New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

KÖŞE BUCAK KAZAKİSTAN
DOĞA HARİKALARI

 

Kazakistan, binlerce metre yüksekteki zirvelerden ve buzullardan, uçsuz bucaksız steplere ve nefes kesici kanyonlara dek inanılmaz doğal güzellikler sunan bir ülke. Bu büyüleyici yapı,
aynı zamanda çok sert yaşam koşullarını da beraberinde getiriyor. Kısacası, değişik bir dünya.

 

Kazakistan’ın uçsuz bucaksız toprakları, sanıldığı gibi tekdüze bir arazi değil, tam tersine, çok değişken ve inanılmaz zenginlikler içeren bir yapıya sahip. Örneğin, burada, Avrupa’daki gibi Alp çayırlarına, Afrika’daki gibi coşkulu kum tepelerine, Amerika’daki gibi kanyonlara ya da vahşi bozkırlara rastlayabilirsiniz. Kuş uçmaz kervan geçmez gibi görünen yemyeşil otlaklarda, karşınıza aniden göçerler ya da bir yurt çıkabilir. Kimi kez alüvyon taşıyan, kimi kez delirip taşan, ya da kışın donan nehirlerin sizi götürdüğü dağ yamaçlarında sarı lâleler, mavi unutmabeni çiçekleri, ve özellikle de gelinciklerle yüzünüz aydınlanabilir. Bu ülkede, çayırdan ormana, ormandan çöllere geçiyorsunuz. Gökyüzünün rengi griden maviye, pembeden turuncuya dönüşüveriyor.

Rüzgârlar eşliğinde ya bir kayıkla göllerde yol alıyorsunuz, ya da bir deve sizi sırtında taşıyor. Bu çeşitlilik, trekking, dağcılık, kayak, rafting, kano, atla gezintiler ve av seansları gibi seçenekleri de beraberinde getiriyor.

Pembe Flamingolar

Kazakistan’ın kuzey kesiminde yer alan Saryarka (Sarıarka), sulak alanlara sahip doğal koruma bölgeleri içeriyor. Burası, kimisi göçmen, kimisi de tehlike altındaki türler olmak üzere, 15-16 milyon kuş için bir  mola ve beslenme yeri. UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan bölgedeki Korgalujın sulak sahası özellikle pembe flamingoları ve pelikanları ile tanınıyor. Korgaljın, ayrıca kurt, sincapgillerden marmot ve bir tür antilop olan sayga gibi hayvanların da barınağı. Korgaljın sahası içindeki Tengiz gölü ise balık kaynıyor. Kazakçada deniz demek olan Tengiz’in suyu acıtuzlu- tatlı karışımı. Erimiş karla beslenen gölün adaları su çulluğu ve martıların yuva kurmak için favori yeri. Korgaljın-Tengiz bir sulak alan sistemi olarak kabul edilmiş ve dünyanın ilk “yaşayan göl”ü ilân edilmiş.

Kum kızılı, step yeşili

Uzunluğu yaklaşık 100 km olan “Çarın Kanyonu”, ABD’deki Büyük Kanyon’u andırıyor, dibinde de Çarın nehri akıyor. Falezlerinin derinliği 100-300 metre arasında olan muhteşem güzellikteki Kanyon, Almatı’nın 200 km kadar doğusunda bulunuyor. En popüler kısmı, “Kaleler Vadisi“. Kızıl renkli kanyonda derin çatlaklar ve oyuklar var. Kanyon, Tien Şan dağlarından inen ve aynı adı taşıyan nehir tarafından oyulmuş, yani nehir bir doğa şaheseri yaratmış. Sımsıcak rüzgârların estiği çöl ve steple çevrili kanyonda, kumun kızıl rengi, step yeşili ve gökyüzünün mavisi bir arada. Dünyanın en geniş ikinci kanyonu olan Çarın’da, yer yer otların yeşerdiği kayalar arasında, 300 milyon yıllık fosillere bile rastlamanız mümkün.

Batık orman

İli Alatav Milli Parkı, Almatı‘ nın 70 km doğusunda yer alıyor, içinde nadir hayvan ve bitki türleri barındırıyor. Parkın en güzel yerlerinen biri de Turgen Vadisi. Burası, zengin orman örtüsü, boğazı, termal kaynakları, alabalık ve deve kuşu çiftlikleriyle cennetten farksız. Vadideki Turgen Geçidi ise, özene bezene yapılmış tabloları andıran şelaleleriyle ünlü. Bu bölgeye çok uzak olmayan bir mesafede de, Kazakistan’ın belki de en şirin köşesi olan Kayındı gölü bulunuyor. Kayındı, etrafı dağlarla çevrili, içinde ölü ladin tomruklarının yüzdüğü yemyeşil bir göl. Deprem sonucunda, bir ırmağın önünün kesilmesi ile oluşmuş. Bu büyüleyici gölü farklı kılan, suyun altında kalmış bir batık orman. En şaşırtıcı olanı, dipten gelip, sopa gibi sudan fışkırmış, yapraksız tuhaf uzantılar şeklindeki sualtı ağaçları. Kayındı, dalgıçlar ve sualtı fotoğrafçıları için mücevherden farksız. Göle dalıp batık ormanı keşfedenlerin gözleri bayram ediyor.

