New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine
New Page 1

 

KUZEY ADRİYATİK
Adalar ve Sahiller

 

Adriyatik denizinin kuzeyinde, denize doğru uzanan kalp biçimindeki yarımadanın adı İstria. Hemen bitişikteki kara parçası ile Krk, Cres, Pag ve Rab gibi adaların bulunduğu bölge ise Kvarner olarak adlandırılıyor. Akdeniz’in bu biraz gizli kalmış köşesinde, denizin ve tarihin iç içe geçtiği geleneksel bir yaşam tarzı var.

 

 

Hırvatistan’ın kuzey kesiminde yer alan İstria ve Kvarner bölgeleri ile bu iki bölgenin arasındaki Kvarner Körfezi’nde bulunan adalar, sahip oldukları sayısız koy ve berrak plajlar sayesinde, ziyaretçilerine hem dinlenme olanakları, hem de, meraklısına yelken, dalış, balık avcılığı, golf ya da paraşüt gibi çeşitli spor seçenekleri sunuyor. Bölgede, denizle iç içe geçen geleneksel hayat biçimi, tarihin izlerini taşıyan taş evler ve gölgeli sokaklar tam bir huzur kaynağı. Teknelerle, hatta küçük uçaklarla bir gezinti yapmadan kesinlikle ayrılmamalı buralardan. Tarihi miras anlamında çok özel bir yere sahip olan Cres Adası, Ortaçağdaki görünümünü halâ koruyan yemyeşil Rab Adası, ünlü Fransisken Manastırı’nın bulunduğu Koşljun adacığı ya da orman patikaları, denizaltı mağaraları ve Avusturya aristokrasisinin harika villaları ile Losinj Adası unutulmayacak güzellikler.

Pula ve Arena’sı

İstria yarımadasının en büyük şehri olan Pula, aslında 60.000 nüfuslu, sevimli ve küçük bir şehir. Roma İmparatorluğu zamanında, İmparator Augustus tarafından kurulmuş. Stratejik konumu nedeniyle her dönem önem taşımış. Korsan saldırılarından yağmaya, veba ve malarya salgınlarına dek başına gelmeyen kalmamış. Bugün dantel gibi kıyıları, füme jambonu, keçi peyniri, sabahlara dek süren gece hayatı, meydanlarındaki sokak gösterileriyle İstria bölgesinin cazibe merkezi.

Hırvatistan’a, Roma İmparatorluğunun bir mirası olan Pula, geçmişin bu kutsal hazinesini çok iyi korumuş. O dönemden kalan yapılar bugün Pula’nın göz bebeği; arkeoloji ve sanat tarihi tutkunları için de bulunmaz bir hazine. Şehir merkezinin her köşesinde kendinizi geçmişte yolculuğa çıkmış gibi hissediyorsunuz. Şehirdeki en göz alıcı yapı olan Arena, M.Ö. 1.yüzyılda yapılmış. Şimdi Pula’nın sembolü ve dünyanın da en büyük ve en güzel arenalarından biri. Bir zamanlar gladyatörlerin kılıç sesleri ile çınlayan elips şeklindeki yapı, 35 metreye varan yüksekliği ve 133 metrelik aksı ile çok etkileyici. Eskiden 24.000 seyirci kapasitesine sahip olan Arena’da artık tiyatro oyunları sergileniyor ve Uluslararası Pula Film Festivali düzenleniyor.

Pula’nın en şirin meydanı olan Forum’da, tarihi yapıların gölgesindeki teras cafe’ler insana keyif veriyor. Meydandan gireceğiniz Sergijevaca Sokağı’nda, 12x6 metre boyutunda göz kamaştırıcı bir Roma mozayığı var. Mutlaka görmek lâzım.

