New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine
New Page 1

 

AKDENİZ’İN SEVİMLİ YÜZÜ
DALMAÇYA

 

Hırvatistan’ın kıyı bölgesi Dalmaçya, kuzey batıda Pag Adası’ndan güney doğuda Kotor Koyu’na kadar Adriyatik boyunca uzanıyor. Yaklaşık 350 km uzunluğundaki bu sahil, çam ağaçlarının gölgesinde uzanan plajlarla ve irili ufaklı yemyeşil adalarla dolu.

 

Hırvatistan’ın Dalmaçya kıyıları, doğanın çok cömert davrandığı bir bölge. Çam ağaçlarının tepelerden deniz kıyısına kadar indiği, denizin de pırıl pırıl olduğu bu sahil şeridinde, şehirlerin dokusu da doğa ile inanılmaz bir uyum içinde. Ülkenin en çok turist çeken şehirleri olan Zadar, Şibenik, Split ve Dubrovnik, Dinar Alpleri ile deniz arasında uzanan, ortalama 60 km genişliğindeki bu bölgede sıralanmışlar. Kıyı boyunca Adriyatik’de birbirini izleyen yüzlerce adayı da hesaba katınca, Dalmaçya’nın nasıl bir tatil cenneti olduğunu anlamak zor olmuyor.

Zadar

Dalmaçya’nın kuzeyinde, 80.000 nüfuslu Zadar, müthiş güzellikteki doğası, geç saatlere kadar açık ve her daim dolu cafe’leri ve çok keyifli yazları ile Akdeniz’in coşkusunu hissedeceğiniz bir yer. Eski şehrin daracık sokaklarında bir tarihi zenginlik yatıyor. Bizans döneminde, Dalmaçya’nın başkentiymiş. O dönemde, Venedik’le rekabet edebilecek kadar zengin olan bu şehir, bugün “Hırvat kültürünün doğduğu yer” olarak tanımlanıyor. Örneğin, Hırvat dilindeki ilk kitap burada yazılmış, Hırvatça ilk gazete de burada basılmış.

Zadar’ın 3000 yıllık bir tarihî geçmişi var. Bu nedenle zengin bir kültür mirasına sahip. Örneğin, dünyanın en küçük katedrali, Zadar yakınlarındaki Nin kasabasında bulunuyor. Zadar’ın kalbi sayılan Narodni Meydanı her zaman canlı bir yer. Meydanı süsleyen görkemli binalar birbirinden şirin. Ortaçağda Avrupa’nın her yerinden hacıların geldiği Aziz Simun Kilisesi, beyaz ve aşı boyası renkli cephesiyle çok sade gibi görünse de gerçek bir hazineyi, Aziz Simun’a ait kutsal bir emanet sandığını barındırıyor. Zadar’ın en ilginç yapısı olan Aziz Donat Kilisesi ise, Ortaçağda Hırvatistan’ın en büyük kutsal yapısıymış. Yuvarlak biçimi, Dalmaçya’daki Bizans mimarisinin tipik bir örneği. Kilisenin iç kısmındaki sadelik şaşırtıcı boyutlarda. Mükemmel akustiği nedeniyle artık konser salonu olarak kullanılıyor. Hemen yanındaki Sveta Stosija Katedrali’nin dış cephesi, Hırvatistan’daki Roma sanatı örneklerinin en güzellerinden. Heykellerle çevrelenmiş, çiçek motifleri ve hayvan figürleriyle bezeli, gotik etkili giriş kapıları da hayli dikkat çekici.

Şehrin, geceleri ışıklandırılan, mükemmel korunmuş kalesi Osmanlı tehdidine karşı koymak için Venedikliler tarafından yapılmış. Surlarda, şehrin en güzel görüntüleri eşliğinde gezilebiliyor. Eski şehre yürüyerek yarım saat uzaklıkta, genellikle çakıllı, sevimli küçük plajlar var.

