New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine
New Page 1

 

HVAR ADASINDA
Lavanta Kokuları

 

Dalmaçya kıyılarındaki Hvar adası, Lavanta çiçekleriyle ünlü. Adada yaygın olarak yetiştirilen lavanta, sadece Hvar’ın değil, bütün Hırvatistan’ın simgelerinden biri.

Mavi, eflatun, mor çiçekleriyle, lavanta, kökeni Akdeniz olan bir bitki. Mis gibi kokusu sakinleştirici ve dinlendirici bir etki yaratıyor. Kurutularak muhafaza edildiğinde her yeri çok hoş bir koku kaplıyor. Bu kokunun strese ve baş ağrısına iyi geldiği, bağışıklık sistemini de güçlendirdiği kanısı bir hayli yaygın. Ayrıca, dolap giysilerini de böceklerden koruduğu söyleniyor.

Faydalı bir çiçek

Hvar adasında yoğun olarak yetiştirilen Lavanta, Avrupa’nın diğer yerlerinde üretilen lavantalardan daha kaliteli. Zaten, üretim ekolojik olarak yapılıyor, çiçeğin ekimi de toplanması da, makine kullanmadan, el ile gerçekleşiyor.

Lavantadan, parfüm yapımında kullanılan esans yağı elde edildiğini söylemeye gerek yok. Ama, mis gibi kokan sabunlar da üretiliyor. Ayrıca, kurutulmuş lavanta çiçekleri Hırvatistan’da bir hatıra objesine de dönüşmüş. Rengârenk küçük torbalar içinde, Hırvatistan’ın her yerinde satılan kurutulmuş lavanta çiçekleri herkesin çok beğendiği bir hatıra ya da hediye olarak dünyayı dolaşıyor.

Hvar Adası

Uçsuz bucaksız lavanta tarlalarıyla tanınan Hvar, orta Dalmaçya kıyılarından yaklaşık 6 km uzaklıkta. Sokakları lavanta kokan bu muhteşem Dalmaçya adası, son zamanlarda çok popüler bir turistik güzergâha da dönüşmüş ve artık dünya jet sosyetesinin gözde uğrak yeri olmuş. Şehrin her yerinde kadınlar hediyelik eşya olarak keselerde ya da kutularda kurutulmuş lavanta satıyor.

11.000 nüfuslu Hvar şehri, kocaman meydanı ve meydanı çevreleyen göz alıcı restoranları ve cafe’leriyle çok sevimli görünüyor. Burada, geçmişe tanıklık eden çok sayıda nadide anıt var: 15.yüzyıla tarihlenen ve içinde bir sanat galerisini barındıran Fransisken Manastırı, barok üsluptaki 16.yüzyıldan kalma görkemli katedral, Avrupa’nın en eski tiyatrosu, balıkçılığın serüvenini anlatan Balıkçı Müzesi gibi. Hvar kalesi 1571’de Osmanlı donanması saldırdığında halkın sığınağı olmuş. Daracık sokaklardan, dik merdivenlerden tırmanarak ulaşılan kalenin manzarası olağanüstü. Ada ayaklarınızın altında.

Akşam ışıklarıyla koylar ve liman kıpır kıpır oluyor. Hızlı gece hayatıyla da ünlü olan Hvar’da yaz geceleri boş masa bulmak zor. En güzel yatları ağırlayan limanda denize sıfır birçok bar ve disko var. Mutfak daha çok deniz ürünleri ağırlıklı. Hvar’ın ana geçim kaynakları turizm ve balıkçılık. Bu nedenle lüks otellerin yanı sıra irili ufaklı pansiyon, motel ve ev odaları da bulunuyor.

Hvar, Adriyatik’in en güneşli yeri. Kıpkırmızı batan güneşin şarap kadehinize döküldüğü hissine bile kapılabilirsiniz. Ada, zaten Hırvatistan’ın bağcılık yapılan en ünlü alanlarından ve ülkenin en güzel şaraplarının üretildiği üzümler burada yetiştiriliyor. Hvar’ın güneyindeki üzümlerden yapılan kırmızı şaraplar ve merkezin üzümlerinden üretilen beyaz şaraplar mutlaka tadılmalı. Bu sevimli adayı kaplayan üzüm bağları, zeytinlikler ve lavanta tarlaları arasından dolanıp giden yollarda yürüyerek, motosiklet ya da bisiklet kiralayarak dolaşmayı ihmal etmemek gerek.

Stari Grad ise, Hvar adasının tarihi kalbi, Yunan kolonisi Faros’un kalıntıları üzerine MÖ 384’te kurulmuş. Avrupa’nın en eski şehirlerinden ve UNESCO Dünya Mirası listesinde. Estetikle bütünleşmiş tarihi mimari doku öyle iyi korunmuş ki kendinizi Ortaçağda hissediyorsunuz. Kasabanın rengârenk çiçeklerle bezeli gölgeli sokaklarına hayran kalmamak mümkün değil; sanki taştan bir senfoni! Yüzyıllarca denizcilere barınak olmuş Hvar’ın belleklerde, öncelikle lavanta kokularıyla hatırlanan bir cennet köşesi olarak yer edeceğine hiç kuşku yok.

 

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1