New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

BİR DÜNYA ŞEHRİ
CENEVRE

 

İsviçre’nin en batısında, Leman Gölü kıyısında yer alan Cenevre, dünyanın yaşam kalitesi en yüksek şehirlerinden biri olarak tanınıyor.

 

 

İsviçre’nin ikinci büyük şehri olan, 192.000 nüfuslu Cenevre, ülkenin ve Leman Gölü’nün en batı ucunda yer alıyor. Birleşmiş Milletler’in ikinci merkezi, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ya da Kızılhaç gibi bir çok uluslararası kurumun merkezi burada bulunduğu için, Cenevre bir dünya şehri kimliğine bürünmüş, zaten nüfusunun yarıya yakını da yabancılardan oluşuyor.

Leman Gölü ve dev fıskiye

Trafik keşmekeşinden ve gürültüden uzak tertemiz ve düzenli caddeleri, ışıl ışıl ve şık vitrinleri, plajları, antikacıları, canlı sokakları, rıhtımları ve göl kenarındaki yürüyüş yollarıyla Cenevre’yi keşfetmenin en iyi yolu yürümek. Rhone ve Arve nehirlerinin içinden geçtiği Cenevre’nin Alpler’le çevrili olduğunu daha çok akşam serinliğinde hissediyorsunuz. En yakın kayak merkezi şehre sadece 45 dakika uzaklıkta.

Şehir içinde ise, Leman Gölü’nde tekne gezintileri yapabilir, ya da karnaval havasında gerçekleşen yelken yarışlarını izleyebilirsiniz.

Rhone nehri ve Orta Avrupa’nın ikinci büyük tatlısu gölü olan Leman, Cenevre’yi ikiye ayırıyor. Modern bir marinaya sahip olan gölün çevresi, görkemli zarif villalar ve bahçeleriyle adeta cennet gibi. Göl üzerinde, kıyıya 400 metre uzaklıkta bulunan ünlü fıskiye, başlangıçta şehre su dağıtımında güvenlik supabı olarak kullanılıyormuş. Bugün dünyanın en güçlü fıskiyesi ve Cenevre’nin de simgesi. Saatte 200 km hızla göl sularını 140 metre yükseğe fışkırtarak görsel bir şölen sunuyor. Rhone nehri üzerindeki Mont-Blanc Köprüsü, nehrin Leman gölü çıkışında, şehrin iki yakasının ana yollarını bağlıyor. Yanıbaşındaki küçücük ve yeşil Rousseau Adası’na, Cenevre’de doğan ünlü filozof ve yazar Jean- Jacques Rousseau’nun anısına bu ad verilmiş.

“Ville Haute” (Yukarı Şehir)

Cenevre, ilk önce Leman Gölü ile Rhone ve Arve nehirlerinin çevrelediği küçük bir tepe üzerinde kurulmuş. Göl ve nehirler şehrin korunaklı olmasını sağlıyormuş. 19. yüzyıldan itibaren, şehir yayılmaya ve büyümeye başlamış, yakın civardaki köyler, şehrin birer mahallesi haline dönüşmüş.

Cenevre’nin ilk kurulduğu alan bu gün “Ville Haute”, yani “Yukarı Şehir” olarak adlandırılıyor ve Cenevre’nin merkezi sayılıyor. 18.yüzyılın tipik Avrupa mimarisi izlerini taşıyan “Yukarı Şehir”e damgasını vuran “Saint Pierre Katedrali”, Cenevre’ye hakim bir noktada ve Avrupa Kültür Mirası listesinde. Protestan reformunun mimarlarından filozof ve ilahiyatçı Jean Calvin’in yıllarca vaaz verdiği katedralin kuzey kulesinden şehrin ve gölün manzarası olağanüstü. Yapımına 12.yüzyılda başlanan Katedralin altında, daha önceki kiliselerin kalıntıları ve bir de Yeraltı Müzesi var. Yine bir yeraltı koridoru ile Protestanlığın tarihini anlatan, Uluslararası Reform Müzesi’ne bağlanıyor.

Cenevre’nin merkezi, hem ticaretin çok canlı olduğu bir yer, hem de en popüler sokaklar ve meydanlar burada. Örneğin, “Place Neuve”, yani “Yeni Meydan”, Paris’teki ünlü Garnier Operası örnek alınarak inşa edilen Büyük Tiyatro’yu ve ulusal kahraman General Dufour’un atlı heykelini barındırıyor. General, ülkenin ilk coğrafi haritasını çizen kişi ve Kızılhaç’ın da kurucularından.

Şehir merkezinin kalbi olan Bourg-de-Four Meydanı, tarihi binaları ve çeşmesiyle favori buluşma noktalarından. Plaine de Plainpalais’de kurulan bitpazarı ise şehrin bir başka sempatik yüzü. Bir de Carouge var. Merkezin hemen yanı başında, Arve nehrinin karşı kıyısındaki bu mahalle, yanyana dizilmiş renkli evleri, dar sokakları, hareketli dükkanları, antikacıları, duvarlarında grafitileri ve cafeleriyle çekici bir kimliğe sahip. 18. Yüzyılda, Sardunya Kralının isteği üzerine kurulan Carouge, bugün de biraz Akdeniz havası taşıyor.