Şibenik

Krka ırmağının Adriyatik Denizi’ne dökülen bölümünde bulunan bu tarihi Orta Dalmaçya şehri, kısa bir dönem Hırvat Krallığının başkentliğini yapmış. Eski şehrin daracık sokaklarında dolaşırken karşınıza sevimli meydanlar, şirin cafe’ler ya da tavernalar çıkıyor. Geceleri çok hareketli olan bu sokaklar, yazın müzikle çınlıyor. Yüzmek için genellikle inci gibi dizilmiş komşu adalara gidiliyor. Zaten, burası yat gezintileri için bir cennet. Kıyıya yakın 240 kadar ada var ve her biri kendine has özelliklere sahip. Eğer mercan toplulukları görmek istiyorsanız Zlarin adasına, sünger avcılarını görmek istiyorsanız Krapanj adasına gitmelisiniz. Açık deniz gezintisi için en ideal yer ise, Kornati takımadaları.

Rönesans dönemi hayli iz bırakmış Şibenik’te; özellikle de güzelliği ve ahengiyle UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan Aziz Jakov Katedrali. Yapımı, Venedik ve Dalmaçyalı ustalarla 100 yıldan fazla sürmüş. Katedralin hemen yakınındaki Dükler Sarayı bugün müze, Belediye binası ise kartpostalları süsleyen şık bir yapı.

Split

Dalmaçya’nın merkezinde bulunan Split, 300.000 nüfusuyla ülkenin ikinci büyük şehri. Tarihi zenginliği, kültürel hayatı, denizi ve stratejik önem taşıyan limanıyla çok cazip. Dalmaçya adaları için de başlıca hareket noktası burası. Slav ruhu taşısa da, yaşam biçimi Latin olan şehir, birçok Venedik stili sıra dışı yapı barındırıyor. Brace Radic ve Narodni Meydanları ile çevresinde Ortaçağla 20.yüzyıl arasındaki farklı mimari akımların örneklerine rastlayabilirsiniz. Örneğin 15.yüzyılda yapılmış kemerli bir binaya 19.yüzyılda eklenmiş bir kat insanı şaşırtıyor.

Split, lavanta kokulu, arnavut kaldırımı döşenmiş daracık sokakları, cafe-barları, kesme taştan şirin evleri, çamaşır iplerinden sarkan çamaşırları, her köşede karşınıza çıkan çocukları ve kedileriyle cıvıl cıvıl bir kent. Sahil şeridi boyunca palmiye ağaçlarının gölgesinde kiraz likörü ya da soğuk bir Hırvat birası yudumlayarak soluklanmanın keyfi de bambaşka.

Diokles Sarayı etrafında şekillenen Split, 1700 yaşındaki bu devasa saray ve Aziz Domnius Katedrali ile Dünya Kültür Mirası listesinde. Split’in kurucusu olan Roma İmparatoru Diokles’in, yaptırdığı surlarla çevrili sarayın bahçesinde hamam, kütüphane, muhteşem bir Jupiter tapınağı, katedral, Grigogno-Cipci Sarayı ve bir de kışla var. İmparator hiç masraftan kaçınmamış, mermerler Yunanistan ve İtalya’dan, sütunlar ve sfenksler Mısır’dan gelmiş. Saray alanı bugün mağazalar, cafe’ler, restoranlar ve işyerleriyle şehrin doğal bir parçası olmuş ve denize bakan kısmı da limana açılıyor. Sarayın kalbi Sütunlu İç Avlu çok canlı ve sevimli bir yer. Diokles’in mozolesi, şehrin koruyucusu Aziz Domnius’a adanan bir katedrale dönüşmüş. Sekizgen biçimli katedral Roma stili ve hristiyan süslemeler karışımı melez bir anıt. Çan kulesinden Split’in muhteşem manzarası izlenebilir. Zarif oymalı ana giriş kapısı çok güzel, ahşap heykellerin inceliği de hayli göz doldurucu.

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1