New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

ANKARA’DA İSVİÇRELİ BİR MİMAR
Ernst Arnold Egli

İsviçreli mimar Ernst Arnold Egli, Ankara’nın 1920’li yıllarda başlayan imarına en büyük katkıyı yapanlardan biri. Başkente karakter veren bir çok tarihî binanın onun eseri olduğunu artık unutmaya başlamışken, Yrd. Prof. Dr. Leylâ Alpagut, bu yıl çıkan “Cumhuriyetin Mimarı Ernst Arnold EGLI” isimli kitabında bizlere yeniden hatırlattı.

 

Küçük bir Orta Anadolu kenti iken, 13 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olan Ankara, birdenbire kendisini yoğun bir imar hareketinin içinde bulur. Aslında, “Ankara’nın İnşası”, erken Cumhuriyet döneminin modernleşme projesinin önemli bir aşamasını oluşturmaktadır. Bu dönemin mimarlığının en önemli yükümlülüklerinden biri de, genç Cumhuriyetin kurumlarını barındıracak mekânları yaratmaktır. İşte, İsviçreli mimar Ernst Arnold Egli’nin 13 yıl sürecek olan ilk Türkiye serüveni, bu atmosfer içinde, 1927 yılında başlamıştır.

“Yeni Mimarî”

O yıllarda, “Yeni Mimarî” olarak tanımlanan modern mimarlık üslubu, başta başkent Ankara olmak üzere bir çok kentte uygulanmaya başlanmıştı ve bu üslubu bilen Türk mimarların yetişmesi için, konu İstanbul’daki Güzel Sanatlar Akademisi’nin Mimarlık Bölümü öğretim programına dahil edilmişti. Bu dersler Akademi’de, genellikle Almanca konuşulan ülkelerden gelen yabancı hocalar tarafından veriliyordu.

1893 doğumlu Ernst Arnold Egli de, 34 yaşında genç bir mimar olarak, bu program çerçevesinde Türkiye’ye gelmiş, ancak henüz ders vermeye başlayamadan, kendisini Ankara’da, “Gazi İlk Muallim Mektebi” inşaatında bulmuş. Egli’nin ders vermek üzere İstanbul’a dönüşü ancak 3 yıl sonra, 1930 yılında mümkün olabilmiş. Modern mimarî için gerekli malzeme, teknik ve endüstriyel kaynakların pek bulunmadığı bu dönemde, olumsuz koşullara rağmen projeleriyle beklentileri karşılayabilen Egli’nin, yetkililerin güvenini kazandığı ve sözleşmesinin bir kaç kez uzatıldığı biliniyor.

Ankara’daki eserleri

Ankara’nın çağdaş bir başkent kimliği kazanmasına önemli katkılar sağlayan Egli’nin, Türkiye’deki mimarî ve kentsel tasarımlarının sayısı 75’e ulaşıyor. Modern Türk mimarlığının öncülerinden olan bu yapılar arasında “Musiki Muallim Mektebi” önde gelen binalardan biri. 1928 yılında hizmete giren bina, Ankaralılar tarafından yıllarca “Devlet Konservatuarı” olarak anıldıktan sonra, şimdilerde “Mamak Belediyesi” olarak varlığını sürdürüyor. 1930 yılında “İsmet Paşa Kız Enstitüsü”nü tamamlayan Egli, 1933 yılında da “Ziraat Fakültesi”ni inşa etmiş. “Siyasal Bilgiler Fakültesi” ile “Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi”nin de mimarı olan Egli, “Atatürk Orman Çiftliği” kompleksi içinde olan ve bugün de kullanılan binaları da 1930’lu yıllarda yapmış. Yine o yıllarda inşa ettiği “İsviçre Büyükelçiliği”, bugün ikâmetgâh olarak kullanılıyor ve görenlerde hayranlık uyandırıyor.

Bugün askerî amaçla kullanılan, ama eskiden Ankara’nın sivil havaalanı olan “Etimesgut Havaalanı” ve içindeki hangarlar, atölyeler ve “Uçuş Okulu” gibi tesisler, hep Egli’nin eseri. Türkiye’deki son yıllarında, THK’nın mimarı olarak da görev yapmış ve “Türk Hava Kurumu” idare binasını da inşa etmiş.

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki çağdaşlaşma akımının başlıca temsilcisi olan bu yapılar, uluslararası mimarlık üslubunun Türkiye’deki önemli örnekleri sayılıyor. İki ya da üç katlı olan ve çoğunlukla kübik görünen bu binalar, yapıldıkları dönemin dinamizmini anımsatan bir anıtsallığı da içlerinde barındırıyorlar.

Ernst Arnold Egli, 1940 yılında anavatanı İsviçre’ye dönmüş. 1953-1955 yılları arasında, BM Teknik Yardım Örgütü görevlisi olarak yeniden Ankara’ya gelmiş ve Orta-Doğu Amme İdaresi Enstitüsü ile Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde “Şehircilik ve Bölge Plânlaması” dersleri vermiş.

1974 yılında, Zürih’te yaşamını yitiren Ernst Arnold Egli’nin Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarındaki coşkulu atılımlara yaptığı büyük katkılar hafızalardan kolay kolay silinecek gibi görünmüyor.

 

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1