New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

İki Aslanın Koruduğu Kent : Oran

 

 
Kökleri milattan önce 2. yüzyıla dek giden, Endülüslülerden Kartacalılara, İspanyollardan Osmanlılara, ve daha sonra da Fransızlara dek uzanan bir yelpazede pek çok imparatorluğun izlerini, renklerini taşıyan bir Akdeniz şehri Oran. Başkent Cezayir'e 450 km uzaklıkta. Kentin adının, arapçada “iki aslan” anlamına gelen “Wahran” kelimesinden geldiği biliniyor. Mitolojiye göre, kent bu iki aslan tarafından korunuyormuş. Bugün ise, Cezayirliler kente “Wahran el Bahia” diyorlar. Yani “Güzel Oran”...
 
10. Yüzyılda Endülüslü gemiciler tarafından kurulan ve yüzyıllar boyunca korsanlara barınak olan Oran, bugün 1 milyon dolaylarındaki nüfusuyla Cezayir'in ikinci büyük kenti.
 
Depremlerden istilalara, açlıktan ve salgın hastalıklardan sömürge ve din savaşlarına kadar dünyanın en korkunç felaketlerini yaşamış olan Oran, yine de her seferinde yeniden dirilerek varlığını koruyabilmiş.
 
1400'lerde İspanya kraliçesi İsabelle'in gazabından kaçan, ya da 1700'lerde Osmanlıların isteğiyle buralara gelen Yahudiler, ekonomisi büyük ölçüde limana ve deniz ticaretine dayanan Oran'ın ticaret damarlarını ellerinde tutmuşlar. Zaten, 1960'larda, Oran, Avrupalı nüfusun müslüman nüfustan fazla olduğu tek şehriymiş Cezayir'in. Fransızlar, İspanyollar, Maltalılar, İtalyanlar, İsviçreliler, Almanlar.. Ülke 1962'de bağımsızlığına kavuştuğunda 200 bin Avrupalı ve Yahudi terketmiş Oran'ı.
 
Bu kadar çok etnik grup ve bu kadar farklı din ve kültürün bir arada bulunması Oran'a çok özel bir yapı getirmiş. Özellikle 1831 yılında Fransızların kente yerleşmelerinin ardından yapılan yeni inşaatlar, şehrin her köşesine Fransa'nın etkisinin damgasını vurmuş ve şehirde yeni bir sosyo-kültürel yapı oluşmuş. Aslında, yansımalarının sokak dilinde, argoda da çok net şekilde görüldüğü bir sosyo-kültürel örgü bu.. Birkaç örnek vermek gerekirse, İber yarımadasından göç edenlere evlerini sırtlarında getirdikleri için “salyangoz”, Yahudiler en çok tatlı biberden yapılmış bir yemek yedikleri için “biber”, fes ve örtüleri ile dolaşan müslümanlar da, bu renkli ve değişik görüntüleri nedeniyle “Hollanda peyniri” diye anılırmış. Belki de bugün pek çok kişi, Oran'ı, Albert Camus'nün ünlü eseri Veba'nın ilk satırlarından tanıyor: “İlk bakışta Oran sıradan bir şehir (...) İtiraf etmeliyim ki çirkin (...) Hiçbir şey hissettirmeyen bir yer, insanın burada canı sıkılıyor (...) Günler çok uzun...”
 
Camus bunları söylese de, Oran aslında görülmeye değer ve turistler için de oldukça eğlenceli ve bol seçenekli bir şehir. Zaten ünlü yazarın bu bölgeden ne kadar etkilendiğini de herkes biliyor.
 
Şehirde mutlaka görülmesi gereken yerler şöyle sıralanabilir:
 
Çok meşhur olan El Bahia plajları dışında, Mers El-Kebir, Ain El-Turck, Bousfer, Corales, les Andalouses ziyarete değer plajlar. Oran şehrinin sahil şeridi ise 10 kilometre uzunluğunda. Turistlerin en beğendikleri bu alanda her türlü bütçeye uygun otel, sayısız lokanta, cafe, pastane ve gece klubu sıralanıyor. Her beğeniye hitap eden deniz aktiviteleri de mevcut. Bu arada, BouZedjar limanından ulaşılabilen Habibas adaları da ihmal edilmemeli.
 
Paşa Camii: 7. yüzyıl ürünü, Muhammed El-Kebir Bey tarafından İspanyollardan kur-
tuluşun anısına yaptırılmış.
 
Sidi El Havari Mahallesi, Marine, Kasbah (eski şehir çekirdeği): Tarihi doku hakkında en çok bilgiyi sunan bölge. Bugünkü merkezin kuzeyine düşüyor. Arap-ispanyol özellikleri ile büyüleyici.
 
Sacre Coeur Katedrali: 1913 yılından beri kutsal bir ibadet yeri.
 
Ahmed Zabana Müzesi: 1830 tarihli bir bina. Arkeolojik kalıntıların, etnografik eserlerin, tarih öncesine ait parçaların ve sanat ürünlerinin sergilendiği son derece kaliteli bir müze.
 
Saint Louis Kilisesi: İspanyollar tarafından 1679'da yapılmış.
 
1 Kasım Meydanı: Fışkıran suları, ferahlatıcı ve görsel yanıyla ulusal tiyatro ve tarihi belediye binasını barındırıyor.
 
Santa Cruz-Notre Dame Basilikası, İbn Badis bölgesinde yapılacak gezinti (limanı ve eski şehri tümüyle görmek mümkün), el emeği ürünlerin satın alınabileceği Medina Djedida, termal suları ile Ain Franin köyü, Murdjadjo, Karguentah et Gametta (tarih öncesi kalıntılar) ihmal edilmemesi gereken turistik güzergahlar.

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1