New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

KRALİYET BAŞKENTİ
ÇETİNYE

 

Tarihî Karadağ Krallığının merkezi olan, yaklaşık 17.000 nüfuslu Çetinye, denizden 670m yükseklikte, etrafı dağlarla çevrili küçük bir vadide konuşlanmış. 15. yüzyıldan 1946 yılına kadar ülkenin başkenti olan kent, bugün de “tarihi başkent” olarak anılıyor ve Devlet Başkanının ikâmetgâhı ile Kültür Bakanlığına ev sahipliği yapıyor.

Çetinye, yüzyıllar boyunca Karadağ’ın başkenti olmuş, 1946 yılında ise, bu ünvanını Podgorica’ya devretmiş. Ama, ülkenin tarihinde hâlâ çok önemli bir yere sahip olduğu gibi, Karadağ Ortodokslarının ruhani merkezi olmayı da sürdürüyor. Zaten, adeta bir açık hava müzesi gibi olan kentin kültürel zenginliği de göz kamaştırıcı.

Aslında, 15.yüzyıl öncesinde bu topraklarda “Zeta Prensliği” bulunuyormuş ve Prensliğin başkenti de “Zabljak” isimli şehirmiş. Fakat, Osmanlıların bölgeye gelişi ve yapılan savaşlar, Zeta Prensi Ivan Crnojevic’i, 1475’te, ülkenin başkentini Lovçen Dağı eteklerine taşımaya zorlamış. Böylece, düşman gözlerden yeteri kadar uzak kalınacağı hesaplanmış.

Karadağ’ın en ünlü doğal parklarından Lovçen dağına sırtını dayamış olan Çetinye, hem başkent Podgorica’ya, hem de sahildeki Kotor şehrine 30 km uzaklıkta. Şehir, adını, hemen yakınından geçen Çetina nehrinden alıyor. Lovçen Milli Parkına giden turistler için hoş bir uğrak yeri olan kentte, 12. yüzyılda yapılmış, 15. yüzyılda da ülkenin ruhani merkezi haline dönüşmüş olan manastır, en ünlü tarihi bina. 1993 yılında yeniden yapılanmış olan Karadağ Ortodoks Kilisesi, Sırp Ortodoks kilisesinden bağımsız. Çetinye Başpiskoposu ise, aynı zamanda Karadağ Metropoliti ünvanını taşıyor.

Gelişme süreci

Başkent olduktan sonra, Çetinye’nin ilk 2 yüzyılı durgun geçmiş. Şehir bu dönemde, pek çok kez Venedik ve Osmanlı saldırısına uğramış. Ancak 17.yüzyıl sonlarında, Petroviç hanedanı zamanında, özellıkle de II. Petar döneminde gerçek bir kalkınma süreci yaşanmış. Berlin Kongresinde Karadağ’ın bağımsızlığı tanınınca Çetinye tam bir Avrupa devleti başkenti olmuş. Modern binaların, “art nouveau” stili zarif büyükelçiliklerin yapımı bu döneme rastlıyor. Bugün Fransa, Rusya, İngiltere ve İtalya büyükelçilik binaları, 19.yüzyıl mimarisinin en güzel örneklerinden. Girişinde o zamanki tabelâsı hâlâ asılı duran Osmanlı Büyükelçilik binası artık tiyatro okulu olarak hizmet veriyor. Diğer diplomatik temsicilikler de güzel sanatlar fakültesinin birer dalı olarak kullanılıyor.

I. Nicolas zamanında yeni bir şehirleşme atılımı başlamış. “Locanda” adı verilen ilk belediye binası, ilk belediye hastanesi ve beyaz süslemeli, aşı boyalı, iki katlı yeni Prenslik (Kraliyet) sarayı o yıllarda yapılmış. 1910’da Krallığın ilân edilmesinin ardından da yeni hükümet binası inşa edilmiş. Bu arada nüfus artmış ve Çetinye bir kültür ve aydınlanma merkezine dönüşmüş. Ama, 1946 yılında, devlet kurumlarının, o zamanki adı Titograd olan Podgorica’ya taşınmasıyla, Çetinye hızlı bir çöküşe geçmiş ve bir endüstri şehrine dönüşmeye başlamış.

