New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine
New Page 1

 

2012 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ
MARİBOR

 

Slovenya’nın ikinci büyük şehri olan Maribor, Orta Avrupa’yı Balkanlara ve Güney Avrupa’ya bağlayan yolun üzerinde yer alıyor. Yani, eğer Türkiye’den karayoluyla Almanya’ya gidiyorsanız, Maribor’dan mutlaka geçeceksiniz. Şarapları ve kış sporlarıyla ün yapmış olan Maribor, bu yıl Avrupa’nın Kültür Başkenti.

 

Maribor, Slovenya’nın kuzey-doğusunda, Tuna nehrinin bir kolu olan Drava nehri üzerinde yer alıyor. Şehrin, Avusturya sınırına uzaklığı sadece 18 km. Bu da Maribor’u Orta Avrupa ile Balkanlar arasında önemli bir geçiş noktası konumuna getiriyor. Turizm açısından, ülkenin önde gelen bir noktası olan Maribor’da, Avusturya ve Balkan kültürleri iç içe geçmiş durumda. Şehir ayrıca, bağcılık, şarap üretimi ve kış sporlarıyla da öne çıkıyor.

İnişli çıkışlı bir geçmiş

Maribor, uzunca bir süre varlığını küçük bir kent olarak sürdürmüş. 17. yüzyılda başgösteren bir veba salgını şehir halkının üçte birinin ölümüne sebep olmuş. O dönemde inşa edilen Veba Sütunu bugün şehrin önemli bir anıtı. 19. yüzyılda, sanayi devrimi ile birlikte, ekonomik açıdan gelişen ve canlanan Maribor’un, aynı zamanda önemli bir siyasi ve kültürel merkez haline dönüştüğü görülüyor. Birinci Dünya Savaşı sonunda, bir çok eğitim ve kültür kuruluşu ile birlikte, yeni kurulan endüstri tesislerinin de zenginleştirdiği kent, İkinci Dünya Savaşı sırasında çok zarar görmüş. Bir çok Sloven’in öldüğü ya da sürgün edildiği savaş yıllarının ardından, şehrin yeniden canlandırılması kolay olmamış. Ama yine de, kısa sürede yeniden önemli bir sanayi kenti haline gelen Maribor, Yugoslavya’nın parçalanmasının ardından yine bir ekonomik sarsıntı geçirmiş olsa da, çabuk toparlanmış ve bugünkü, vizyonu ve hedefleri büyük olan bir kent haline gelmeyi başarmış.

Lent

Sıcakkanlı insanları, gölgeli caddeleri, şık villaları, tarihi mahalleleri, çıtı pıtı rengarenk evleri ve Drava kıyılarını birbirine bağlayan köprüleri ile keşfedilmeyi bekleyen Maribor’un eski çekirdek mahallesi Lent, pırıl pırıl sulara sahip Drava Nehri’nin sol kıyısında. Bir bölümünün yaya bölgesi olması, masaları sokaklara taşan kafeleri daha da cazip kılıyor. Aziz Florian heykelinin bulunduğu Grajski Meydanı cıvıl cıvıl. Bütün uluslararası markaları Grajski Meydanı’ndan başlayan Vetrinjska Caddesindeki mağazalarda bulmak mümkün.

Sevimli dar sokakları, bar ve restoranları ile nehir kıyısı, keyifli bir gezinti bölgesi.

Nüfusu 115.000 olan Maribor’u ister yürüyerek, isterseniz kiralayacağınız bir bisikletle dolaşabilirsiniz. Şehir parkı çok şirin, yeşili bol, devasa bir park. Piramida Tepesi de çok güzel bir manzaraya sahip. Doğu Avrupa mimarisinin en belirgin özelliklerini bu şehirde görmek mümkün. Harikulade Barok bir şapele sahip 15.yüzyıl tarihli şato, bugün müze işlevi görüyor. Ortaçağda inşa edilmiş olan Katedral gotik, Belediye binası ise Rönesans tarzı. Gece hayatını ısıtan ve son derece estetik bir binaya sahip olan Maribor kumarhanesi, şehrin ana meydanı Glavni’de. Gösterişli Sloven Ulusal Tiyatrosu, opera, bale, drama ve senfoni orkestrasıyla şehrin canlı kültürel hayatına katkıda bulunuyor. Kubbeli çatısı ve sarı boyalı cephesiyle Üniversite, Slovenya’nın ikinci büyük üniversitesi. 16.yüzyıl tarihli Su sarnıcı, kırmızı tuğlalı Fransisken Kilisesi ve nehir kıyısında kare biçimli, kiremit çatılı Yahudi kulesi görülmeye değer diğer yerler. Drava kıyısındaki 14.yüzyıl yapımı Sinagog, Avrupa’daki en eski ikinci sinagog. Bahçesinde soykırım kurbanları için bir de anıt var.

