New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

BARIŞÇI, GÜVENİLİR VE VARLIKLI
İSVİÇRE

 
Dünyanın refah düzeyi en yüksek ülkelerinden biri olan İsviçre, gerçekten yaşamaya değer bir yer. Bilime, sanata ve eğitime verilen önem, ülkeyi çok yükseklere taşımış. Doğrudan demokrasinin başarısı, barışçı ilkelerin ilk sırada olması ve güçlü ekonomisi, İsviçre’yi dünyanın önde gelen ülkelerinden biri haline getirmiş.
 
Batı Avrupa’nın merkezinde yer alan İsviçre, kuzeyde Almanya, doğuda Avusturya ve Lichtenstein Prensliği, güneyde İtalya ve batıda da Fransa ile komşu. Yüzölçümü 41.285 km2 ve bu toprakların 3/4’ü dağlarla kaplı. Ülkenin en yüksek noktası olan Dufour tepesi 4634 m’ye ulaşıyor. Ayrıca, 4000 metreyi aşan ve üzerinde karların hiç erimediği 48 zirve daha var. Bu arada, Alp buzullarının en büyüğü olan, 23 km uzunluğundaki Aletsch buzulunun da UNESCO Dünya Mirası listesinde olduğunu belirtelim. Denize kıyısı olmayan İsviçre’nin göllerinde vapurlarla nefis gezintiler yapmak mümkün. Nehirlerde ise özel yapılmış teknelerle yoğun bir biçimde taşımacılık yapılıyor. Ayrıca, 38 ticarî gemiden oluşan güçlü bir açık deniz filosu da var. Bu gemiler çıkış noktası olarak Hollanda’nın Roterdam limanını kullanıyorlar. Roterdam limanı ise Ren nehri aracılığı ile Basel’e bağlanıyor.
 
Barındırdığı çok sayıda göl ve akarsu nedeniyle, İsviçre, adeta Avrupa’nın su deposu gibi. Avrupa’nın iki büyük nehri Ren ve Rhône, İsviçre Alpleri’nden doğuyor. Bern Alpleri’nden doğan ve yolu üzerinde derin boğazlar oluşturan Aar nehri (288 km) ise İsviçre’nin en uzun ırmağı. Leman, Bodensee, Lago Maggiore ve Lugano komşu ülkelerle paylaşılan göller. İsviçre içinde kalan göllerin en büyükleri ise Zürih, Neuchâtel, Luzern ve Thun. TicinoKantonundaki Lago Maggiore, İsviçre’nin en alçak noktası. Denizden sadece 194 m yükseklikte. Çevresinde yetişen palmiye ağaçları, burada Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğünü gösteriyor.
 
700 yıllık demokrasi
 
Bu topraklarda, Taş Devri’nden beri insanların yaşadığı biliniyor. Milattan binlerce yıl önce, bu arazilerde tarım yapılmış, Bronz Çağı’nda, ürünler, katır sırtında bir yerden diğerine taşınmış. M.Ö.800 yılında, ilk madeni para tedavüle çıkmış. Kendilerini “Helvetyalı” diye adlandıran ilk Kelt kabileleri, M.Ö. 100 yıllarında, İsviçre’ye gelip yerleşmişler. Bugünkü federal devletin temeli ise 1291 yılında Habsburg hanedanına karşı bir savunma ittifakı kuran üç kantona dayanıyor: Uri, Schwyz ve Unterwald. O tarihte, bu 3 kanton, herhangi birinin saldırıya uğraması halinde birbirinin yardımına koşma konusunda sözleşmişler. Bu ittifak, her 3 kanton halkının oylaması sonucunda gerçekleştiği için, ülkedeki demokrasi bilincinin de başlangıcı sayılıyor. Yani, İsviçre’de, yaklaşık 700 yıldır, demokrasi var.
 
1332 yılında Luzern, 1351 yılında Zürih, 1352 yılında Glarus ve Zug ve 1353 yılında da Bern, bu federasyon oluşumuna katılmışlar. Bugün bu kantonlar “8 eski kanton” olarak anılıyor.
 
