri açısından da, Karadağ’ın en zengin kaynaklarına sahip.

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1