New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine
New Page 1

 

Büyükelçi Dr. John Gai Yoh
HEYECANLI BİR BAŞLANGIÇ

 

Güney Sudan’ın Ankara Büyükelçisi Dr. John Gai Yoh dünyanın bu en genç devletinin ilk diplomatlarından. Görevi, ülkesinin güvenliğini sağlamlaştırmak, altyapısını ve ekonomisini geliştirmek ve ülkenin yer aldığı bölgelerde uyum ve istikrarı arttırmak için gereken ortaklıkların oluşturulmasına katkı sağlamak. Bu mülakatta, Büyükelçi Yoh, Güney Sudan’ın içinde bulunduğu koşulları ve Türkiye ile yakın ilişkiler kurmaya çalışmasının sebeplerini anlatıyor.

 

 

DİPLOATLAS: Yeni bir devletin doğması her zaman umut verici bir gelişmedir, değil mi?

Dr. JOHN GAI YOH: Güney Sudan’ın bağımsızlığının yalnızca kendi halkımıza değil, uluslararası topluma da umut verdiğini düşünüyorum. Sudan’da yaklaşık 50 yıl süren mücadelenin ardından, çatışmanın her iki tarafı barışçıl bir çözüm üzerinde anlaşmayı başardı. Dahası, “Kapsamlı Barış Anlaşması” (CPA) ülkemizin ve halkımızın dönüşümünü gündeme getiren uzun ve ayrıntılı bir anlaşmadır. Halkımızın sosyoekonomik yaşamını değiştirmek istiyoruz. Bu da, sadece modern endüstrinin ve teknolojinin kurulmasıyla, hizmet sektörünün ve tarımın modernize edilmesiyle sağlanabilir. Güney Sudan’ı tek örnek yapan da budur.

DİPLOATLAS: Güney Sudan’ı özel kılan başka neler var?

Dr. JOHN GAI YOH: Coğrafi konumumuz ve doğal kaynaklarımız. Güney Sudan’ın komşuları bir zamanlar bir imparatorluk olan Etiyopya, bölgenin en büyük ve zengin ülkesi olan Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Batı Afrika’ya açılan kapımız olan Merkezî Afrika Cumhuriyeti, denizle bağlantımızı sağlayan Kenya’dır. Sudan da, Sahraaltı Afrikası ile Orta Doğu arasındaki sınır bölgesidir. Aslında, biz de Orta Doğu’nun bir parçasıyız. Biz Sahra-altı Afrika’da Orta Doğu kültürünü anlayabilen tek ülkeyiz, çünkü her ne kadar resmi dilimiz İngilizce olsa da, iletişim için ağırlıklı olarak Arapçayı kullanıyoruz. Yüzölçümü olarak, Kenya, Uganda ve Rwanda’nın toplamına eşitiz. Doğu Afrika’da ve Horn bölgesinde, krizlerle mücadele edilen bir alandayız ve bu krizlerin aşılmasında bir rolümüz olduğu görülüyor.

DİPLOATLAS: Doğal kaynaklardan bahsetmiştiniz.

Dr. JOHN GAI YOH: Biz, dünyanın en uzun ve uğruna en çok mücadele edilen ırmağı Nil’in yüzde 60’ına bekçilik ediyoruz. Ülkemizde üç farklı iklim hüküm sürer. Topraklarımızda sadece Serengeti’de görülebilecek ölçüde doğal hayat göçü gerçekleşiyor. Topraklarımızın yüzde 85’i verimli ve tarıma elverişli alanlardan oluşuyor. Nil sayesinde çok geniş sulak alanlarımız ve büyük balıkçılık rezervlerimiz var. “Hayvan Kaynakları ve Balıkçılık”, “Su ve Sulama” Bakanlıklarımız, bu nedenle var. Sonra, Afrika’daki dördüncü veya beşinci büyük petrol üreticiyiz. Şu an için bize 30 ila 35 yıl yetecek kadar, 5 milyar varil kanıtlanmış rezervimiz olduğunu tahmin ediyoruz, ve bu potansiyel rezervlerin sadece yüzde beşini oluşturuyor. Altın, bakır, elmas ve hatta batı bölgelerimizde olan uranyum gibi mineraller bizi bu alanda da güçlü kılıyor.

