New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

DÜNYANIN EN UZUN DESTANI
MANAS DESTANI

Kırgızların millî destanı Manas, 9. yüzyıldan bugünlere gelmiş devasa bir sözlü halk edebiyatı şaheseri. Yaklaşık 500.000 mısradan oluşan bu manzum eser, dilinin canlılığı ve akıcılığı ile dikkat çekiyor.

 

Kırgızistan’ın en önemli kültür hazinesi olan Manas Destanı, 1000 yılı aşkın bir süredir, ağızdan ağıza ve nesilden nesile aktarılarak bugünlere ulaşmış uzun bir manzum eser. Yaklaşık yarım milyon mısradan oluşan bu sözlü destan, Homeros’un ünlü İlyada ve Odissea destanlarından 20 kat daha uzun. Kırgızların, kahramanlık hikayeleri ile dolu yaşam serüvenini anlatan Manas Destanı, her dönemde ortaya çıkan ve “manasçı” olarak adlandırılan destan anlatıcıları sayesinde hiç unutulmamış. Kırgızlar için bu destan, hem kutsal tarihlerinin tanığı, hem de ulusal kültürlerinin önemli bir sembolü.

Doğuştan kahraman

Aslında Manas Destanı 3 bölümden oluşuyor. Birinci bölümde Manas’ın, ikinci bölümde Manas’ın oğlu Semetey’in, üçüncü bölümde ise Semetey’in oğlu Seytek’in hayatı ve başarıları anlatılıyor. Çünkü, efsaneye göre, Manas öldüğünde yerine oğlu Semetey geçmiş, o ölünce de halkı koruma görevini oğlu Seytek üstlenmiş. Kırgızların tarihine ışık tutan bu destanda Çinlilere, Karahıtaylara ve Kalmuklara karşı verilen özgürlük savaşları, çeşitli kavim ve boyların Orta Asya’ya göçleri, birbirleriyle karışıp kaynaşmaları, islâmiyetin kabulü ve yayılması, Kırgızlar arasındaki çekişmeler, gurur ve vatan aşkı anlatılıyor. Hikâyeler hem bağımsız, hem de birbirinin devamı olarak bir bütün oluşturuyor, tarihi olayların akışı da sıralı şekilde veriliyor.

Destana adını veren Manas, ölümlülere hiç benzemeyen, çok özel biri. Doğar doğmaz, bir kahraman olacağı anlaşılmış, daha beşikteyken konuşmaya başlamış. 10 yaşına gelince tam bir kahraman olarak ünlenmiş. Daha sonra, Manas, Kanıkey ile evleniyor ve Semetey adında bir oğlu oluyor. Efsaneye göre, iki defa öldürülmesine rağmen tekrar dirilmiş. Ama üçüncü ölümü, geri dönüşü olmayan, sahici bir ölüm.

Destanda, Manas’ın giyimi kuşamı, silahları, at koşumları bütün inceliğiyle anlatılıyor. Zırhını ve kispetini ne ok, ne mızrak delebiliyor, ne de kılıç kesebiliyormuş. Manas’ın efsane atı Akkula da güzelliği, dayanıklılığı ve hızlılığı ile bir savaşçıdan farksız. Destanda masal, mitoloji ve gerçek unsurlar iç içe geçmiş durumda. Örneğin, müslümanlığın yayılmaya başladığı dönemde Arap ve İran kültüründen özellikler ortaya çıkıyor. Hızır gibi evliyaların yardımıyla düşmanlar mağlup ediliyor.

“Manasçılar”

Manas Destanının bütününü eksiksiz ezbere bilen ve sanki o anları yaşıyormuşçasına anlatmayı meslek edinen kişilere Manasçı deniyor. Issık Göl kıyısındaki Ak Olon köyünde doğmuş olan Sayakbay Karalaev (1894-1971), 20. yüzyılın en büyük Manasçı’sı sayılıyor. 500 somluk Kırgız paralarında onun resmi var. Ünlü yazar Cengiz Aytmatov, onu “20. yüzyılın Homeros’u” olarak nitelemiş. Bugün yaşayan en büyük Manasçı ise, Çin’in Sincan Uygur özerk bölgesinin Aksu şehrinde hayatını sürdüren Yusuf Mamay. Annesi onu 61 yaşındayken dünyaya getirmiş. “Yaşayan Homeros” olarak nitelenen 90’lı yaşlardaki Mamay bir efsane, aynı zamanda çok yetkin bir derlemeci. Mamay’ın ilk kez kalabalık önünde Destanı seslendirmesi, yedi gece sürmüş.

Rivayete göre Manas, kendisini seslendiren kişileri seçermiş. Seçilen Manasçılar, destanı başından sonuna kadar seslendirme yeteneğine aniden, bir gecede sahip olurlarmış. 1995 yılında, “Manas Destanının 1000. Yılı Kutlamaları” düzenlenmiş. Ayrıca, bu sözlü edebiyat eserini yazılı hale getirme çalışmaları da yapılıyor. Bu çalışmalarda da, yine ünlü bir manasçı olan Sagımbay Orozbakov’un anlatısının esas alındığı belirtiliyor.
 

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1