Orta Asya’nın en büyük ikinci gölü olan Balkaş’ın ise, sularının yarısı tatlı ve sığ, diğer yarısı tuzlu ve derin. Göl, hem serinlemek için ideal, hem de çok sayıda yarımadası ile kuşlara ev sahipliği yapıyor. İli Nehri deltasında, binlerce hektar sık sazlık alana sahip. Ne yazık ki Balkaş da giderek küçülüyor. Çin sınırı yakınlarındaki doğal koruma alanında bulunan Alaköl, yani Alagöl de adalarıyla, su kuşları için önemli bir barınma ve beslenme alanı. Bozkır rüzgârları bazen dalgaları 2-2,5 m yükseğe çıkarabiliyor.

Can çekişen göl: Aral

Bir zamanlar deniz olarak anılan Aral gölü, dünyanın dördüncü büyük gölüymüş. Sakin ve koyu mavi Aral’ın kapladığı alan ve su seviyesi giderek azalıyor. 1960’larda Sovyet ekonomistler pamuk ekimini artırmaya karar verince, Seyhun ve Ceyhun’un yatakları sulama amacıyla değiştirilmiş, yani pamuk üretimi için Aral gözden çıkarılmış. Bugün pek az canlının yaşadığı gölde bir zamanlar yılda 60.000 ton balık avlanırmış. Gölün, Özbekistan tarafında kalan bölümü, su çekilmesi bu hızla devam ederse 15 yılda tümüyle yok olabilir. Zaten, 2010’da gölün yüzölçümü ilk halinin yüzde 10’una inmiş bulunuyordu. Son dönemde kurtarma çalışmaları yoğunluk kazanmış durumda. Bu sayede, kuzeyde balıkçılık tekrar başlamış, su seviyesi de yükseliyor. Bugün, Aralkum çölünde, develerin gezdiği düzlüklerde, hayalet tekne ve gemi kalıntılarına rastlamak mümkün. Bir zamanlar mevcut olan yüzlerce adanın bir kısmı da artık yarımada.

Kutsal şehir: Türkistan

Bu Güney Kazakistan şehri, Müslümanlar için Orta Asya’nın en kutsal yapısını barındırıyor. Türkistan’a yapılacak üç ziyaretin Mekke’ye bir kez hacca gitmekle eş değer olduğu söyleniyor. Şehrin önemi, ünlü düşünür Ahmet Yesevi’nin yaşadığı ve türbesinin bulunduğu yer olmasından geliyor. İslamiyet değerlerini Şaman kültürü ile kaynaştıran Yesevi öğretisi, esnek bir İslam anlayışı getirmiş. Dikdörtgen geniş bir binayı süsleyen üç kubbesiyle son derece gösterişli Hoca Ahmet Yesevi Türbesi, UNESCO Dünya Kültür mirası listesinde. Duvarlar sarı renkli ateş tuğlalarından yapılmış, ana gövde ile ana kubbede ayet, hadis ve kutsal sözler içeren süslü bir yazı kuşağı var. Giriş cephesi Buhara Hanlığı döneminde tamamlanmış, diğer cepheler ve kubbeler, mor ve turkuaz renkli çini bordürler ve sırlı tuğlalarla bezeli. Görkemli taç kapının her iki yanındaki minareler kale burçlarına benziyor. Ortasında 2 ton ağırlığında, çevresi kufi yazıyla bezeli, pirinç bir kazanın olduğu ana bölüm, Orta Asya’nın en büyük yivli, altın yaldızlı çinili kubbesiyle örtülü. Külliyeye insanlar akın ediyor, kutsal kazan da adak çanağına dönüşmüş durumda.

Kaya resimleri

Almatı’ya 170 km uzaklıkta bulunan ve yine UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Tamgalı Say kaya resimleri, denizden 2.000 metre yükseklikteki bir bozkırın ortasında binlerce yılın birikimini yansıtıyor. Her santimetre karesinde resim bulunan Tamgalı Say, sanki tarihin çizgi romanı. 35.000 yıllık olduğu ileri sürülen keçi, at, boğa, yaban domuzu, köpek, geyik, leopar, kurt, insan figürleri, av, eğlence resimleri ve boğuşma sahneleri, sergiden farksız. Türk medeniyetinin ve ilk yazının burada başladığını öne sürenler var. Sık sık tekrarlanan ve bir insan başı üzerindeki güneşi gösteren bir motifin uzaydan gelen adamı simgelediği söyleniyor.
 

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1