New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

CUMHURİYETİMİZİN TEMELLERİNİN ATILDIĞI YER
LOZAN

Leman Gölü’nün kuzey kıyısına uzanan bir yamaç üzerindeki sevimli Lozan şehrinin Türkiye tarihinde unutulmaz bir yeri olduğunu söylemeye gerek yok. Gitmesek de, görmesek de, biliriz biz Lozan’ı.

 

Lozan, Leman Gölü’nün kuzey kıyısında, Jorat dağlarından göle doğru inen bir yamaç üzerinde yer alıyor. Şehir merkezi yamaç tarafında konuşlanmış, göl kıyısındaki bölümün adı ise “Ouchy”. 136’000 nüfuslu bu küçük kent, yumuşak iklimi, doğası, kültürel kurumları ve kozmopolit yapısıyla çok sıcak ve özel bir yer. Üniversiteleri, dinamik iş hayatı, etkileyici parkları ve Leman kıyılarının canlılığı ile yaşam kalitesi hayli yüksek. Vaud Kantonunun merkezi olan Lozan’da Fransızca konuşuluyor.

Üç tepe üzerinde

Lozan şehir merkezi, birbirine köprülerle bağlı 3 tepe üzerine kurulu. Tepelerin arasındaki Flonmahallesi ise bir küvet gibi çukurda kalıyor. Aslında, tepelerin arasındaki vadiden Flon Irmağı geçiyor. Ama nehir yatağı 19.yüzyılda kanal içine alınmış ve yeraltına indirilmiş. Şimdi Flon mahallesi şehrin en canlı yeri, en gözde alışveriş ve gezinti alanı.

Eski şehir tepesi, Flon’un üst kısmında yer alıyor. Burada kartal yuvası gibi yükselen heybetli Notre-Dame Katedrali, İsviçre’nin en etkileyici gotik katedrali. 13.yüzyılda yapılmış. Güney cephesindeki giriş kapısı tam bir Ortaçağ şaheseri. Katedralin ününü arttıran “Gül Pencere”, vitraylardan içeri dolan rengârenk ışık huzmeleri eşliğinde mevsimleri ve Zodiac sembollerini yansıtıyor. Katedralin hemen yanındaki “Saint-Maire Şatosu” da bugün Kanton Hükümeti binası. Zaten yapıldığından beri hep yerel iktidarın yönetim merkezi olmuş.

Belediye Binasının bulunduğu Place de la Palud, 17. ve 19.yüzyıl tarihli binalarıyla eski şehrin canlı bir meydanı. Adalet Çeşmesiyle ve tarihi saatiyle tanınıyor. Öğrencilerin gözde mekanı ise Riponne Meydanı. Bir dönem Lozan Üniversitesi binası olarak kullanılan göz alıcı Rumine Sarayı bu meydanda. Öğrenciler, Sarayın önündeki merdivenlerde oturup vakit geçirmeyi alışkanlık haline getirmişler. Rönesans stilinde inşa edilen saray bugün Vaud Kantonu Meclisini barındırıyor.

Lozan’daki müzelerin bir bölümüne Rumine Sarayı, Beaulieu Şatosu, muhteşem bir parkla çevrili Hermitage Evi gibi çok özel binalar ev sahipliği yapıyor. Eski piskoposluk binasında yer alan Tarih Müzesi’nin en çarpıcı eseri ise 17.yüzyıl Lozan’ını bütün ayrıntılarıyla sergileyen 1500 kilo ağırlığındaki maket.

Gar binası şehrin en işlek ana caddesinde. Görkemli giriş kapısı üzerindeki yuvarlak bir saatin altında olimpiyat halkalarıyla birlikte kabartma harflerle “Olimpik Başkent Lozan” yazısı yer alıyor. Çünkü, Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) merkezi burada, Vidy Şatosu’nda bulunuyor. Göl kıyısındaki Vidy, 800 tekne kapasiteli bir limana, Roma harabelerine ve bir Roma Müzesine sahip. Eskiden, Vidy semtinin bulunduğu yerde Romalılar tarafından kurulan Lusanna askeri kampı varmış, Lozan’ın bugünkü adı da buradan geliyor.

Büyük bölümü yaya bölgesi olan “Eski şehir”e hükmeden Katedralin kulesinden baktığınızda, gölün muhteşem manzarası ve Ouchy kıyıları ile ustalık işi tarihi taş binaları, Arnavut kaldırımlı şirin sokakları birbirine bağlayan kemerli taş köprüleri ve daracık merdivenleriyle bütün Lozan önünüze seriliyor. Katedralin etrafı, kafe’lerle dolu, çok dik ve çikolata kokan sokaklarla çevrili. Kıvrımlı yolları tırmanırken nefes nefese kalsanız da, göle doğru yokuş aşağı kuşlar gibi iniyorsunuz.

Göl kıyısı

Leman Gölü ile şehrin yukarı kısımları arasındaki rakım farkı 500 metreyi aşıyor. Tren istasyonu ile sevimli sahil mahallesi Ouchy arasındaki oldukça eğimli bölgede yer alan rengârenk pancurlu binaların çoğu asırlık. Burası bugün parkları, kafe’leri ve lüks otelleri ile şehrin en güzel yerlerinden biri. Spor temalı çok sayıda eser barındıran Olimpiyat Parkı ile Olimpiyat Müzesi de burada. İsviçre’nin bu en çok gezilen ikinci müzesi, 1995 yılında “Avrupa’da yılın müzesi” ödülü almış.

Göl kıyısındaki “Ouchy Şatosu” 1170’te Lozan Piskoposluğu tarafından inşa edilmiş ve zaman içinde bazen piskoposların rezidansı, bazen de hapishane ya da tahıl ambarı olarak kullanılmış. Sonra 19.yüzyılda otel olarak yeniden inşa edilmiş. Estetiği ve sevimliliği ile göz kamaştırıyor.

Ouchy birçok tarihi anlaşmaya şahitlik etmiş bir semt. Bunlardan bir tanesi de, İstiklâl Savaşı sonrasında yeni Türkiye’nin sınırlarını belirleyen, 24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması. O yüzden İsviçre ve Lozan Türkiye için büyük tarihsel anlama sahip. Gitmesek de, görmesek de, hepimiz bu şehri biliriz. Antlaşma Ouchy’deki lüks Beau-Rivage Oteli’nin Sandoz salonunda imzalanmış. Sandoz salonu, o tarihi anı hissedebilmek isteyen birçok Türk tarafından halâ ziyaret ediliyor. Antlaşmanın imzalandığı masa ise, İsviçre tarafından Türkiye’ye hediye edilmiş, halen Ankara’da, birinci TBMM binasında sergileniyor.

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1