New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine
New Page 1

 

EN HIZLI GELİŞEN BAŞKENT
JUBA
 

Güney Sudan’ın başkenti Juba, daha önceleri mütevazi bir eyalet merkezi iken, bugün hızla büyüyen ve gelişen bir şehir. Yeniden yapılanma çalışmaları o kadar hızlı sürüyor ki, şehrin bazı kesimlerinin görünümü birkaç hafta içinde tamamen değişmiş olabiliyor.

 
 

9 Temmuz 2011 tarihinde Güney Sudan’ın başkenti ilân edilen Juba, “Merkezî Ekvatorya” eyaletindeki geniş bir vadinin ortasında ve Beyaz Nil nehrinin kıyılarında yer alıyor. Ülkenin güney komşusu olan Uganda sınırına yaklaşık 110 km uzaklıktaki Juba’nın nüfusu 360,000 dolaylarında.

Yıllardır kırsal bir kasaba görünümünün hakim olduğu Juba, şimdi olağanüstü bir değişim süreci yaşamaya başlamış. Her yerde modern binaların inşaatları yükseliyor. Eskiden beri canlı bir ticaret merkezi olarak bilinen Juba, şimdi de uluslararası bir diplomasi ve iş merkezi olmak yolunda ilerliyor.

Bu ilginç kentin merkezinde, gölgesinde erkeklerin çay ve nargile içtiği, kurutulmuş papirus yapraklarından yapılmış, çatısı saman saplarıyla kaplı tipik Afrika kulübelerinin ve kerpiç evlerin yanında, modern yapıları da görmek mümkün. Değişimin işaretleri her yerde farkediliyor; bir yandan yeni binalar yükselirken, diğer yandan eskiler de yenileniyor. Şehirde boş ev bulmak zor, o yüzden kiralar ve otel fiyatları yanına yaklaşılır gibi değil; yani Juba pahalı bir şehir.

Boda-boda

Ülkede trafik sağdan işliyor ve Juba’nın her yerinde görülebilen yüzlerce “bodaboda” şehir trafiğinde önemli bir yer tutuyor. Bisiklet üzerinde yapılan küçük değişikliklerle yolcu taşımaya elverişli hale getirilen “bodaboda” nın üretiminde artık motorlu bisikletler kullanılıyor. “Boda-boda” İngilizcedeki “Border-to-border” deyiminden gelmiş; yani “sınırdan sınıra”. Eskiden, çevre ülkelerdeki sınır kapılarının birbirinden uzak olması, bir ülkeden çıkış yapanın diğer ülkenin giriş kapısına ulaşmasını zorlaştırıyormuş. Bu ihtiyaç, boda-boda’ların doğmasına neden olmuş. Bir sınırdan çıkış yapan yolcu bu araçla tampon bölgeyi kolayca geçip öbür sınıra gidebilir hale gelmiş. Şimdilerde ise, boda-boda’lar şehir içinde taksi olarak kullanılıyor.

Arada kesintiler ve barış dönemleri olsa da, ülkede 50 yıldan fazla sürmüş olan bağımsızlık savaşının izlerini Juba’da bugün bile görmek mümkün. Ama, Juba bugün çok köklü bir yenilenme süreci içinde ve dünyanın en hızlı büyüyen şehri sayılıyor. Güvenlik, sağlık, yaşam kalitesi, eğitim gibi konularda henüz sorunlar olsa da Juba yüzünü umutla geleceğe çevirmiş durumda. Zaten, iyimser olmak için birçok nedeni de var. Şehirde bir yandan mayınlar temizleniyor, diğer yandan da su ve elektrik dağıtımı rayına giriyor. Yağmur mevsiminde çalışmalar biraz yavaşlasa da, yollar asfaltlanıyor, atık ve temizlik yönetimi iyileştiriliyor, model çiftlikler oluşturuluyor. Her şey yavaş yavaş yoluna girerken, uluslararası yardımların ve petrol gelirlerinin de katkısıyla Juba yeniden doğuyor.

Geniş caddelerin kenarında, şehrin geçmişinin tanığı gibi duran harabe villaların bazıları birer tek katlı otele dönüştürülmüş. Şehirde yazın hava kuru, çok sıcak ve tozlu. Yağmur mevsimi başladığında ise, bambaşka bir mutluluk sarıyor insanları. Zemin sanki yemyeşil bir halıyla kaplanıyor. Yağmur bütün tozu götürüyor, her yer temizleniyor, tonlarca toz çamur gibi akıp gidiyor.

