New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

FEDERAL BAŞKENT
BERN

 

İsviçre’nin başkenti Bern, diğer Avrupa başkentlerine oranla küçük bir şehir ama yaşam kalitesi açısından dünyanın en saygın şehirleri arasında. Aar nehrinin serinliğinde yeşil bir sükûnete gömülmüş gibi görünen Bern’de, büyük şehirlerin gürültülü kaosundan eser yok.

 

Göz alıcı Ortaçağ mimarisi ile Bern çok farklı görünen bir şehir. Aar nehrinin keskin bir kıvrımla oluşturduğu yarımada üzerinde yer alan şehrin tarihî merkezi UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine alınmış. Gerçekten de, tarihî dokusunu Bern şehri kadar iyi muhafaza etmiş başka bir yer belki de yoktur. Şehre Ortaçağ havasını veren, ahşap çatkılı, gri kum taşından yapılmış binaların çarpıcı güzellikteki cepheleri, daracık sokaklar, çeşmeler ve tarihi kuleler, günümüzün zarif butikleri ve teras cafe’leriyle bir araya gelince çok şık bir görünüm ortaya çıkmış.

Burada kaldırımlar, üzeri kemerle kapatılmış açık galeriler şeklinde uzanıyor. 6 kmuzunluğundaki bu üzeri örtülü gezinti yolunda, 15. yüzyılda yapılmış kemerlerin altında alışveriş yapıp, müzisyenleri dinleyebilir, sokak sanatçılarını izleyebilirsiniz. Bern’lilerin “Lauben” olarak adlandırdıkları bu kemerli yol, Avrupa’daki en uzun kemerli yaya kaldırımı olarak biliniyor.

500 yıllık saat

Şehrin tarihî merkezinin girişinde yer alan “Kornhaus Platz”, Bern’in iki sembolünden biri olan ve “Zytglogge” diye anılan ünlü Saat Kulesini barındıran meydan. Kare biçimli bir kule olan Zytglogge, yaklaşık 500 yıldan beri görevini hatasız sürdürüyor, sadece saatin kaç olduğunu göstermekle kalmayıp, haftanın günlerini, ayları, burçları ve ayın hallerini de gösteriyor. Aslında, bu kule Bern’in batıdaki kapısı olarak inşa edilmiş. 1530 yılında içine saat mekanizması yerleştirilince, saat kulesine dönüşmüş. Daha sonraki yıllarda sisteme diğer astronomik objeler eklenmiş. Kulenin üst bölümünde saat kadranı, alt bölümünde ise burçları ve ayın durumunu gösteren astronomi kadranı bulunuyor. Astronomi kadranının yanında ise, zaman tanrısı “Kronos”un heykeli var. Saat, figürinlerle işleyen olağanüstü bir sisteme sahip. Saat başlarına 3,5 dakika kala kanatlarını çırpan bir horozun şarkısı ile başlayan ve rengârenk figürinlerin rol aldığı muhteşem bir gösteri sunuyor.

Ayı çukuru

Efsaneye göre, yeni bir şehir kurmaya karar veren Zahringen Dükü V.Berchtold, avladığı ilk hayvanın adını kuracağı şehre vereceğini söylemiş ve avladığı ilk hayvan bir ayı olmuş. Almanca’da ayı anlamına gelen “Baer” kelimesi, zamanla “Bern”e dönüşmüş. Bu nedenle, ayı, bugün de Bern şehrinin sembolü ve 1224 yılından beri şehrin armasında yer alıyor.

Aar nehrinin karşı kıyısında yer alan çukur bir alan yüzyıllarca ayıların barınağı olmuş. Bern’liler, buraya “Barengraben”, yani “ayı çukuru” ismini vermişler. Ama 2009 yılından bu yana artık bu hendekte ayı yok. Çünkü, hemen yakında bir “ayı parkı” kurulmuş ve ayılar oraya nakledilmiş. Artık doğal bir alanda gönüllerince vakit geçiriyor, hatta Aar sularında balık bile avlıyorlar.

Çeşmeler

130’000 nüfusuyla İsviçre’nin dördüncü büyük kenti olan Bern, renkli heykellerle süslü çeşmeleriyle de oldukça ünlü. Şehirde, canlı renklerle boyalı 100 kadar çeşme var. Her biri, tarihi bir olayı ve kahramanını anlatıyor. Örneğin Markgasse’deki, salgın hastalığa yakalananlara evini açan, Anna Seiler’e adanmış çeşme. Laufer Meydanı’ndaki “Haberci” çeşmesi de, Fransızca konuşamadığı için kendisini kınayan Fransa Kralına “Siz de Almanca konuşamazsınız” diye karşılık veren Bern’li habercinin anısına yapılmış. Kornhaus Platz’daki çeşme ise şehrin en ilginç heykeline sahip: çocukları yiyen bir dev. Özellikle 16. yüzyıla tarihlenenler, şehrin varlıklı geçmişini de hatırlatıyor. Her hafta, bütün bu çeşmeler kimyasal ürün kullanmadan, fırçalanarak temizleniyor.

Anıt binalar

Benbeyaz Alp dağlarına sırtını dayamış olan Bern, ülkedeki pek çok diplomatik temsilciğe ve uluslararası örgüte ev sahipliği yapıyor. Doğal olarak, İsviçre’nin Federal Parlamentosu da burada. Heybetli Parlamento binası, Bundesplatz’da, yani “Federal Meydan”da yer alıyor. Üç bölümlü olan bina, hem Federal Meclisi, hem Hükûmeti, hem de Bern kanton yönetimini bünyesinde barındırıyor. Bu anıt yapının süslemelerini ülkenin dört bir yanından gelen 38 sanatçı yapmış. Binanın önünde ise, İsviçre’nin 26 kantonunu simgeleyen 26 yer fıskiyesi ile eğlenceli bir su balesi sergileniyor.

Bern’deki diğer bir anıt yapı ise, “Münster Katedrali”. Geç Gotik tarzıyla ülkenin en görkemli katedrali olan binanın yapımı 200 yıldan fazla sürmüş. İsviçre’nin en yükseği olan (100 m) ve binaya sonradan eklenen kulesinde bulunan büyük çan 10 ton ağırlığında. Katedralin çok zengin dekore edilmiş ana girişinin alınlığı “Kıyamette Yargı gününü” temsil ediyor. Koro bölümünde ise, 15. yüzyıldan kalma son derece gösterişli vitraylar var.

20, yüzyılın en ünlü bilim adamı sayılan Albert Einstein da bir zamanlar Bern’de, Kramgasse üzerindeki 49 no.lu evde yaşamış. Ünlü saat kulesine 200 metre uzaklıktaki bu kendi halinde iki katlı ev, bilginin “İzafiyet Teorisi”ni geliştirdiği yer. Esprileriyle tanınan ve alçakgönüllü bir yaşam süren Einstein’ın dünyasını, kişisel eşyaları eşliğinde keşfetmek heyecan verici.

Bir de, pek alışılmamış müzeleri var Bern’in. Örneğin, etkileyici “Psikiyatri Müzesi”, dağ tutkunları için “İsviçre Alpleri Müzesi”, ya da, ziyaretçilerin mekanik bir sistemle dekorları kendilerinin değiştirdikleri “Tiyatro Müzesi” gibi. Dalgalar biçiminde tasarlanmış “Paul Klee Merkezi” de dünyada tek bir sanatçıya ayrılmış en büyük platform olarak biliniyor.

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1