Meydanın karşı tarafındaki Kandlerova Sokağı’ndaki görkemli Katedral ise 13.yüzyılda yapılmış. Buradan Aziz Franje Sokağı’na döndüğünüzde de karşınıza etkileyici bir Fransisken Manastırı çıkıyor. Eğer, dümdüz ilerlerseniz, şehri 16.yüzyıldan beri gözleyen Venedik kalesi Kastel’e giriyorsunuz, hemen yakınında da Roma tiyatrosu bulunuyor. Yola devam edince zengin süslemeleriyle Roma Zafer Takı çıkıyor karşınıza. Laginija Sokağı’na girdiğinizde ise Roma surlarına ve blok taştan yapılmış Herkül Kapısı’na erişiyorsunuz. Dünyanın ilk deniz müzesi de 1870 yılında Pula’da açılmış.

Rijeka

Kvarner bölgesinin merkezi olan Rijeka, hem Hırvatistan’ın en büyük ticaret limanı, hem de, 145.000 nüfusuyla ülkenin üçüncü büyük şehri. Çok güzel ve güneşli kıyılara sahip olsa da, Rijeka turist akınlarının uzağında kalmış, son derece sakin bir yer. Turistler genellikle İstria yarımadasına ya da Kravner Körfezindeki adalara bir an önce ulaşmak için Rijeka’da konaklamadan geçip gidiyorlar ve buradaki gizli güzelliklerin farkına varamıyorlar. Bu nedenle, Rijeka ekonomisi turizmden çok deniz taşımacılığına ve tersanecilik sektörüne dayanıyor.

Oysa, nisbeten ucuz olan bu şehrin gece hayatı çok canlı. Gündüzleri ise, merkezde yayalara ayrılmış bölgede sıralanan cafe’lere, mağazalara uğrayabilir, deniz kenarında huzurlu yürüyüşler yapabilirsiniz. Haftanın yedi günü açık olan pazarlar, 1765’e tarihlenen tiyatro binası, “Notre- Dame de Trsat Kilisesi”, 1632’de kurulan Rijeka Üniversitesi, 500 basamakla çıkılan Trsat Şatosu ve Avrupa’da ilk güdümlü torpidonun üretildiği Torpido Fabrikası şehirdeki görülmesi gereken yerler arasında. 17.yüzyılda yapılmış sevimli bir yapı olan Aziz Vitus kilisesi ise duvarında bir top mermisi taşıyor. Napolyon savaşları sırasında İngilizler tarafından konmuş buraya. Efsaneye göre, Karolina adında bir Hırvat kızı, İngilizlere saldırıları durdurmaları için yalvarmış. Karolina’nın güzelliğinden etkilenen subaylar ateşi kesmişler ve böylece birçok hayat kurtulmuş. O yüzden şehirde Karolina adını taşıyan işletme ve butik sayısı hayli fazla.

Krk adası

Bir köprü ile anakaraya bağlı olan Krk adası, popüler bir turistik güzergâh ve adadan adaya sıçramak için ideal bir nokta. Çok hareketli bir geçmişe sahip olan ada, Ortaçağda piskoposluk merkezi ve asillerin gözdesiymiş. Hırvat kültürünün önemli noktalarından olan Krk, artık yok olan Dalmaçya dilinin de son sığınağı olmuş.

18 bin nüfuslu Krk şehrinin Venedik stilinde inşa edilmiş tarihi merkezi surlarla çevrili. Şehrin birbirini kesen daracık sokakları eski zamanların havasını sürdürüyor. Sevimli cafe’ler, dip dibe çiçekli evler, şarap mahzenleri ve muhteşem bir doğa... Bugün kültür merkezi olarak kullanılan Frankopanski Şatosu ile 5.yüzyılda yapılmış muhteşem Krk Katedrali şehrin iki sembolü.

Krk’ın aromatik otlarla beslenen kuzuları, asmaları ve şarabı çok meşhur. Örneğin, Vrbnicka Zlahtina, Krk’in keçi peynirlerine çok yakışan kaliteli bir beyaz sek şarap. Ama, en meşhur peynirlerin Pag adasında yapıldığını da ekleyelim.

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1