New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1
 

 
Hedef : Barış ve Kalkınma
 
“Cezayir, stratejik verilerden, konumunu sağlamlaştıracak, çıkarlarını koruyacak ve hedeflerine ulaşacak şekilde yararlanarak; ve çok eskilere dayanan devlet deneyimi ile diplomasi tarihinin yüce değerlerinden yola çıkarak, dış politikasını iç politikasının kaliteli bir uzantısı haline dönüştürmeye çok özen göstermiştir.”
 
(Cumhurbaşkanı Abdelaziz Bouteflika'nın 23 Ağustos 2005 tarihli konuşması)
 
Cezayir'in dış politikası, köklerini, sömürgecilik sistemine karşı verdiği savaşın da özünü oluşturan değerlerde buluyor. Adalet, eşitlik ve özgürlük gibi soylu değerlerden esinlenmiş olan bağımsızlık mücadelesinin ardından egemenliğin kazanıldığı ilk yıllardan bu yana, Cezayir'in diğer devletlerle, uluslararası örgütlerle, bölgesel ya da yerel ittifaklarla ilişkilerini sürdürmesinde, bu değişmez değerlerin simgelediği ana hatlar ve temel prensipler esas alınıyor. Bu ana hatlar ve temel prensipler arasında şunlar bulunuyor: uluslararası hukuka saygı, devletlerin hükümranlıklarının eşitliğine bağlılık, halkların kendi kaderlerini tayin hakkı, anlaşmazlıkların çözümü için diyaloğa ve istişareye başvurma, sömürgeciliğin sona erdirilmesi, dayanışma çerçevesinde gerekli olan takviye ve işbirliği alanlarının yaratılması, dünyanın neresinde olursa olsun haklı davalara destek sağlanması ve her durumda önceliğin hukuka verildiği, güce başvurulmayan, daha eşitlikçi, daha adil bir dünyadan yana olma.
Diplomatik dayanışma
 
Kısacası, bizzat Cumhurbaşkanı'nın yetki ve sorumluluğu altında yürütülen Cezayir dış politikasının ana hatlarının, evrensel barışın yayılması, BM Şartı'nca öngörülen ortak güvenlik sisteminden yana olma, uluslararası dayanışma prensiplerine bağlılık ve dünya ölçeğinde daha eşitlikçi ve daha adil bir kalkınmaya katkı olduğu söylenebilir. 
 
Gerek eşitlik ve adalet prensiplerine bağlılık, gerekse de barış ve özgürlük idealleri doğrultusunda hareket etmek, halkının sömürge döneminde çektiği acılar ve mahrumiyet nedeniyle belki de adalet ve özgürlüğün değerini en iyi bilen bir ülke olan Cezayir'e, kendi tarihinden kaynaklanan bir rolü oynama görevi veriyor. Başta Magrep nülkeleri olmak üzere, Arap dünyası ile, Afrika kıtası ile ve müslüman dünyası ile doğal dayanışma içinde olmasının yanı sıra Arap-müslüman toplumuna, Afrika'ya ve Akdeniz'e aidiyetin getirdiği sorumluluklar da Cezayir'e uluslararası düzenin farklı kademelerine yerleşme imkanı veriyor.
 
Cezayir en zayıf ve en yoksullara karşı yükümlülüklerini yerine getirmek isteyen bir ülke. Bu çerçevede, öncelikle, bir zamanlar kendisinin sömürge hakimiyetinden kurtulmasına olanak sağlayan irade rüzgarını kalıcı kılmak, ve aynı zamanda da ezilen halklarla dayanışma üzerine kurulu bir uluslararası ilişkiler sisteminin temellerini atmak üzere, diğer güçlere katkıda bulunmak için çaba harcıyor.

