New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

BAŞKA YERDE YOK
İSVİÇRE’YE
HAS LEZZETLER

Genelde, İsviçre mutfağının Batı Avrupa yemek kültürünün bir parçası olduğu söylenebilir. Ancak burada, başka yerlerde bulunamayacak özgün lezzetler de var.

 

Her ne kadar Batı Avrupa mutfağının en gözde örneklerini İsviçre’nin günlük yaşantısı içinde kolaylıkla bulmak mümkünse de, ülkenin kendine has olan, hatta İsviçre deyince, marka gibi hemen akla gelen lezzetlerin olduğu da bir gerçek.

İsviçre’de, geleneksel köy ve çiftlik hayatının halâ önde gelen bir yaşam biçimi olması, ülkede süt ürünlerini çok önemli kılıyor. Özellikle de peynir geleneği İsviçre mutfağının vaz geçilmez bir parçası.

450 çeşit peynir

Alpler’in tertemiz havasında, mis kokulu otlarla beslenen hayvanların genellikle pastörize edilmemiş sütlerinden yapılan 450’yi aşkın peynir çeşidi var. Sert ve ufalanabilen Sbrinz peynirinden, yumuşak ve hafif reçine kokulu Friboug Vacherin peynirine, özel bıçağı ile incecik kesilen dilimleri ağızda dağılan Tête de Moine peynirinden, sert ve keskin kokulu Appenzeller’e kadar sayısız peynir çeşidi arasında, en ünlü olanlar Emmental ve Gravyer peynirleri. Emmental, sarı renkli, hafif tatlımsı ve geniş delikli bir peynir. Adını üretildiği “Gruyère” bölgesinden alan sert ve sarı renkli Gravyer peyniri ise, tipik tadıyla hemen fark ediliyor. Emmental ve Gravyer, aynı zamanda İsviçre’nin millî yemeklerinden “Fondü”nün de ana peynirleri. Peynir ve şarabın ayrılmaz ikili olduğu ülkede, hangi peynire hangi şarabın yakıştığını bilmek ayrı bir ustalık gerektiriyor.

Ulusal Yemekler

İsviçre sofra kültürünün simgesi olan “Fondü”, Emmental ve Gravyer peynirlerinin derin bir emaye tencere içinde eritilmesiyle yapılıyor ve uzun bir özel çatal yardımıyla küp şeklinde ekmek parçaları bandırılarak yeniyor. Eriyen peynirin içine bazen biraz şarap katılabilir. Genellikle, peynirin sıcaklığını korumak için tencerenin altına ocak ya da mum gibi bir düzenek kuruluyor. Çıtır çıtır yanan şöminenin önünde, karlı kış akşamlarına çok yakışan fondünün, kurutulmuş et, haşlanmış ya da fırınlanmış patates, salatalık ve küçük soğan turşusu eşliğinde tadına doyulmuyor.

“Raklet” ise yarı yumuşak “Raclette” peyniri ile yapılıyor. Açık ateşe yaklaştırılan peynir erimeye başlayıp akışkan hale gelince, patates ile birlikte yeniyor. Raklet için özel aletler de var: kimisi minik tavacıklar şeklinde, kimisi de daha modern ve elektrikli. Görünümü omleti ya da mücveri andıran “Rösti” ile buğdaydan yapılan “Müsli” de tipik birer İsviçre yiyeceği. Müsli’yi, 1900’lerde Dr Bircher-Benner dağlarda gezinirken keşfetmiş. Sofrasına misafir olduğu yaşlı ama dinç köylünün yemeği, ballı süt içinde ezilmiş buğdaydan ibaretmiş.

Bu arada şarküteri ürünlerinin de sofraların vazgeçilmezi olduğunu ekleyelim. Çeşitli sosislerin yanında, kurutulmuş sığır etinden yapılan Grison çok ünlü.

Çikolata ülkesi

Dünyanın en ünlü çikolataları İsviçre’de yapılıyor. Zaten İsviçreliler de dünyanın en çok çikolata tüketenleri; kişi başına 11 kilo düşüyor. İlk İsviçreli üretici olan François-Louis Caillermesleği İtalyanlardan öğrenmiş. Ünlü Nestlé firması, o dönemlerde sektöre süt sağlayıp, ürün pazarlarmış. Cailler’in kurduğu fabrika halâ çalışıyor ve artık Nestlé’ye ait.

İsviçre çikolata tarihinde çok özel insanlar var: Şeker ve kakaoyu karıştırmak için yeni bir alet icat eden Philippe Suchard, henüz 12 yaşındayken hasta annesine ilâç niyetine çikolata aldıktan sonra bu maddenin ekonomik potansiyelini hisseden ilk kişi. Bir kasabın oğlu olan ve başlagıçta mumculuk yapan Daniel Peter ise, sütlü çikolatayı bularak çığır açmış. Rodolphe Lindt de daha yumuşak, daha az acı ve kolay şekillenen çikolatalar yapmayı başarmış. Üçgen biçimindeki Toblerone ise Jean Tobler’in buluşu.

 

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1