New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

TÜRK BOYLARININ ATA YURDU
KIRGIZİSTAN

 
Kırgızistan, Orta Asya’nın tam kalbinde ve tarihi İpek Yolu üzerinde yer alıyor. Ülkenin yarısından fazlası dağlarla kaplı olduğundan, burayı “Orta Asya’nın İsviçre’si” olarak adlandıranlar az değil. Kırgızistan, kültür açısından da, Batı dünyası ile Çin, Hint ve İran kültürlerini birbirine bağlayan bir kavşak noktası.

Bir Orta Asya ülkesi olan Kırgızistan, veya resmi adıyla “Kırgız Cumhuriyeti”, kuzeyde Kazakistan, batıda Özbekistan, güneybatıda Tacikistan ve doğuda da Çin’le komşu. 199.500 km² yüzölçümü ile bu eski İpek Yolu ülkesi, son derece dağlık bir araziye sahip. Öyle ki, ortalama yükseklik 1500 metrenin üzerinde. Ülkenin en yüksek noktası olan Ceniş Çokusu’nun (ya da Pobeda tepesi) denizden yüksekliği tam 7439 m. En alçak yer ise, 139 m. yüksekliği olan Kara Derya Vadisi.
 
Kırgız Aladağları, Küngöy, Talas, Teskey Aladağları, Atbaşı ve Fergana Dağları Kırgızistan coğrafyasının belirleyici öğesi. Tanrı Dağları, diğer adıyla Tien-Şan, Çin ile doğal sınır oluşturuyor ve en yüksek zirveleri Kokşaal Dağlarında. Bu dağlık yapı ve zorlu doğa koşulları ulaşımı büyük ölçüde kısıtlıyor. O yüzden ülkenin belli başlı şehirleri daha alçak alanlarda. Yollar, yüksek rakım ve dik vadilerden dolayı çok virajlı, kış aylarında ise hep buzlanma yaşanıyor ve bazı bölgelerde ulaşım hemen hemen imkânsızlaşıyor.
 
Yüzlerce ırmağın bulunduğu Kırgızistan’da irili ufaklı, 2000’den fazla göl var. Bunların çoğu buzulların erimesiyle oluşan küçük dağ gölleri. Kuzeybatı Tanrı Dağları üzerinde bulunan Issık Göl ise, dünyanın en büyük ikinci krater gölü. Son Göl, Çatır Gölü, SarıÇelek Gölü ve Ala Göl diğer önemli göller. Elektrik üretimi için kullanılan Narın nehri ile, Talas, Alay, Çuy, Aksay ve Kızılsu başlıca nehirler. Düzensiz ve yüksek akış hızına sahip olan bu nehirler ulaşıma elverişli değil. Çuy, ülkenin en uzun nehri (1.300 km). Narın Nehri ise 807 km uzunluğunda ve üzerinde ülkenin en büyüğü olan Toktogul Barajı yer alıyor.
 
Kırgızistan’ın %6’sı ormanlarla, %4’ü ise buzullarla kaplı. Tarıma uygun toprakların oranı %7 ama otlaklar %44’lük bir alanı kaplıyor. Dağ yamaçlarında iris, aslanayağı çiçekleri, vadilerde ise ceviz, kayısı, elma ağaçları bolca yetişiyor. Kekik, ışgınotu ve sütleğen de yaygın yabani bitkilerden. Ülkede 80 çeşit memeli hayvan, 330 çeşit kuş ve 50 çeşit balık bulunuyor. Ormanlarda şahin, kartal, mavi güvercin ve keklik gibi kuşlar, ayrıca yaban domuzu, kurt, vaşak, tavşan, dağkeçisi, geyik, leopard, kahverengi ayı gibi hayvanlar yaşıyor.
Kırgızlar
 
Kırgızlar, Türk tarihinin bilinen en eski kavimlerinden. Eskiden, hayatlarını Yenisey Irmağı boyunda göçebe olarak sürdüren Kırgızlar, bir dönem Hun hükümranlığında yaşadıktan sonra Yenisey Kırgız Hanlığı’nı kurmuşlar. Göktürk’lerle savaşıp, ardından Uygur Devleti’ni yıkarak, 9.yüzyılda Ötüken ve çevresinde Kırgız Kağanlığı’nı hayata geçirmişler. Ancak, Çin ordularının dalga dalga gelen saldırıları karşısında, bugünkü Kırgızistan topraklarına doğru çekilmiş ve 10-12.yüzyıllarda, Karahanlılar hakimiyeti altında, islâmiyeti kabul etmişler. Üstünlük savaşları Orta Asya’yı yakıp kavururken, Kırgızlar hep kısa kısa bağımsızlık dönemleri yaşamış. Moğol egemenliği ardından Kırgızlar, Tanrı Dağlarının güneybatı taraflarına göç ederek Hokandlar’a katılmışlar. Rus istilasına karşı diğer Türk boylarıyla birlikte hareket etmişler ama, 19.yüzyılda topraklarının tamamı Rusların eline geçmiş. Çarlık Rusyası’na isyanları şiddetle bastırılmış. 1917 Sovyet devrimi sırasında, ömrü çok kısa olan bağımsız Alaş Orda Devletine katılmışlar. 1924’te SSCB’ye bağlı özerk Kara-Kırgız bölgesi, 1926’da Kırgız Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adını almış, 1936’da da Kırgızistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne dönüşmüş.
 
