New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

İSVİÇRE’NİN EN BÜYÜK ŞEHRİ
ZÜRİH

 

Turistlerin İsviçre’de en çok ziyaret ettikleri kent olan Zürih, ünlü bir ticaret ve finans merkezi olmanın yanında çok canlı bir kültür ve eğlence şehri olmakla da tanınıyor. Her gün ortalama 70 kültür etkinliğinin yapıldığı Zürih’te gece hayatı da çok hareketli.

 

Zürih, hem İsviçre’nin en büyük şehri, hem de ülkenin en önemli kültür, turizm ve ekonomi merkezi. Hatta, ekonomi ve finans açısından, sadece İsviçre’nin değil, dünyanın da en önde gelen kentlerinden biri. Dünyada, bir ülkeden diğerine yapılan para transferlerinin yaklaşık üçte birinin Zürih’ten geçtiği söyleniyor. Bu arada, şehrin sigortacılık alanında da dünyanın ilk üç merkezi arasında olduğunu ekleyelim.

Zürih’te 390’000 kişi yaşıyor. Banliyö semtleriyle birlikte bu nüfus 1,8 milyonu buluyor. Zürih, 2012’de dünyanın en pahalı şehri ilân edilmiş. Ama, dünyada en kaliteli yaşamın sürdürülebildiği şehirlerin de başında geliyor. Bu özellik Zürih’i bir cazibe merkezi haline getirmiş ve bir çok insan için bu şehirde çalışıp yaşamak bir amaç haline gelmiş. Bugün şehir nüfusunun yaklaşık yüzde 30’u yabancılardan oluşuyor.

Kente ayak bastığınızda, önce her yerde bankalar, iş merkezleri, sigorta şirketleri, uluslararası markalar ve son derece lüks arabalar görüyorsunuz. Çok kültürlü olmanın getirdiği zenginlik hemen fark ediliyor. Burada çok iyi okullar ve çok yoğun bir kültür yaşamı var. Her gün, şehirde ortalama 70 kültür etkinliği yer alıyor. Halkın çoğunluğu bir kaç dil konuşuyor olsa da, “Zürih Almancası” en yaygın olanı.

Pırıltılar

Zürih, kendi adını taşıyan Zürih Gölü’nün en batı ucunda, Limmat Nehri’nin gölden çıktığı noktada kurulmuş. Hem gölün kıyısına, hem de Limmat nehrinin iki yakasına yayılmış olan Zürih’te, doğal olarak sularla iç içe bir yaşam var. Tekne gezintileri yanında, şehrin göbeğindeki göl ve nehir plajları Zürihlileri dinlendiren yerler.

Daracık sokakların, göz kamaştırıcı meydanların, adım başında rastlanan minik heykelli yaklaşık 1’200 çeşmenin, muhteşem bahçeli villaların ve ışıklı caddelerdeki pırıltıların gönülleri çeldiği Zürih’te toplu taşıma ağı muhteşem şekilde düzenlenmiş. Otobüs, troleybus ve tramvaylarla şehir kolayca gezilebiliyor. Duraklarda bekleme süresi en fazla 7 dakika.

Pırıltılı bir geçmişin göstergesi olan Eski Şehir, başka bir deyişle “Hauptbahnof” yani merkez gar ile göl arasındaki bölge, Limmat Nehri’nin iki tarafında uzanıyor. Limmat’ın batı yakasında eski binalar, gölgeli sokaklar, özgün meydanlar ve çok sayıda kiliseyle Ortaçağ Zürih’ini bulabilirsiniz. Doğu yakasında daha az tarihi bina var ama görsellik yine etkileyici. Eski şehir, antikacıları, kitapçıları, festivalleri, fuarları ve şirin mimarisiyle sanat ve yaşam tutkunlarının gözdesi.

Batı Yakası

Bahnhofstrasse, yani “İstasyon Caddesi”, Avrupa’nın en seçkin ve en pahalı bulvarlarından. Yaklaşık 1,5 km uzunluğundaki cadde, iki yanında sıralanan ıhlamur ağaçları ve estetik binaların eşliğinde, canlı bir yaya caddesi olarak, İsviçre’nin en büyük garından başlayıp, şehre boydan boya damgasını vuran Zürih Gölü’ne dek uzanıyor. Burası, dünyaca ünlü markaların lüks mağazalarıyla alışverişin kalbi.