Barış için arabuluculuk
 
Örneğin, bugün Cumhurbaşkanı olan Abdelaziz Bouteflika'nın, 1974 yılında Cezayir Dışişleri Bakanı olarak Başkanlık ettiği BM Genel Asamblesi, Güney Afrika'nın BM üyeliğini, uyguladığı ırkçı politika nedeniyle askıya almıştı. Yine aynı başkanlık döneminde, Filistin Kurtuluş Örgütü lideri merhum Yaser Arafat, Asamble'de bir konuşma yapmaya davet edilmişti. Aynı yıl, yine Cezayir'in başkanlığı döneminde, "Yeni Uluslararası Ekonomik Düzen" konusunda ilk uluslararası görüşme başladı. BM Genel Asamblesi'nin, 1975'te, enerji ve hammadde konulu olağanüstü bir oturum yapması da Cezayir'in dönem başkanlığında gerçekleşti.
 
Cezayir'in, uluslararası güvenlik ve barışın sağlamlaştırılmasına sağladığı katkılar arasında, 1975 yılında, Cezayir'de, OPEC zirvesi sırasında İran ve Irak arasında imzalanan barış anlaşmasını ve Tahran'daki Amerikalı rehinelerin serbest bırakılması için ABD ve İran arasında yaptığı arabuluculuğu hatırlatmak da mümkün. Geçmişte, çok da uzağa gitmeden söylemek gerekirse, 2000 yılının Aralık ayında, Cezayir'in arabuluculuğu ile, Cezayir şehrinde yapılan toplantıda, Eritre ile Etyopya arasında barış anlaşmasına varılmıştı. Bundan daha yeni bir tarihte ise, Cezayir'in arabuluculuk rolü, Mali hükümeti ile Tuareg isyan hareketi arasında barış anlaşması gerçekleşmesine yol açtı. Böylece bölge, Sahra alanının güvenlik ve istikrarına acılı ve yıkıcı sonuçlar getirecek olan bir çatışmanın yayılmasından korunmuş oldu.
 
Global kalkınma
 
Barış, istikrar ve kalkınmanın birbirinden ayrılmayan unsurlar olduğunun bilincinde olan Cezayir, son yıllarda, başta uluslararası terörizm olmak üzere uluslararası barış ve güvenliğe yönelik yeni tehditlerle mücadelede kararlı bir tutum izliyor. Bu yöndeki çabaların en iyi şekilde koordinasyonunun acil bir konu olduğu hakkında uluslararası toplumu duyarlı kılmaya çalışan Cezayir diplomasisi aynı zamanda dünyadaki kalkınma düzeyleri arasında beliren çarpıcı eşitsizliklerin azaltılması için daha geniş bir işbirliği nyapılması çabalarını da yoğunlaştırıyor.
 
İşte, Cezayir'in 2001 yılından beri, Güney Afrika Cumhuriyeti, Nijerya, Mısır ve Senegal'in yanında, Afrika'ya yönelik global bir program olan NEPAD'ın (Afrika'nın Kalkınması İçin Yeni Ortaklık) içinde yer almasının nedeni de bu anlayıştır. NEPAD programı, Afrika kıtasının kalkınmasını dünyanın çeşitli bölgelerinde yer alan Devletlerle ve bölgesel gruplarla, dengeli karşılıklı çıkarlar ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalan ortaklıklar gerçekleştirerek sağlamayı amaçlıyor.
 
Ortakların somut girişimlerinin zayıflığına rağmen, Afrika'nın geleneksel partnerlerinin bu konuya gösterdiği özel ihtimam, bir yandan bu girişimin öncüsü olan Afrikalı liderlerin görüşlerinin doğruluğunu gösterirken, bir yandan da, Afrika'ya ekonomik ve sosyal gelişmeyi sağlama imkanı verecek tercihlerin uygunluğu konusunda yeterince kanıt sağlıyor. Bu nedenle, ekonomik ve sosyal kalkınma konusu, Cezayir'in girişimlerinin temel hedeflerinden ve dış politikasının da ana hatlarından biri olmaya devam ediyor.
 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1