New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine
New Page 1

 

GÜNEY SUDAN’IN GÜNEYİ
EKVATORYA BÖLGESİ
 

Güney Sudan’ın bütün güney kesimini doğu-batı ekseninde kapsayan “Ekvatorya bölgesi”, komşu ülkelerle ticaretin canlı olduğu bir bölge. Güney Sudan’ın başkenti Juba da bu bölgede, “Orta Ekvatorya” eyaletinde bulunuyor.

 

 

Üç eyaletten oluşan Ekvatorya Bölgesi Güney Sudan’ın tüm güney kesimini kapsıyor. Burası, aynı zamanda bir sınır bölgesi. Ekvatorya’nın kuzey-batısında Merkezî Afrika Cumhuriyeti, güney-batısında Demokratik Kongo Cumhuriyeti, güneyinde Uganda, güneydoğusunda Kenya ve kuzeydoğusunda da Etyopya yer alıyor. Doğal olarak, Güney Sudan’ın bu ülkelerle ticaretinin ve iş gücü alış-verişinin en canlı olduğu yer, Ekvatorya.

Batı Ekvatorya

Batı Ekvatorya eyaleti çok verimli topraklara ve uygun iklim koşullarına sahip bir yer. Oysa, bu verimli toprakların yüzde 20’si bile kullanılmıyormuş. Bu nedenle, burası tarım alanındaki yatırımlar için çok elverişli. Üstelik. yaklaşık 650,000 nüfusun yaşadığı bu topraklardaki Zande, Morus, Baka ve Balanda gibi çeşitli kabilelere mensup gruplar çok misafirperver ve uyumlu olarak tanınıyor. İç savaş sırasında çok tahribat gören eyalette, insanlar geçmişi çoktan unutmuş ve günlük hayatlarına dönmüşler.

Batı Ekvatorya eyaletinin merkezi olan Yambio, Demokratik Kongo sınırıyakınında yer alıyor. Burası aynı zamanda Piskoposluk merkezi. Yambio, ülkenin en uzun yağmur mevsimine sahip olan şehri. 2011 yılında, nüfusu 40,000 olarak belirlenmiş, ama bağımsızlık sonrasındaki göçlerle bugün bu nüfusun bir hayli artmış olması gerekiyor.

Bir çok Güney Sudan kenti gibi, Yambio’nun da küçük bir havaalanı var. Ayrıca, komşu Merkezî Afrika Cumhuriyeti’ne giden karayolu buradan geçiyor. Şehir, yine karayolu ile başkent Juba’ya, Göller eyaletinin merkezi olan Rumbek’e, ve güneydeki Yei şehrine de doğrudan bağlı.

Merkezî Ekvatorya

Merkezî Ekvatorya eyaleti, 22.956 km² yüzölçümü ile Güney Sudan’ın en küçük eyaleti. Ülkenin başkenti Juba, aynı zamanda eyaletin de merkezi. Burada ayrıca Rokon ve Yei gibi başka önemli şehirler de var. Özellikle, Kongo Demokratik Cumhuriyeti sınırına 30 km, Uganda’ya da 50 km uzaklıktaki Yei hem bir piskoposluk merkezi, hem de ulaşım açısından stratejik bir konuma sahip.

1950’li yıllarda, Yei nehrinin sol kıyısında inşa edilen bir kliniğin etrafında şehirleşen Yei’de, iyi işleyen bir gıda dağıtım ağı, 20 kadar su satış noktası ve verilen hijyen eğitimi ile hayat her gün daha da iyi oluyor. Yei, ulusal su dağıtım ağının hayata geçirilmesi için bir deneme merkezi, yani “pilot bölge” olmuş ve son yıllarda mucize gibi bir ekonomik kalkınma yaşamış. Uganda sınırına yakın oluşu onu tüketim mallarının geçiş noktası yapmış. Çok sayıda bar var, alkol tüketimi de hayli fazla. Şehir Kenya, Uganda ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden gelen kamyoncular ve tüccarlar tarafından istila edilmiş gibi görünüyor. Mültecilerin gelişiyle de nüfusu hayli artmış.

Doğu Ekvatorya

Doğu Ekvatorya eyaleti, çiftçiliğin ve hayvancılığın önde geldiği bir alan. İnsanlar genellikle sığır, koyun ve keçi yetiştiriyorlar. Bu ürünlerin bir kısmı satışa yönelik olsa da, aslında çoğu kendileri tarafından tüketiliyor. Tarım ürünü olarak en çok üretilenler ise, tütün, patates ve mısır.