400 yıllık asma

Şehrin en büyük şarap mahzeni yine Lent mahallesindeki Svobode Meydanı’nda. Lent, dünyanın yaşayan en eski asmasını da barındırıyor. İki katlı, kırmızı kiremit çatılı, beyaz şirin bir evin duvarlarını süsleyen ve “Stara trta” diye adlandırılan, 400 yaşındaki bu asma, şarap severleri heyecanlandırıyor. Kökleri binanın ana giriş kapısının yanında koruma altına alınmış. Stara trta’dan her hasatta 35-55 kilo üzüm, 100 kadar da özel küçük şişe şarap çıkıyor. Bu nadir şarabın adı Crnina zametna. Her yıl bu yaşlı asma anısına Aziz Martin bayramı sırasında festival yapılıyor.

Zaten, şarap ve üzüm bağları, Maribor bölgesine çok sayıda turist çeken bir özellik. Mahzenler, şaraphaneler ve turistik çiftlik evleri ile dolu 50 km’lik şarap yolunu izleyerek bölgeyi gezmek muhteşem duygular bırakıyor insanda.

Kış sporları, dağ patikaları, ışıltılı şelaleler ve Pohorje Dağının muhteşem manzarası gerçekten baştan çıkarıcı. Bölgedeki beyaz şaraplar dünyanın en iyilerinden. Pohorje Maribor’u çevreleyen Pohorje Dağları, göz dolduran yeşili, sıkı ağaçlarla çevrili gölleri, buz gibi suları ve ormanlarıyla büyüleyici bir manzaraya sahip.

Pohorje,

Drava nehrinin güneyinde, Julian Alpleri’ne dahil bir bölge. Slovenya’nın en güzel göllerinden Crno Jezera yani “Kara göl” de burada. Tepelerin yamaçlarında şaraplık üzüm yetiştiriliyor. Pohorje ormanlarının göbeğindeki Zrece kaplıcası masaj ve terapi merkezleri, saunası ve romatizmaya iyi gelen şifalı suları ile tam bir sağlık kaynağı.

Pohorje, ayrıca harika kayak olanakları da sunuyor. İster yazın, ister kışın gidin, keyif almak kaçınılmaz. Maribor’un hemen yakınındaki Mariborsko Pohorje kayak istasyonu, Slovenya’nın en geniş ve en tanınmış pistine sahip, gece kayağı da yapılabiliyor. Ribnisko Pohorje, Rogla ve Kope de bölgenin diğer kayak istasyonları. Her yıl ocak ayında uluslararası slalom karşılaşmaları yapılıyor. 2013 Kış Universiad Oyunları da Maribor’da yapılacak.

Ptuj

Maribor’a kadar gelmişken, hemen yakındaki Ptuj kasabasına da uğramadan geçmeyelim. Maribora yaklaşık 50 km uzaklıktaki Ptuj, bu yıl Avrupa Kültür Başkenti olan Maribor’a ortaklık ediyor. Biblo gibi, çok sevimli bir Ortaçağ kasabası olan Ptuj’da, huzur ve albeni iç içe geçmiş. Aslında burası ülkenin en eski yerleşim yerlerinden biri ve Vespasyen’in, M.S.69 yılında Roma İmparatoru ilan edildiği yer.

Ptuj’un tarihi kalbi Slovenski Meydanı, Drava nehri kıyısına çıkan göz alıcı daracık sokaklara sahip. Barok mimarisine bayılacak, Madenci Kardeşler Manastırı ve Art-Nouveau tarzı Belediye binasına hayran kalacaksınız. Ptuj, Koranti Karnavalı ile de ünlü. Gösteriler kış sonuna doğru yapılıyor. Koyun postu giymiş, uzun kırmızı dilleri, başlarında rengarenk kurdeleleri, ellerinde kocaman çanları olan maskeli kişiler, günlerce sokaklarda defile yapıyor ve bahar gelsin diye kışı kovalamaya çalışıyor.

Şehrin bir de şatosu var. “Kurentovanje” isimli şato, 12. yüzyılda yapılmış. O dönemde Slazburg Başpiskoposluğuna ait olan yapı şimdi müze olarak kullanılıyor. İç avlusundaki revaklı balkonlar çok dikkat çekici. Müzedeki en değerli parçalar ise, geleneksel karnaval maskeleri, Ortaçağ silahları ve müzik aletleri

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1