New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine
New Page 1
 
Etnik Çeşitlilik

Güney Sudan halkını çeşitli kabilelerden kaynaklanan farklı etnik gruplar oluşturuyor. Bu etnik çeşitlilik, aynı zamanda ülkenin en büyük kültürel zenginliği.

 

 

 

Tarih boyunca, Güney Sudan’da yaşayan insanlar, herhangi bir devlet kurma gereği duymadan, varlıklarını kabileler halinde sürdürmüşler. Birbirlerinden etkilenmiş olsalar da, doğal olarak her etnik grubun kendi gelenekleri, inançları, kültür ve sanat birikimleri, kendi kabileleri içinde gelişmiş. Bugün, bu kabilelerin tümü genç Güney Sudan Cumhuriyetini oluşturuyor ve etnik kültür birikimleri de ülkenin tamamının kültürel zenginliğini meydana getiriyor.

Güney Sudan’da, yaklaşık 65 etnik topluluk bulunduğu hesaplanmış. Bazıları kabile sayısının 200’ü geçtiğini söylese de, bunların daha büyük kabilelerin kolları olduğu ve aynı kültürü yansıttığı biliniyor.

Dinka’lar

Ülkedeki en kalabalık etnik grup olan Dinka topluluğunun nüfusu 3 milyon civarında. Daha çok, Bahr el Gazal, Yukarı Nil ve Jonglei eyaletleri ile güney Kordofan’da yaşayan Dinka’lar uzun boylu olmalarıyla ün yapmışlar. Gerçekten de, yapılan istatistiklerde Dinka’ların ortalama boyları 1,76m ile 1,81m arasında çıkıyor. Yani, dünyanın en uzun boylu basketbolcusu olan Manut Bol’un (2,31m) ve yine en uzun boylu dünya güzellik kraliçesi Aheu Kidum Deng’in (1,96m) birer Dinka olması rastlantı değil.

Dinka’lar tarım, hayvancılık ve balıkçılıkla geçinen bir topluluk. Efsaneye göre, Tanrı, ilk insanlar olarak “Garang” ve “Abuk”u (Adem ile Havva gibi) yaratmış. Bu çiftin ilk çocuğu olan “Deng”in torunları da Dinka topluluğunu oluşturmuşlar.

Dinka’ların, kendilerine has gelenekleri asırlardır önemini yitirmeden sürüyor. Yeni doğan çocuğa isim vermek, çocukluktan ergenliğe geçiş ya da evlilik gibi olayların hep bazı kurallara uymayı gerektiren törenleri var. Kuşaktan kuşağa aktarılan hikâyeler ise yazılı değil, sözlü. Birilerinin aklında tutup, gençlere anlatması gerek. Şarkılar, danslar ve folklorik faaliyetler de öyle. Genellikle gözlemleniyor, öğreniliyor ve uygulanıyor.

Nuer’ler

Güney Sudan’daki ikinci büyük etnik grup olan Nuer topluluğu daha çok Yukarı Nil eyaletinde yoğunlaşıyor. Ama aslında, Etyopya’da bile mevcutlar. Konuştukları Nuer dili bölgede yaygın kullanıldığı gibi, Etyopya’da da geçerli.

Efsaneye göre, Nuer’lerin atası olan Naath ile Dinka’ların atası Jieng aynı adamın çocuklarıymış. Babaları, Jieng’e bir inek, Naath’a da bir dana vermeyi vaad etmiş. Ancak, Jieng, herkesi oyuna getirip, inek yerine danayı kapıp gitmiş. Bu yüzden de Nuer’ler Dinka’lardan ayrılmışlar ve aralarındaki rekabet bugünlere kadar devam etmiş.

Tarım ve hayvancılıkla geçinen Nuer’ler en çok mısır ve tütün üretiyorlar. Geleneklerine de çok sadıklar. Örneğin, ergenliğe geçişlerinde 8 dişlerini söktürmekten vaz geçmemişler. Aynı şekilde, erişkin olduklarını göstermek için yüzlerine bıçakla 5-6 paralel çizgi çizmek de epey yaygın.

Nuer’lerin de yazılı olmayıp, kulaktan kulağa aktarılan bir sanat, müzik ve edebiyat birikimi var. Özellikle, Nuer’lerin müzik kültürü çok zengin.

