New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine
New Page 1

 

ÖRNEK BİR AB ÜYESİ

 

1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Slovenya, istikrarlı bir siyasi ortam içinde planlı ekonomiden liberal ekonomiye geçmiş. Alt yapısının sağlam olması ve batıya dönük ekonomik anlayışı nedeniyle, sancılı bir geçiş dönemi yaşamamış. Tam tersine, başarılı bir performans göstermiş ve kısa sürede Batı Avrupa ülkelerinin refah seviyesine erişmiş.

Slovenya, 2004 yılından beri Avrupa Birliği üyesi. 2007 yılında da Euro Bölgesi’ne dahil olmuş. Bu statü, ülke için, en büyük politik ve ekonomik başarılardan sayılıyor. Bu konumuyla, Slovenya, yeni AB üyeleri içinde en istikrarlı ve örnek ülke, güvenilir bir ortak.

Sloven ekonomisinde başarıya giden yol, önce bankacılık ve sigortacılık sektöründeki özelleştirmelerle başlamış. Ardından, 1998 yılından itibaren, yasaların AB müktesebatına uyumlu hale getirilmesine ağırlık verilmiş. 2002 yılında ise, hükümet sermaye akışındaki engelleri kaldırmış. AB’ye katılım sürecinde oluşturulan, Rekabeti Koruma Ofisi ya da Yolsuzluğu Önleme Ofisi gibi kurumlar, Sloven ekonomisinin denetlenmesini sağlamış. Kamu sektörünün ekonomideki ağırlığının azaltılmasına önem verilmiş. Sonuçta, ülkede sağlıklı bir ekonominin sürdüğü görülüyor. 2007’den beri Euro bölgesine dahil olan Slovenya’da, yıllık enflasyon oranı yüzde 1,8, kişi başına düşen milli gelir ise yaklaşık 23.000 ABD doları.

Yüksek Katma Değer

İstikrarlı bir ekonomiye, iyi yetişmiş ve verimli bir iş gücüne sahip olan Slovenya’da, ücret seviyesini verimlilik artışıyla eş düzeyde tutmaya dayalı bir yaklaşım benimsenmiş. Pazar hacminin küçük olması ise ihracata öncelik verilmesini zorunlu kılıyor. Bu nedenle, firmalar orta ve yüksek düzeyde teknoloji gerektiren sanayi dallarına yönelmişler. Yüksek katma değerli sektörlerde üretim yapmak arzusu ön planda. Üretimdeki büyüme, en çok otomotiv yan sanayiinde, optik ekipmanlar, elektrikli ve elektronik ürünler alanında, kauçuk ve plastik sanayiinde, kimyasallarda, ilaç sanayinde ve çelik ya da alüminyum gibi temel metallerin işlenmesiyle elde edilen ürünlerde görülüyor.

Sanayi ve oldukça gelişmiş olan inşaat sektörü Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın (GSYİH) yaklaşık % 33’ünü oluşturuyor, hizmet sektörünün ekonomideki payı % 64, tarımınki ise % 2,5. Tarımda üretilen başlıca ürünler buğday, patates, meyve, mısır ve üzüm. Şarap üretimi de çok yaygın. Ormancılık, hayvancılık ve süt ürünleri de önemli gelir kaynakları. Ülkenin belli başlı yer altı zenginlikleri arasında linyit, demir, kurşun, çinko, cıva, kömür ve gümüş öne çıkıyor. Elektrik üretimi ise, nükleer ve termik santrallerin yanı sıra hidrolik enerji ile gerçekleşiyor.

Balkanlar ve Batı Avrupa arasında bir geçiş noktası olan Slovenya’da dış ticaret, öncelikle ihracata odaklı. Yıllık ihracat ve ithalat miktarları başa baş seyrediyor denebilir. Sloven ekonomisinin en büyük dış ticaret ortakları AB ülkeleri. İhracatın yüzde 66’sı, ithalatın da yüzde 80’den fazlası Avrupa Birliği ile yapılıyor. Almanya, İtalya, Hırvatistan, Avusturya ve Fransa, AB üyesi olmadan önce de ülkenin başlıca ticaret ortaklarıymış. Şimdi de bu konumlarını sürdürüyorlar. Slovenya’ya yatırım yapan ülkelerin başını ise Avusturya çekiyor, onu Fransa ve Almanya izliyor.

Yatırım için çekici bir ortam

Slovenya, küçük nüfusuna karşın gelecek vaat eden ekonomisiyle yüksek bir üretim hacmine sahip. Doğu Avrupa’nın en zengini olmanın yanı sıra, büyüme potansiyeli içermesi açısından da dış yatırımcılar için çok çekici. Bunlara ek olarak Avrupa ortalamasının altında kalan işgücü maliyetleri de ülkenin uygunluğunu artırıyor. Yetkin iletişim hizmetlerine ve Batı normlarındaki bir tüketici pazarına sahip olan Slovenya, doğal olarak yabancı yatırımcılara da ihtiyaç duyuyor.

Aslında, Slovenya’nın da, Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ ve Makedonya gibi komşu ülkelerde yatırımları var. Ayrıca, 2011 yılında Sırbistan, Hırvatistan ve Slovenya, ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi konusunda anlaşmaya varmışlar. Bu doğrultuda, inşaat, otomotiv, ahşap ürünleri, gıda ve sanayi alanında ortak projelerin hayata geçirilmesi konusunda kararlar alınmış.

Turizm

Gerek coğrafi konumu, gerekse de doğal yapısının çeşitliliği ve güzelliği nedeniyle, Slovenya’nın çekici bir turizm ülkesi olduğu herkesin bildiği bir gerçek. Sadece yaz turizmi değil, kış sporları da büyük bir turizm potansiyeline sahip. Turizm alanında kaliteli tesislerin mevcut olması da ülkeye bir hayli turist çekiyor. Slovenya’nın yıllık ziyaretçi sayısı 3 milyona yakın. Gelen ziyaretçiler arasında, Alman, İtalyan, Avusturyalı ve Hırvat turistler başı çekiyor. Slovenya’da turizmin çok ucuz olduğu söylenemez ama hizmet kalitesinin çok yüksek olduğu bir gerçek.

Bu yüzden, turizm, ekonominin parlayan bir girdi kalemi. Turizm gelirleri GSYİH’nın yaklaşık yüzde 8’ini oluşturuyor.

Sağlam ve son derece gelişmiş bir bankacılık sektörüne sahip olan Slovenya’nın bilgi teknolojisi ve ulaşım altyapısı da çok tatmin edici boyutta. Ayrıca, ekonomideki her alanındaki yeni bir atılımda çevrenin korunmasına da son derece önem verildiğini de belirtmek gerek.

Sürekli artan ve göz kamaştırarak 2007’de %6,9’a ulaşan yıllık büyüme hızı, 2008 krizi ile kaçınılmaz olarak biraz daralmaya başlamış. Avrupa’yı da derinden sarsan bu kriz sonucu işsizlikte artış, ihracat, üretim ve yatırımlarda düşüş olsa da alınan önlemlerle ibre yeniden düzelmeye başlamış. Bankalar için devlet garantisi, kamu harcamalarında azaltma, ücretlerin dondurulması ve emeklilik yaşının yükseltilmesi gibi kararlar alınmış. 2012’de yıllık büyüme oranının %2 olması bekleniyor. Sloven ekonomisinin dinamizmi önümüzdeki yıllarda da devam edecek gibi görünüyor.

 

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1