Çetinye’nin yüksek tarihi ve kültürel değerlerinin yeniden farkına varılması, eski Yugoslavya’nın dağılmasından sonraki döneme rastlıyor. Özellikle, son yıllarda, yeni kalkınma politikaları ile ekonominin daha çok turizme yöneldiği ve bu alanda ciddi adımlar atıldığı görülüyor. Buram buram tarih kokan, “onursal” başkent Çetinye, bugün politik iktidarı temsil etmese de, Karadağ Parlamentosu, yılda iki kez burada toplanıyor. Ayrıca Karadağ Devletinin yeni resmi Başkanlık rezidansı da burada. Başkanlık Sarayı, merdivenlerle çıkılan girişinin her iki yanındaki heykeller ve muhafızlarla pek görkemli görünüyor.

İlk matbaa

Çetinye, matbaacılık konusunda zengin bir geçmişe sahip. 1492 yılında kurulan Crnojevici matbaası ve burada basılan kitaplar, Karadağ’ın olduğu kadar, Balkanların da kültürel mirası bakımından önemli. Crnojevici’yi 1800’lerde başka matbaalar izlemiş ve 3000’in üzerinde eser basılmış. Ülkenin ilk gazetesi “Crnogorac” de 1871’de burada çıkarılmış. Zaten, Karadağ’ın en eski kütüphaneleri de burada. Örneğin, 16.yüzyıl sonunda kurulan Çetinye Manastırı Kütüphanesi, Kiril alfabesi ile 75 eski el yazması, basımcılığın ilk zamanlarına tarihlenen çok değerli metinler ve dini törenler üzerine yazılmış birçok eser barındırıyor. “Çetinye okuma salonu” adıyla bilinen kamuya açık ilk salon da 1896’da açılmış. Başarısı, yaklaşık 63 bin kitap ve süreli yayını barındıran Belediye Kütüphanesi tarafından sürdürülmüş. Bu gelenek, şehirdeki okulların kütüphaneleri tarafından yaygınlaştırılmış.

Tarihin, kültür ve sanatla harmanlandığı bu şirin kraliyet başkentinde, park yeri sorunu yok. Küçük olduğu için yaya da dolaşılabiliyor. Gece hayatı renkli, özellikle yazları çok canlı. Bir zamanların sarayları ve seçkinlere ait yapıları da günümüzde müze, kütüphane ya da sanat galerisine dönüştürülmüş. Şehir, renkli evleri, açık hava cafe’leri, geniş caddeleri, parkları, sakin ve düzgün sokakları ile huzurlu bir tiyatro dekoru gibi.

Çetinye’nin en önemli yapısı olan Manastır, son derece sağlam ve çok fonksiyonlu yapı, Balkanlar’ın ilk maatbaasını, ilk okulunu ve top güllesi yapım imalathanesini barındırmış. I.Nikola’nın 1867’de inşa edilen sarayı ise, 1926’da ulusal müzeye dönüştürülmüş. Hemen yakınında da “Bilyarda sarayı” var. 1838’de yapılan saray, o tarihte ülkedeki tek bilardo masasına sahip olduğu için bu adı taşıyor. Djurdje Crnojevic Milli Merkez Kütüphanesi, beyaz boyalı Zetski Dom Kraliyet Tiyatrosu, Çetinye Manastırı Müzesi, Elektrik Sanayii Müzesi ve Karadağ Ulusal Müzesi, şehrin belli başlı kültürel kurumları.

Şehirde, her iki yılda bir “Çetinye Bienali” adı altında uluslararası bir sergi düzenleniyor. Vlaska kilisesi ve pencere kenarları beyaza boyalı, şirin, mavi Plavi Dvorac Sarayı görülmesi gereken diğer yapılar.

 

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1