DİPLOATLAS: İki yıllık kısa bağımsızlık tarihinde Güney Sudan ne kadar ilerleme kaydetti?

Dr. JOHN GAI YOH: 9 Temmuz 2011 günü bütün dünya tarihî bir olaya, referandum sonucu gerçekleşen barışçıl bir ayrılığa ve zengin kaynakları ile büyük jeopolitik önemi olan bir ülkenin doğuşuna tanıklık etti. Bu dünyaya model olabilecek yeni bir ülke olarak bizi ilgi odağı haline getirdi. Bugün Juba’nın ve Güney Sudan’daki diğer yerlerin görünümü üç ayda bir değişiyor. Herkes çok çalışıyor. Ama, denize kıyısı olmayan bir ülkeyiz. Yakın komşularımız bize 200 milyonluk bir pazar sunsa da, sanayimiz yok. Çimento ve inşaat malzemeleri bile üretmiyoruz. Nereye gittiğimizi bilsek de bazı şeyler zaman alacaktır. Hem halkımızın hem de dünya kamuoyunun beklentilerine cevap vermek gerekiyor.

DİPLOATLAS: Güney Sudan’ın ekonomik planı nedir?

Dr. JOHN GAI YOH: Birinci beş yıllık “Güney Sudan Kalkınma Planı (2011-2015)” ve “Vizyon 2040” devletin inşası, altyapı ve ekonomi için çok önemli unsurlar içeriyor. İlk on yıl boyunca ithalata dayalı bir ekonomi olacağız. Hem tüketim mallarını, hem de ileride daha kendine yeter olmamızı sağlayacak teknolojiyi ithal etmek zorundayız. Sağlık hizmetlerini, yolları, havaalanlarını, okulları, elektrik ve su arıtma sistemlerini geliştirmeliyiz. Bunun maliyetini karşılamak için doğal kaynaklarımızı, özellikle de petrolü ve tarımı kullanmalıyız. Bütün bunlar için ortaklara ihtiyacımız var. Güçlü bir lojistik ve arz zincirimiz olmalı. Kenya, Sudan ve Etyopya bizim mevcut giriş ve ithalat-ihracat noktalarımızdır. Lojistik ve toptancılıkla uğraşan firmalara ihtiyacımız var. Ulusal kalkınma planını her beş yılda bir güncelleyecek ve uygulanmasını sağlayacağız.

DİPLOATLAS: Güvenlik ve devleti yapılandırma konularında neler yapacaksınız?

Dr. JOHN GAI YOH: Girişimcileri çekebilmek için siyasi istikrara ihtiyacımız var. Sudan’la ekonomi, siyasi ilişkiler, güvenlik ve sınırlara dair dokuz anlaşma imzaladık. Aynı şeyi diğer beş komşumuzla da yaptık. Sudan ile aramızdaki güven eksikliğinden dolayı, bu anlaşmaların Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler tarafından gözlemlenmesi çok önemli. Petrol bizde ama gerekli altyapı onlarda. 2,000 km uzunluğunda sınırımız var. Sınır bölgesinde altı milyon kişi yaşıyor. Bu birinci ulusal önceliğimizdir. İkinci öncelik ise, yeni kurumların oluşturulmasıdır. Bu, yeni bir anayasa ve yeni bir nüfus sayımı anlamına geliyor. Ulusal hükümetin yanında, 10 eyaletten, 79 ilden ve 500’ü aşkın payam’dan oluşan mevcut idarî yapıyı sürdürmek isteyip istemediğimize karar vermemiz gerekiyor. Bu arada, başta Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği olmak üzere, uluslararası örgütlerde yer almaya başladık.