Shilluk’lar

Güney Sudan’da sayıları 500,000 civarında olan Shilluk topluluğu, No gölünden kuzeye doğru, Beyaz Nil nehrinin batı kıyısı boyunca yerleşmiş bulunuyor. En yoğun oldukları kent ise, Malakal. Nil kıyısında yaşadıkları için, balıkçılık konusunda çok usta olan Shilluk’lar, hayvancılık ve tarımla da uğraşıyorlar. En çok ürettikleri ürünler: mısır, susam ve fasulya.

Shilluk’lar, geçmişte bir dönem, sınırları belli topraklarda, kendi yönetimleri altında ve kendi dillerini konuşarak bağımsız bir topluluk olmuşlar. Bugün “Shilluk Krallığı” olarak bilinen bu devlet yaklaşık 400 yıl kadar varlığını korumuş. Ama, 1837 yılında, Osmanlı- Mısır birlikleri bölgeye gelip, bu bağımsızlığa son vermiş.

Shilluk topluluğu içinde 100’e yakın alt kimlikli kabile olduğu söyleniyor. Bu da çok zengin bir gelenekler ve sözlü sanat birikimi oluşmasının altında yatan önemli bir neden. Toplulukta, her olay bir geleneğin uygulanmasını gerekli kılıyor. Örneğin, bir çocuk doğduğu zaman, göbeği kesilerek, eğer bebek oğlansa sokak kapısının sağ tarafına, bebek kız ise de sol tarafına konuluyor. Böylece, komşular bebeğin cinsiyetini öğreniyorlar.

Evliliklerde ise, başlık âdeti var: oğlan tarafının kız tarafına 10-30 adet sığır vermesi lâzım. Boşanma olursa, başlık iade ediliyor. Akraba evliliklerine ise, izin yok.

Moro’lar

Ülkenin güneyinde, Ekvatorya bölgesinde yaşayan Moro topluluğu da önemli kabilelerden. Bazı belgelerde “Moru” olarak da adlandırılıyor. Aslında, topluluğun bir bölümü, komşu Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde yaşıyor. Güney Sudan’daki nüfusları 100,000 civarında.

Geçmişte, İngiliz misyonerlerin faaliyetleri sonucunda çoğu hristiyanlığı benimsemiş olan Moro’lar, Güney Sudan’daki en iyi eğitimli topluluk olmakla da ünlüler. Topluluğun geçmişte Batı Afrika’dan göç ederek buralara geldiği söyleniyor ama, bu göçten hafızalarda kalan hiçbir efsane, hikâye ya da anı yok.

Moro dili epeyce zengin ve çeşitli lehçeleri olan bir dil. En yaygın ve standart olanı Moru-Meza, en çok deyimin yer aldığı ise Moru-Gbariba.

Barışçı bir topluluk olarak tanınan Moro’larda hırsızlık ya da cinayet gibi suçlar pek görülmüyor. Topluluk içinde en son cinayet 1958 yılında işlenmiş. Şarkılarında bile bu tür suçların ahlakî olmadığına dair vurgular olan Moro’larda din ve ahlak duyguları çok güçlü.

Hastalık ve ölüm konusu topluluk için çok önemli. Bu tür durumlarda, dargın olanlar bile birbirlerine yardımcı olmalı. Düğünlerde ise en yüksek katılım bekleniyor. Düğün sırasındaki danslar, gençlerin birbirleriyle tanışmaları için uygun ortam yaratıyor.

Müzik, Moro’ların vazgeçilmezlerinden. Folklorik çalgılar arasında, davul, gitar ve trompet yer alıyor. El sanatları da, topluluğun usta olduğu bir alan: rengârenk sepetler veya kutular çok göz alıcı.

Renkli bir dünya

Güney Sudan’da daha pek çok topluluk bulunuyor. Doğu Ekvatorya’nın merkezi Torit’te yoğunlaşan “Acholi”lerden, Bahr el Gazal’dan Merkezi Afrika Cumhuriyeti’ne uzanan bölgede yaşayan küçük “Yulu” kabilesine kadar, hepsi bugünkü Güney Sudan’ın birer zenginliği. Hem yaşam biçimleri ve giysileri açısından, hem de ürettikleri el sanatları objeleri konusunda çok renkli bir dünyayı gözler önüne sermişler. Modern zamanların zorlamasına rağmen, geleneklerini ve renkli yaşamlarını bundan sonra da korumaya kararlı görünüyorlar.

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1