1519 yılında başlayan Reform hareketi döneminde, Katolik kilisesine başkaldıranlar ile sadık kalanlar arasında çatışmalar çıkmış olsa da, 1648 yılında, sayıları 13’e yükselmiş olan kantonlardan oluşan federasyon bağımsızlık ilân etmiş ve İsviçre bağımsız bir Devlet olmuş.
 
İsviçre’nin ünlü tarafsızlık ilkesinin ilânı ise, 1812 yılına rastlıyor. Bu tarafsızlık, 1815 yılında bütün Avrupa tarafından tanınmış. Ülkenin bugünkü sınırları da bu tarihte oluşmuş. 1847’de Katolikler ve Protestanlar arasında patlak veren Sonderbund Savaşı İsviçre topraklarında yaşanan son silahlı çatışma olarak anılıyor.
 
Federal Devlet
 
İsviçre Konfederasyonu, 1848 yılında referandum yoluyla federal anayasanın kabul edilmesinin ardından kurulmuş, başkent de Bern olmuş. Konfederasyon, geniş özerkliğe sahip 26 kantondan oluşuyor. Her kanton’un kendi anayasası, kanunları, hükûmeti, parlamentosu ve mahkemeleri var. Dış politika, güvenlik, gümrük politikası, para politikası ve ulusal alan için federal mevzuat geçerli.
 
İsviçre, doğrudan demokrasinin en yoğun olarak uygulandığı ülke olmakla ünlü. 18 yaşını bitiren her İsviçreli oy hakkına sahip. Senede üçdört kez, çeşitli konularda oy vermeye çağırıldıkları için, bu haklarını düzenli olarak kullanıyorlar. Bazen, herhangi bir konuda oylama yapılması için, halkın kendi arasında imza toplaması da yeterli oluyor. Burada, “hakimiyet” lâfta değil gerçek anlamda millette. Halk, ordunun lağvedilmesinden, yeni yapılacak demiryolu ağına ya da nükleer enerjiye dek her konuda referandumlar yoluyla söz söyleme hakkına sahip. Federal hükümet tarafından kabul edilmiş yasaların geçerliliği de sorgulanabiliyor, hatta anayasal değişiklik için talepte bulunulabiliyor.
 
İsviçre’nin yasama organı olan “Federal Meclis” iki kanatlı: “Ulusal Konsey” ve “Devlet Konseyi”. Her ikisi de her açıdan eşit güce sahip ve bir yasanın geçmesi için iki kanat tarafından da kabul edilmesi gerekiyor. Ulusal Konsey’in 200 üyesi halk tarafından seçiliyor. Devlet Konseyi’nin de kantonları temsil eden 46 üyesi var.
 
Yürütme erki ve devlet başkanlığı görevi ise, yedi üyeden oluşan Hükûmete ait. İsviçre hükûmetine “Federal Konsey” deniyor. Üyeleri her dört yılda bir, yasama dönemi başlarken Federal Meclis tarafından seçiliyor. Federal Konsey’de 7 bakanlık var. Her yıl, üyelerden biri, rotasyon prensibine göre, bir yıllığına İsviçre Konfederasyon Başkanı oluyor. 2012 yılında, Başkanlık görevi, aynı zamanda Maliye Bakanı da olan Eveline Widmer-Schlumpf tarafından üstlenilmiş. Yıl sonunda görevini devredecek olan Widmer-Schlumpf’un babası Leon Schlumpf da bir zamanlar Federal Konsey üyeliği yapmış.
 
 
Çok dil, çok kültür
 
7,8 milyon nüfuslu İsviçre’de, Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romanş dili resmî diller. Ülkenin, “Confoederatio Helvetica” olan resmî adının Latince oluşu bu dört dilden herhangi birine öncelik vermeme kaygısı taşıyor. Her İsviçreli kendi anadilinden başka ülkenin resmi dillerinden birini daha öğrenmek zorunda.
 
Dünya ile sıkı bağları olan İsviçre, pek çok uluslararası örgütün üyesi. Avrupa Serbest Ticaret Alanı’nın kurucularından, Avrupa Konseyi, AGİT ve OECD üyesi, Dünya Bankası ve IMF bünyesinde de oldukça aktif. BM’ye ise çok geç katılmış (2002). İsviçre, halk kabul etmediği için, Avrupa Birliği üyesi değil. Ama, Schengen grubu içinde yer alıyor.
 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1