DİPLOATLAS: Güney Sudan’ın dış politikasını tarif eder misiniz?

Dr. JOHN GAI YOH: Dış politikamızın temelini oluşturan soru şudur: “dünyanın geri kalanında bize gereken ne var, ve dünya bizdeki neye ihtiyaç duyar?” İlk kararımız 22 ülkede büyükelçilik açmak olmuştu. Bu temsilciliklerimiz komşumuz olan ülkelerde, uluslararası merkezlerde, BM Güvenlik Konseyinin daimi üyesi olan ülkelerde, Orta Doğu’da Mısır ve Türkiye’de, Güney Afrika’da Zimbabwe ve Güney Afrika Cumhuriyeti’nde, Batı Afrika’da Gana ve Nijerya’da ve birkaç etkili ülkede yer alıyor. Bu ortaklıklardan bazıları siyasî, bazıları da ekonomik ağırlıklıdır, bazıları ise güvenliğe yöneliktir.

DİPLOATLAS: Güney Sudan neden Türkiye’de büyükelçilik açmayı seçti?

Dr. JOHN GAI YOH: Öncelikle, Mısır aracılığıyla Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçasıydık. Halâ da benzer idarî ve askerî yapılarımız var. Bu tür tarihi bağlantıları kullanmak gerekir. Hartum’da, Kahire’de ve Londra’da büyükelçilikler açarken, Ankara’da da bir büyükelçilik açmak doğru karardı. İkinci olarak, Türkiye Afrika’ya açıldı. Bağımsızlığımızı tanıyan ilk ülkelerden biri olmasının yanında, Türkiye’nin bölgemiz ticaretinde, kalkınmasında ve güvenliğinde etkin bir rolü var. Türkiye özelikle Somali’de etkin ve bizim mallarımız da doğu Afrika sahillerinden geçiyor. Ayrıca Türkiye’nin Sudan’la olan özel ilişkisini de olumlu biçimde kullanmalıyız. Üçüncü olarak, Türkiye tarıma dayalı ekonomisini başarılı bir biçimde sanayileştirmiş bir ülkedir ve bizim ekonomik kalkınmamıza hafif sanayi aracılığıyla yardımcı olabilir.

DİPLOATLAS: İkili ilişkiler şimdiye kadar nasıl ilerledi?

Dr. JOHN GAI YOH: Dış İşleri Bakanımız Nhial Deng Nhial Kasım 2012’de Türkiye’yi ziyaret etti. Sudan Halk Kurtuluş Hareketi’nin Genel Sekreteri ve Güney Sudan’lı Baş Müzakereci Pa’gan Amum da Nisan 2013’de buradaydı. Türk bakanların Güney Sudan’ı ziyaret etmesi de planlanıyor. İmzalanmaya hazır bir teknik işbirliği anlaşması var ve sivil havacılık, sağlık sektörü, polis eğitimi, enerji ve eğitim şimdiden öncelikli alanlar olarak belirlendi. İş dünyası bakımından gidişat çok iyi. Bir Türk şirketi Merkezî Equatoria’da 250 milyon dolarlık inşaat projeleri yürütüyor, bir diğeri 150 milyon dolar maliyetli bir otel yapıyor ve bir üçüncüsü de Juba havalimanına 230 milyon dolarlık yatırım yapmayı plânlıyor. Bu yılın sonuna dek, Türk firmalarının Güney Sudan’daki yatırımlarının değerinin bir milyar dolara ulaşması mümkün. Juba’daki Türk Büyükelçiliğinin çok etkin olduğunu ve işadamlarının Güney Sudan’a da gelmelerini sağladığını belirtmeliyim. Bizim de Ankara’daki büyükelçiliğimizi açalı henüz on ay olduğu halde heyecanlı bir başlangıç yapmış olduğumuzu düşünüyorum. Seçme şansımız yoktu, hızlı davranmak zorundaydık. Türk hükümeti de bize gerçekten çok destek oldu.

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1