New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

BİR DOĞA HARİKASI
KARAKOL

 

Kırgızistan’ın dördüncü büyük kenti olan Karakol, Issık Göl’ün doğu kıyısında yer alıyor. Şehrin yakın çevresinde, Ak-Su kaplıcaları, Yedi-Öküz Kanyonu ve dünyanın en uzun buzullarından olan İnilçek buzulu gibi doğa harikaları var.

 

Karakol, Kırgızistan’ın kuzey doğusunda, Issık Göl‘ün de doğu kıyısında, 75 000 nüfuslu çok şirin bir kent. Burası, Issık-Köl vilayetinin merkezi ve ülkenin de dördüncü büyük şehri. Söylentiye göre ilk yerleşimciler, ellerini-kollarını siyaha boyayan toprağı nedeniyle bölgeye Kara-kol ismini vermişler. 1886’da Prjevalsk adını alan ve başlangıçta Rus köylülerden oluşan şehrin nufusu, Çin zulmünden kaçan Dungan’ların göç akını ile artmış. Kırgız nüfus, 1930’larda toprakların kolektifleştirilmesi ve göçebelerin zorunlu iskânıyla gelmiş buralara. Şehir, 1991 yılında, yani bağımsızlık sonrasında, ilk adı olan Karakol’a yeniden kavuşmuş. Bugün de şehir nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan Dunganlar, Müslüman Çinliler olarak anılıyor. Rivayete göre, çok iyi bildikleri tarımı Kırgızlara öğretmeleri için Sovyet hükümeti tarafından Karakol’a yerleştirilmişler. Bugün de Dunganlar, genellikle tarım ve meyve-sebze ticaretiyle uğraşıyor.

Keşfetmenin Büyüsü

Bir dönem Prjevalsk diye anılan şehre adını veren Nikolay Prjevalski, bir Rus subayı ama aynı zamanda coğrafyacı, doğa bilimci ve kâşif. Karakol’da ona ait bir mezar, anı parkı ve müze var. Merkeze 5 km uzaklıkta olan ve Issık Göl’e bakan Müzeyi, iki dağ keçisinin beklediği giriş kapısının üstündeki kartal koruyor. Beyaz ve açık bej renkli binanın girişinde süslü başlıklı beyaz sütunlar yükseliyor. Anı parkı’ndaki anıtı da bu kez kanatlarını açmış bir kartal bekliyor. Issık Göl’ün dibinde ve kıyılarında araştırmalar yapan ve tifodan ölen Prjevalski’nin son isteği göl kıyısına gömülmek olmuş. Doğa bilimcinin adı, 1879’da keşfettiği ve Moğolların “takh” dedikleri bir at türüne de verilmiş. Siyah kısa ve dik yelesi, iri başı, beyaz burnu, küçük kulakları, uzun kıllı kuyruğu ile farklı bir tür. Soğuktan korunmak için kışın kılları uzuyor. Bugün sayıları hayli az olsa da özel doğal koruma alanlarında yaşıyorlar.

Şehir turu

Küçük bir üniversitesi olan, kendi halinde bir şehir, Karakol. Pazar günü kurulan devasa pazarı pek meşhur. Gerçekten de, hareketlilikten başınız dönüyor. Şehirde, birkaç eski Sovyet binası ve birkaç modern yapı ile sokakları çevreleyen sevimli küçük Rus evleri yan yana. Beyaz boyalı, mavi kapılı ve pencereli bu süslü evler, inanılmaz zarif görünüyor. Çatı ve pervazlardaki gök mavisi, su yeşili ya da turkuaz süslemeler dantelden farksız. Mimaride hem Rus, hem de Çin etkisi var. Burası, kenarlarında kavakların yükseldiği uzun sokaklar, evler arasındaki bağ, bahçe ve çayırlarla, biraz kırsal kesimi de andıran ilginç ve huzurlu bir şehir.

Şehrin en ilginç yapılarından olan Dungan Camii, 1910 yılında açılmış. Gövdesi beyaz, kapı ve pencere pervazları mavi olan cami, tümüyle ahşap bir yapı. Yapımında, ne bir çivi, ne de vida kullanılmış. Sütlü kahve rengindeki ahşap sütunlarla çevrili caminin masmavi çatı altı süslemeleri tam bir ustalık eseri. Tipik Çin stili kıvrık çatıyla birleştiği kısımlarda, sütunların arasında kırmızı çiçeklerle süslü, Çin motifleriyle ince ince işlenmiş dar, yeşil ahşap bir şerit var. Caminin hemen yanındaki minare de ahşaptan yapılmış. Açık maviye boyalı minarenin kubbesi köşeli ve en üstte de bir hilal görülüyor. Daha çok Budist tapınaklarını andıran bu göz kamaştırıcı cami, Dunganlar tarafından inşa edilmiş.

Birkaç sokak ötede, yine tümüyle ahşap olan ve masal evlerini andıran, Rus Ortodoks Katedrali var. 1895 tarihli binanın ana giriş kapısına merdivenlerle çıkılıyor. Biri daha büyük olan beş kule üzerinde, köşeli yeşil konik bölümler, mavili-beyazlı kısacık bir sütun, onların üzerinde de altın sarısı soğan kubbeler, en tepede ise haçlar var. Çatı fıstık yeşili, kule ve kubbeler dışındaki kısımlar ise boyasız. Pencere ve çatı altı süslemeleri ise bir şaheser. Şehrin önemli yapılarından olan Katedralin içi, canlı renkte ahşap süslemeleri, çiçekleri ve gülen babuşka’larıyla çok sevimli.

Karakol Bölge Müzesi ise, binlerce yıllık resimli ya da yazılı taşlar, İskit dönemi aletleri, jeolojik objeler ve maden işletimine dair malzemeler içeriyor. Issık Göl’ün güney kıyısına 80 km uzakta bulunan Kumtor altın madeninin, dünyanın ikinci büyük altın madeni olduğunu da ekleyelim.

Baş döndüren doğa

Aladağlar’ın eteğindeki Karakol vahşi ve büyüleyici bir doğal yaşam alanı ile çevrili. Bu nedenle, dağ yürüyüşü ve kayak yapmak için bir merkez konumunda. Şehrin yanıbaşındaki Karakol Milli Parkı 1997’de kurulmuş. 10 km uzaklıkta ise sarp inişleri ve çam ağaçlarının serinleten gölgeleri ile Araşan Boğazı var. Yemyeşil çayırları, kocaman mantarları, tepenizde dönüp duran şahin ve kartalları, olağanüstü güzellikteki atları ve rengarenk çiçekleriyle Altın-Araşan Vadisi de mücevherden farksız.

Merkeze 15-20 km uzaklıktaki Ak-Su Kaplıcaları ve Yedi-Öküz Kanyonu hayli rağbet görüyor. Yedi-Öküz gelin ve damatların da gözdesi; ikiye ayrılmış kalp gibi görünen dağı arkalarına alıp fotoğraf çektiriyorlar. YediÖküz Yaban Hayatını Koruma Sahası, 30 bin hektarlık alanı kapsıyor. Bu saha içinde yer alan Ala Göl’ün berrak suları eriyen buzullarla besleniyor, gölden çıkan sular da bir çağlayan oluşturuyor. Karakol’a 60 km uzaklıkta da, dünyanın en uzun buzullarından İnilçek bulunuyor.

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1