New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

İki Ülkenin Ortak Destanı Barbaros

 
Venedik, Ceneviz, Portekiz, Floransa, Malta donanmalarına ve dönemin en güçlü hristiyan Kralı (İspanya) Şarlken'e kafa tutan, yaklaşık 600 gemilik haçlı donanmasını Preveze zaferi ile dize getiren, denizlerde destan yazan, dünyanın ticaret merkezi Akdeniz'e hükmeden bir korsan, bir devlet adamı, Cezayir Beylerbeyi.. Asıl adı Hızır. Sakalının rengi nedeniyle Avrupalıların gözünde Barbaros, ya da Kanuni Sultan Süleyman'ın ona verdiği isimle Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa.
 
1400'lerin sonu, 1500'lerin başı.. Magreb kıyıları İspanyolların denetimindedir. Melilla, Oran, Mers el Kebir, Becaye gibi şehirler işgal altındadır. Başkent Cezayir Şeyhi Salim Toumi, ispanyollara yüklü miktarda vergi ödemeyi ve bütün hristiyan esirleri serbest bırakmayı kabul eder. İspanyol askerleri kente baskınlar düzenleyip halktan haraç almakta, baskı giderek katlanılmaz bir hale dönüşmektedir.
 
Cezayir'de bunlar yaşanırken, Osmanlı İmparatorluğu denizcilikte doruğa ulaşma yolundadır. Yüzlerce savaş gemisi ve bir o kadar tersane ile Avrupa'nın kilit bölgelerindeki nehirlerde bile dolaşan bir Osmanlı donanması vardır. Bu büyüme, İspanyolların Batı Akdeniz'deki üstünlüğüne engel olmaktadır. İşte bu koşullarda, başkent Cezayir'in ileri gelenleri, namları giderek yayılan Barbaros kardeşlere (Oruç, Hızır, İlyas, İshak) kendilerini İspanyollardan kurtarmaları için yardım çağrısında bulunurlar.
 
Bu noktaya gelmeden önceki döneme şöyle bir göz atarsak; Midilli doğumlu Barbaros kardeşlerin göz kamaştırıcı hayatı, Ege'de deniz ticareti ile başlar, Rodos şövalyelerine tutsaklıktan sonra korsanlık dönemi ile devam eder. Din bilimleri eğitimi yanı sıra Arapça, Yunanca, İtalyanca, İspanyolca ve Fransızca da öğrenirler. Lider, en büyük kardeş Oruç Reis'tir. 1502'den itibaren Tunus sultanının himayesinde yıllarca kök söktürürler Avrupa donanmasına, özellikle de İspanyol ve Portekizlilere. Cezayirlilerle bağlantı bundan sonra başlar.
 
Yöneticileri ispanyollarla işbirliği içinde, ya da teslimiyetçi olan Becaye, Cezayir şehri, Tenes, Tlemsen halkları, İspanyol gazabından kurtulmak için yardım isterler. Koşar
gelir Barbaros kardeşler. Çatışmalardan birinde sol kolundan olur Oruç Reis. Yerleştiği bölgelerde açları doyurur. Halk onu sever ve bey kabul eder. Saygınlığı iyice artar, başkentin savunmasını güçlendirir, para bastırır. Ama İspanyolların elinden kurtulamaz, son nefesine kadar mücadele ederken 44 yaşında ölür.
 
Kardeşleri Oruç ve İshak'ın ölümüyle yalnız kalan Hızır Barbaros) Kanuni Sultan Süleyman'dan başkent Cezayir'i koruma altına almasını ister. Sultan da onu Cezayir Beylerbeyliğine atar. İspanyolların saldırıları sürmektedir. Şehirde ticari hayat durmuş, asayiş ve huzur kalmamıştır. Barbaros, Cezayir kentinde, önce kendi adını taşıyan bir dalgakıran inşa ettirerek kentin hemen önündeki adayı karayla birleştirir. Ardından, ünlü Cenevizli Amiral Andrea Doria'yı yenilgiye uğratınca, 1533'te Kanuni onu Osmanlı donanmasının başına getirir. Böylece Cezayir şehri resmen Osmanlı İmparatorluğuna katılmış olur.
 
Onun döneminde Cezayir kısa zamanda bir ticari zenginlik, refah ve huzur ülkesi haline gelir. Başkent'in nüfusu 40 000'e ulaşır. Engizisyondan, ispanyolların zulmünden kaçan Endülüslüler de bu bölgeye sığınmaktadır. Barbaros onları kurtarmak için de denize açılmaktan geri durmaz, kıyılardan topladığı binlerce insanı Tunus'a ve Cezayir'e taşır. Artık o, düşmanlarının korktuğu, sevenlerinin saydığı, bilgili, cesur ve enerjik bir komutandır. Kumral, gür saçlı, kartal burunlu, güçlü ve uzun boyludur. Ağabeyi Oruç'un anısına sakallarını kızıla boyadığı söylenir (Kızıl Sakal lakabı önce Oruç Reis için kullanılmıştır). Tarihçi Diego de Haedo'ya göre ölümünden sonra portresi bütün İtalya'da dağıtılır. Cesarete duyulan hayranlığın simgesi olur. Hakkında anlatılan bir efsaneye göre, 1546 yılında İstanbul'da öldüğünde ruhu bu dünyayı terk etmemiş, ve Barbaros, türbesine gömüldükten sonra beş altı kez mezardan çıkıp yaşayanlara görünmüştür.
 
Barbaros'un ölümünden sonra yerine, annesi Cezayirli olan oğlu Hasan geçer.
 
Bugün Barbaros, Mimar Sinan tarafından İstanbul-Beşiktaş'ta yapılan, denizi görüp dalgaların sesini dinleyebildiği türbesinde yatmaktadır. Türbenin hemen arkasındaki Cezayir caddesinde, anısına yapılmış bir de anıt vardır. Anıtta, Yahya Kemal'in şu dizeleri yazılıdır:
 
“Deniz ufkunda bu top sesleri nerden geliyor?
 
Barbaros belki donanmayla seferden geliyor?

Adalardan mı? Tunus'tan mı? Cezayir'den mi?”

Barbaros'un, Sultan Süleyman'ın emriyle yazdığı, savaşları ve hatıralarını anlattığı, Türkçe bir kitapçığı da (bir tür günce) var: Gazavat. Kitabın bir nüshası 1790 yılında Cezayir'de bulunmuş.
 
Bugün Cezayir'de Barbaros kardeşlere yoğun bir hayranlık var. Korunmaya ihtiyaçları olduğu bir dönemde Kuzey Afrika halklarını düzene soktukları, İspanyollardan kurtulmalarını sağladıkları ve toprak-siyaset bütünlüğünü yarattıkları için. Tarihçi Abdurrahman Khelifa, Barbaros kardeşleri “Cezayir devletinin mimarı” olarak görüyor. Pek çok Cezayirli tarafından, Barbaros ve Osmanlılar, halkı bir araya getiren, birliğin gücünü öğreten kişiler olarak hatırlanıyor.

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1