Limmat kıyısında, eskiden domuz pazarı olan Paradeplatz yakınında ise, 853 yılında inşa edilmiş olan Fraumünster Kilisesi var. Germen kralı Louis tarafından kızı Hildegard için yaptırılmış, ilk başrahibe de o olmuş. Reform döneminden sonra kilisenin mülkiyeti Zürih şehrine geçmiş. Neo-gotik cephesi ve göz alıcı bir saate sahip mavi uçlu çan kulesiyle şehri süsleyen Fraumünster’in en dikkat çekici kısmı rengârenk vitrayları. Bu vitrayların bir bölümü ünlü ressam Chagall tarafından yapılmış.

Fraumünster yakınlarındaki Sankt Peterskirche, şehrin en eski dini yapısı. Mükemmel bir Ortaçağ mimarî örneği ve inşası 800’lere uzanıyor. Çan kulesi dünyanın en büyük saat kadranına sahip; çapı 8,7 metre.

Eskiden, Zürih, Roma İmparatorluğu ile Germen dünyası arasında, Limmat nehrine ve göle hakim küçük bir tepe üzerine kurulmuş bir askeri garnizonmuş. 2’000 yıl önce Romalılar burada bir gümrük noktası kurmuşlar. Bu tarihi noktaya Lindenhof deniyor. Bugün Lindenhof yeşil bir alan, dik merdivenlerden çıkınca Limmatquai’nin muhteşem manzarası karşınızda.

Doğu yakası

Şehrin doğu yakasında, zarif malikaneler ve çok şık kamu binaları sıralanıyor. Fraumünster‘ in hemen karşısındaki köprüden nehrin öte yanına geçtiğinizde, vitrayları göz kamaştıran bir katedralle karşılaşıyorsunuz. Burası, Zürih’in simgelerinden biri olan “Grossmünster”, yani “Büyük Katedral”. Efsaneye göre, eskiden bu katedralin yerinde, hristiyan şehitleri Aziz Felix ve Regula kardeşlerin mezarlarının bulunduğu yere inşa edilmiş bir manastır varmış; 1832’de katedrale dönüştürülmüş. İsviçre reform hareketinin de merkezi olan katedralin iki yüksek kulesi var. Bu kulelerden Zürih’i seyretmek için 184 basamak tırmanmak gerekiyor ama karşınıza çıkan göl ve Alp manzarası için değer.

Limmatquai’de bulunan ve en az bin yaşında olduğu düşünülen Wasserkirche ise bir zamanlar bir adacık üzerindeymiş ve tahta bir köprü ile kıyıya bağlıymış. Efsaneye göre Romalılar tarafından burada öldürülen şehrin azizleri Felix ve Regula, kesik başlarını 40 adım öteye kadar taşımışlar. Kilise bu yüzden Zürih’in en kutsal mekânlarından sayılıyor.

Müze cenneti

Zürih’te, 50’yi aşkın müze var. Bu müzelerde, tıp konusundan tasarıma, saat üretiminden kahve kültürü tarihine dek çeşitli ilginç konular ele alınmış. Ama, Bahnhofplatz yakınındaki İsviçre Ulusal Müzesi’nin yeri ayrı. Müze, çok değerli koleksiyonları yanı sıra 100 yıllık çok şık binasıyla da göz kamaştırıyor. Neo-romantik bir şatoyu andıran ihtişamlı mimarisi ve sivri kuleleriyle son derece etkileyici. Güzel Sanatlar Müzesi olan Kunsthaus da, Ortaçağdan bugüne Avrupa ve İsviçre resim sanatının en güzel örneklerini barındırıyor. Zürih’te, değişik konulardaki ilginç müzeler arasında,”Tasarım (Design) Müzesi”, “Tramvay Müzesi” ve halâ aktif olan düzeneği sayesinde buğdayın una dönüşme sürecini keyifle izleyebileceğiniz “Mühlerama Unculuk Müzesi” en ilgi çekici olanlar. Hatta, bir “Migros” müzesi bile var. Bilindiği gibi, yıllardır ülkemizde faaliyet gösteren Migros, aslında bir İsviçre markası.

100’ün üzerindeki sanat galerisiyle Zürih’te, her türlü kültürel ve sanatsal seçeneği bulmak mümkün. Buna Hayvanat Bahçesi de dahil edilebilir. Zürih’in ünlü “Zoo”su özellikle çocukların göz bebeği.
 

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1