Yakın bir gelecekte, Doğu Ekvatorya madencilik konusunda önde gelen bir bölge olabilir. Çünkü, eyaletin bazı alanlarında maden yatakları olduğu biliniyor. Hatta, sayıları az olsa da, bazı uluslararası şirketler jeolojik araştırmalara çoktan başlamışlar. Özellikle Kapoeta yöresi, çimento ve cam sanayiinde kullanılan “kireçtaşı” açısından çok zengin. Burada ayrıca yerel imkânlarla altın da elde ediliyor.

Doğu Ekvator eyaletinin merkezi olan Torit, aynı zamanda etnik anlaşmazlıkların çözümü ve kalkınma için hayli çaba sarfeden Katolik piskoposluğunun da merkezi. Piskoposluk, iç savaş sırasında eğitim, sağlık, veteriner hizmetleri, su pompası temini gibi konularda halkın temel ihtiyaçlarını gidermeye çalışan tek kurum olmuş.

Torit, daha 10 yıl kadar önce, 20,000 nüfuslu bir kasaba iken, şimdi 500,000 nüfuslu koskoca bir kent olmuş. Uganda sınırına yakın olmasının ve bağımsızlık sonrasında göç almasının bunda etken olduğu söyleniyor. Şimdilerde Torit’te hızlı bir yeniden yapılanma çabası var. Zaten okulları, hastaneleri ve canlı ticaret hayatıyla öne çıkan şehirde, yollar yeniden yapılıyor, oteller açılıyor, kısacası iç savaşın izleri hızla siliniyor.

1983-2005 yılları arasındaki iç savaş sırasında Sudan silahlı kuvvetleri tarafından yıkılan Saint Peter ve Paul Katedrali, bölgenin dinî geleneklerinin sembolü olmuş. ABD’den, Darfour’dan ve Sudan’ın diğer yörelerinden gelen bir grup müslüman gönüllünün katedralin restorasyonuna katkı sunma girişimi, bölgenin müslüman ve hristiyan toplulukları için bir umut ve barış ışığı olarak algılanmış.

Doğu Ekvatorya eyaletinin diğer önemli şehirleri arasında Kapoeta ve Nimule de var. Uganda sınırı yakınlarındaki Nimule, yeşile doymuş bir şehir. Bahr el Cebel, yani Beyaz Nil, Nimule’un kuzeyinden akıp Juba’dan geçiyor ve No Gölü’ne ulaşıyor. Nimule Milli Parkı doğa severlerin ve safari tutkunlarının gözdesi. Dar bir vadide akan Bahr el Cebel şelalelere sahip; yağmur sonrası deliriyor bu şelaleler. Gün batımını Nimule Parkı’nda izlemek ömre bedel.

İlemi üçgeni

Doğu Ekvatorya ile Kenya’nın kuzeyindeki Turkana Gölü arasında kalan ve İlemi Üçgeni olarak adlandırılan bölge ise, halen Güney Sudan, Kenya ve Etiyopya arasında ihtilaflı bir arazi. 10.320 ile 14.000 km² arasında değişken bir yüzölçümü olan bu tartışmalı toprak parçasının farklı dönemlerde sömürgeci güçler tarafından çizilen sınırları hep değişmiş ve belirsiz kalmış. Bu toprakların ekonomik potansiyelinin zayıflığı ve bölgenin politik istikrarsızlığı da sorunun çözümünü geciktirmiş. Zaten, sorunu çözmek de bölge ülkelerinin pek önceliği olmamış. Şimdi, Güney Sudan tarafından hak olarak talep edilen İlemi’nin tamamının kontrolü ve idaresi Kenya’nın elinde. Güney Sudan’ın 2011’de bağımsızlığını ilan etmesinden sonra, Kenya’nın, 1930-38 yıllarında çizilmiş olan “Glenday hattı”nın kuzeyindeki toprakları vermeye hazır göründüğü söyleniyor.

Bölgede yaşayan ve hayvancılıkla geçinen topluluğun adı “Turkanalar”. Kenya, Etyopya ve Güney Sudan’a dağılmış bir halk olan Turkanalar aslında göçer bir topluluk. Genellikle hasırdan yapılmış kulübelerde ve küçük aileler halinde yaşıyorlar. Kulübenin zemini kumdan oluyor, hali vakti yerinde olanlar ise yere hayvan derisi seriyor. Yılda birkaç kez kuraklığa bağlı olarak, su ve otlak bulmak için, yer değiştiriyorlar ve her şey yeniden kuruluyor. Turkanalar, Doğu Afrika’nın en yayılmacı ve en kural tanımaz kabilesi olarak biliniyorlar. Ne sömürge döneminde, ne de günümüzde hiçbir yönetim onları kontrol altına almayı başaramamış.

 
 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1