Çiçek Saat

Çoğu göl kenarında uzanan 50 kadar park, Cenevre’yi Avrupa’nın en yeşil şehirlerinden biri yapıyor. Bazıları eskiden çok zengin ailelerin, özellikle de bankacıların özel mülküymüş, sonradan şehre hediye edilmişler. Şehrin ilk botanik bahçesi olan Parc des Bastions, dev satranç alanıyla Cenevrelilerin gözdesi. Çok ziyaret edilmesinin bir nedeni de, ünlü Reform Duvarı’nın burada olması. Protestan Reformuna öncülük edenlerin kabartma heykellerinin (rölyef) yer aldığı 100 metre uzunluğundaki duvarın yüksekliği 5 metre. Açılışı, 1909’da, Reformcuların öncüsü Jean Calvin’in doğumunun 400. yıldönümünde yapılmış.

Cenevre’nin ünlü “İngiliz Bahçesi” ise, Mont-Blanc Köprüsü’nün hemen yanıbaşında ve gölün sol kıyısında. Parkın en önemli çekim merkezi, dünyaca ünlü dev Çiçek Saat. Binlerce çiçek ve bitkiden oluşan saat, Cenevre için bu endüstrinin taşıdığı önemi simgeliyor. Her mevsim yeni bir tasarımla saatin renkleri de değişiyor. Saniyeleri gösteren 2,5 metrelik ibresi ise dünyanın en uzunu.

Yine göl kıyısında yer alan “La Grange” parkı, 200’ü aşkın gül türü barındırıyor ve Cenevre’yi bir cennet bahçesine çeviriyor. Her yıl bir uluslararası gül yarışmasının düzenlendiği parkta, renk cümbüşü içinde, mis gibi kokular arasında izlenen konserler ve oyunlar ömre bedel.

Gölün karşı kıyısında ise, BM Cenevre Ofisi’ni barındıran “Ariana Parkı” var. Park, Cenevre kentine, Revilliod de Rive ailesinin son ferdi tarafından, kendisinin ölünce parka gömülmesi ve mavi tavus kuşlarının parkta her zaman özgürce dolaşabilmesi koşuluyla bağışlanmış.

Göl kıyısındaki parklardan bir diğeri de “La Perle du Lac”, yani “Gölün İncisi”. Ünlü “Rolex” saatlerinin kurucusu Wilsdorf’un eşi, gördüğü muhteşem manzara karşısında “Burası gölün incisi!” diyerek kendinden geçtiği için bu adı taşıyor.

Anıtlar, müzeler..

Cenevre, çok sayıda sanat eserine sahip bir kent. Anıtsal yapıların yanında, şehri süsleyen bir çok heykelin de ilgi odağı olduğunu söylemek gerek. Örneğin, kendisi bir anıt yapı olan ve BM Cenevre Ofisi olarak hizmet veren “Palais des Nations”un, yani “Milletler Sarayı”nın önündeki meydan, mayınlarla mücadeleyi simgeliyen “Kırık Sandalye” heykeliyle meşhur. Alpler Parkı’nda ise, şehrin görkemli anıtlarından sayılan, Brunswick Dükü’nün çok zengin dekore edilmiş mozolesi var. Dük, en iyi sanatçılar tarafından ve hiçbir masraftan kaçınılmadan kendisine bir anıt kabir yapılması şartıyla, şehre muazzam bir servet bırakmış.

Şehirde, sayısı 40’ın üzerinde olan müzelerin içinde, çok ilgi çeken “Patek Phillippe” müzesi de bulunuyor. 173 yaşındaki bu saat müzesinde, çok değerli el yapımı saatler, aletler ve müzik kutuları sergileniyor.

Hoşgörü şehri

Cenevre, çok sayıda sanat galerisi, kongre, fuar, festival gibi kültürel etkinlikleriyle entelektüel bir atmosfere sahip. Gece hayatı için her türlü seçeneği sunsa da, burası genelde hafif müzik eşliğinde yemek yemeyi tercih edenlerin şehri. Aynı zamanda, saat, mücevher, bankacılık, sigortacılık ve çikolatanın da merkezi. Şehirde düzenlenen uluslararası fuarlar arasında, bu yıl 82.si düzenlenen otomobil fuarı öne çıkıyor. Geçtiğimiz Mart ayında yapılan ve 150’den fazla yeniliğin tanıtıldığı fuarın ziyaretçi sayısı 700’000 ’i geçmiş.

Cenevre, yoğunluklu olarak Fransızca konuşulan kozmopolit bir şehir. Burada, çok sayıda dini ve etnik topluluk bir arada yaşıyor. Bir zamanlar protestan mültecilere barınak olan Cenevre tam bir uyum ve hoşgörü merkezine dönüşmüş. Şehirde her türlü ibadet merkezi var. Katolik Notre-Dame Bazilikası, Askenaz’ların Beyt-Yakob ile Sefarad’ların Hekhal Haness sinagogları, Rus Ortodoks Kilisesi ve 22 metrelik minaresiyle Cenevre Camii en popüler ibadet yerleri.
 

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1