1991 yılında bağımsızlığını ilân eden bugünkü Kırgızistan’da, yaklaşık 5,5 milyon nüfus yaşıyor. Etnik olarak, bu nüfusun yüzde 65’i Kırgız, yüzde 14’ü Özbek ve yaklaşık yüzde 12’si de Rus. Dungan’lar, Uygur’lar, Tacik’ler ve Kazak’lar gibi küçük gruplar da var. Ülkenin devlet dili Kırgızca, örneğin Kırgızca bilmeyen biri Cumhurbaşkanı adayı olamıyor. Ama, Rusça da resmi dil olarak kullanılıyor, çünkü, ülkede çeşitli etnik kökenli toplulukların yaşıyor olması, Rusçayı ortak dil haline getirmiş. Kırgızcada başlangıçta Orhun alfabesi, daha sonra Arap alfabesi kullanılmış; 1928’de Latin alfabesi devreye girmiş, 1940’lı yıllardan bu yana ise Kiril alfabesi kullanılıyor.
Devlet yapısı
 
Bu yıl, Kırgızistan, bağımsızlığının 20. yılını kutluyor. Bağımsızlık 31 Ağustos 1991 tarihinde ilân edilmişti. Tek meclisli parlamenter sistemin yürürlükte olduğu ülkede, 1993 Anayasası devlet sistemini “Demokratik Cumhuriyet” olarak niteliyor.
 
Kırgızistan’da, yürütme erkinin başında Cumhurbaşkanı bulunuyor ve Cumhurbaşkanı halk tarafından, 6 yıllık bir süre için seçiliyor. Ancak, Anayasa’ya göre, seçilen Cumhurbaşkanının yeniden aday olması mümkün değil. Geçtiğimiz 30 Ekim tarihinde, ülkede yeni Başkanlık seçimi yapıldı ve Kırgızistan Sosyal Demokrat Partisi’nin lideri Almazbek Atambayev yeni Cumhurbaşkanı oldu. 1956 doğumlu Atambayev, işletme ve ekonomi eğitimi görmüş deneyimli bir politikacı. Geçmişte, Sanayi, Ticaret ve Turizm Bakanlığı yapmış, 2007 yılında, muhalefet partisi lideri olduğu halde Başbakan olarak atanmış ve bu görevi 8 ay kadar yürütmüş. Cumhurbaşkanı seçilmeden önce de, geçici olarak Cumhurbaşkanlığı görevini yürüten ünlü Kırgız kadın siyasetçi Roza Otunbayeva’nın yardımcısıydı. Hatırlanacağı gibi, Roza Otunbayeva, 2010 yılında ülkede beliren siyasi karışıklık ortamında, zamanın geçici hükümeti tarafından, geçici olarak Cumhurbaşkanlığı görevine getirilmişti. Otunbayeva, son Başkanlık seçimlerinde aday olmadı ve yardımcısı Almazbek Atambayev’in adaylığını destekledi.
 
Yasama görevini yürüten Kırgızistan parlamentosuna, yerel dilde “Jogorku Keneş” deniyor, yani “Yüce Meclis”. Mecliste, 5 siyasi partiye mensup 120 üye yer alıyor. Yargı erki ise, adalet mekanizması tarafından yürütülüyor.
 
Kırgızistan bayrağı, 1992 yılında Parlamento’da kabul edilmiş. Bayrağın kırmızı zemini barış ve dürüstlük anlamına geliyor. Ortadaki sarı güneş ise, bolluk ve bereketin simgesi. Güneşin 40 ışını 40 Kırgız boyunu, güneş içindeki kırmızı şeritlerin kesişimi de geleneksel Kırgız çadırının çatısının üstten görünümünü temsil ediyor. Bu kesişim noktası, içeriden bakıldığında güneşin görüldüğü ve ocak dumanının dışarı çıkmasını sağlayan çadır deliği “tündük”ün sembolü. Bu da, Kırgızların göçebe hayattan yakın dönemde yerleşik hayata geçtiklerinin bir göstergesi.
 
 
Bağımsız Devletler Topluluğu’na üye olan Kırgızistan, 1992’de de Birleşmiş Milletler üyesi olmuş ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’na katılmış. Kırgızistan, ayrıca Şangay İşbirliği Örgütü’nün kurucu üyelerinden ve 1998’den beri de Dünya Ticaret Örgütü (WTO) üyesi.
 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1