Ekonomik Cazibe

Juba, İkinci Sudan iç savaşının stratejik noktalarından biriymiş ve burada şiddetli çatışmalar yaşanmış. O kanlı dönemde şehir dünyayla bağı kopmuş bir garnizondan ibaretken ve halkın hayvan yetiştiriciliğinden başka bir ekonomik faaliyeti yokken bugün, her hafta yeni iş yerleri açılıyor. Artık yol kenarlarında, küçük tezgâhları ve büfeleriyle satıcılar var. Şehre adeta para yağıyor. Dünyanın her yerinden yatırımcılara kucak açılmış. Toprağının altı petrol kaynayan Juba, petrol şirketleri için çok çekici bir kent. Rus, Çin ve İngiliz şirketleri şehirde çok aktifler; özellikle inşaat işleri Çinlilerin elinde.

Bağımsızlık sonrasında, Juba’nın nüfusunun da sürekli arttığı gözlemleniyor. Bir yandan, Etyopya, Uganda ve Kenya gibi komşu ülkelerden yoğun bir iş göçü yaşanırken, bir yandan da, daha önce çeşitli nedenlerle yurt dışına yerleşmiş olan Güney Sudanlılar artık daha güzel bir hayat umuduyla ülkelerine geri dönmeye başlamışlar. Şehirdeki yabancı iş adamlarının sayısıyla birlikte, uluslararası kuruluşların ve diplomatik temsilciliklerde görevli yabancıların sayısı da her gün artıyor.

Juba, eskiden de Kenya, Uganda ve Kongo arasında önemli bir ticarî kavşakmış. Özellikle petrol bulununca, nehir taşımacılığı petrol sevkiyatında birinci plana yerleşmiş. Beyaz Nil üzerindeki Juba köprüsü, başkentin ve Güney Sudan’ın Beyaz Nil’i aşan tek karayolu köprüsü olarak hayati bir öneme sahip. 252 metrelik köprü 2010’da bir kaza sonucu hasar görünce gıda, mal ve yapı malzemeleri sevkiyatı ciddi biçimde aksamış. Güney Sudan Başkanı Salva Kiir’in, göreve gelir gelmez ilk işi köprünün onarılmasını sağlamak olmuş, bu da köprünün stratejik öneminin bir göstergesi. Şehrin kuzeyindeki uluslararası havaalanı, 2009 yılından beri açık. Mısır, Etyopya, Kenya ve Uganda Havayollarının Juba’ya düzenli uçak seferleri var. İç savaşta terkedilen nehir limanı ise şimdilerde yenilenip genişletiliyor.

Gergedan Şehir

Juba, aynı zamanda bir eğitim merkezi. 2006 yılında açılan Juba Devlet Üniversitesi İngilizce eğitim veriyor. Ayrıca, ülkede her alanda görülen teknisyen sıkıntısını gidermek için, mesleki eğitim kursları düzenleniyor, derslik sayısı giderek arttırılıyor. Cizvitmisyonerlerine ait özel Sudan Katolik Üniversitesi’ne bağlı Edebiyat ve Sosyal Bilimler Fakültesi de 2008’den beri faaliyette. Kiliseler eğitim altyapıları oluşturmak yanında, tıp merkezleri, yetimhaneler ya da misafirhaneler kurmak gibi yardım çalışmaları ile birer kurtarıcı konumundalar ve istihdam da sağlıyorlar. Şehir merkezindeki Aziz Teresa Katedrali, Katolik Juba Başpiskoposluğu’nun merkezi. Yapımına 1952’de başlanan katedral, sütlü kahve ve beyaza boyalı sade ve modern bir bina, hemen yanında alçakgönüllü bir saat ve çan kulesi var.

Yetkililer, hem imaj değiştirmek, hem de havadan ülkeyi gezecek ziyaretçileri benzeri görülmemiş bir manzarayla karşılaştırmak için şehir planlarını vahşi orman hayvanları biçiminde yapmayı düşünmüşler. Juba da gergedan biçiminde bir şehir olacak. Bu çok yenilikçi projenin maliyetinin 10 Milyar Doları aşacağı ve onlarca yıl süreceği tahmin ediliyor. Pek çok kişi projeyi çılgınca bulsa da vahşi orman hayvanları binlerce yıldır Güney Sudanlıların hayatlarının bir parçası olmuş.

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1