New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine
New Page 1

 

GİZLİ ZENGİNLİKLER

 
İlk bakışta, Güney Sudan yoksul görünen bir ülke. Fakat, hem yer altı zenginlikleri, hem de verimli toprakları o kadar fazla ki, iyi bir ekonomik örgütlenme ile çehresini kısa sürede değiştirebilir.
 

Henüz 2 yıllık bir bağımsız devlet olan Güney Sudan, şu sıralar olağanüstü gayretler sarf ederek ekonomisini büyütmeye ve sağlam temeller üzerine oturtmaya çalışıyor. Asırlardır ihmal edilmiş ve doğal kaynakları başkaları tarafından yağmalanmış olan bu topraklarda, nereyse sıfır noktasından çağdaş bir ekonomik düzene ulaşmak kolay değil. Ama, Güney Sudanlılar büyük bir azim ve çalışkanlık göstererek bunu başarmayı amaçlıyorlar.

Altyapı sorunu

Bugün için, Güney Sudan ekonomisinin başta gelen sorunu alt yapı yetersizliği. Türkiye’ye yakın bir yüzölçümüne sahip olan ülkede, asfaltlanmış yolların uzunluğu, birkaç ay öncesine kadar sadece 300 km idi. Son aylarda yapılan çalışmalarla, bu rakamın 500 km’yi geçtiği söyleniyor. Bunun dışındaki yolların zemini genellikle toprak. Sadece üç büyük kent olan Juba, Malakal ve Wau’da elektrik şebekesi var ama o da bütün şehri kapsamıyor. Diğer yerlerde insanlar ya kendi jeneratörleriyle aydınlanıyorlar, ya da mum ışığında yaşıyorlar. Su şebekesi ise sadece 5 kentte var, ama sıkça olan kesintilere alışmak lâzım. Diğer yerlerde, kuyu sularını eve taşımak gerekiyor. Ülkedeki okul, hastane, fabrika, vs. gibi eksiklikleri de katınca Güney Sudan’ın ne büyük zorluklarla boğuştuğu ortaya çıkıyor.

Güney Sudan yönetimi bütün bunların farkında ve yol, köprü, havaalanı, su boruları, atık toplama, elektrik üretimi ve dağıtımı gibi konulardaki acil altyapı ihtiyacını gidermeye çalışıyor.

Aslında, petrol ve madenler gibi yer altı zenginliklerine ve çok verimli topraklara sahip olan ülkenin altyapı sorunlarını aşmakta fazla gecikmeyeceği düşünüldüğü için, Güney Sudan yatırımcıları fazlasıyla cezbeden bir yer haline dönüşmüş. Özellikle de, Çin ve ABD yatırımlar konusunda tam bir rekabet halindeler. Ülkede, finans sektörü, telefon ağı, ticaret ve madenler iştahları kabartan konulardan bazıları. Ayrıca, tarım sektöründen tıp alanına, inşaatçılıktan turizme kadar bir çok bakir alan yatırımcılarını bekliyor.

Petrol

Güney Sudan ekonomisinin yüzde 98’i petrole dayanıyor. Bağımsızlık öncesinde, bütün Sudan’ın petrol üretiminin yüzde 80’i Güney Sudan’da elde ediliyor ve boru hattıyla, Kızıl Deniz kıyısındaki “Port Sudan” limanına ulaştırılıyordu. Petrol endüstrisi ve ekipmanlar kuzeyde, en büyük rafineri ise Hartum yakınlarındaydı. Bağımsızlık sonrasında, Sudan, Güney Sudan petrolünün Port Sudan’a akması için para almaya başladı. Ancak, Sudan’ın varil başaına istediği ücreti pahalı bulan Güney Sudan, 2012 yılında üretimini durdurdu.

Bu sorun, iki ülke arasında yapılan müzakereler sonucunda şimdilik aşılmış görünüyor. 16 aylık bir aradan sonra, Geçtiğimiz 5 Mayıs 2013 tarihinde, Yukarı Nil eyaletindeki Paloch petrol tesislerinden boru hattına yeniden petrol pompalanmaya başlandı.

16 ay süreyle petrol gelirinden mahrum kalmak, tabii ki, yeni kurulan Cumhuriyet’i zora sokmuştu. Kırılganlaşan ekonomi enflasyonu yükseltmiş, ekonomik belirsizliğe yol açarak büyük yatırımları da engellemişti. Döviz sıkıntısı yüzünden azalan ithalat, fiyatların artmasına sebep olmuştu. Şimdi, petrol ihracatının ülkeye rahat bir nefes aldırması bekleniyor.

Aslında, petrol konusunda Sudan’a bağımlı olmaktan kurtulmak isteyen Güney Sudan’ın, komşuları Kenya ve Etiyopya ile ortak bir petrol boru hattı projesi de var. Juba rafinerilerinde işlenecek petrolün, Kenya’nın Port Lamu limanına ulaştırılması ve buradan dünyaya ihraç edilmesi öngörülüyor. Yapımına 2013’te başlanması öngörülen toplam 2,000 km uzunluğundaki hattın 22 milyar dolara mal olacağı hesaplanıyor.

Güney Sudan’ın Yukarı Nil, Jonglei, Union eyaletlerinde önemli petrol rezervleri var. Geçmiş yıllarda petrol bulunan bazı kuyular, iç savaş nedeniyle kapatılmış. Şimdi yeniden faaliyete geçmeleri için çaba harcanıyor. Bu konuda, Çin ve ABD firmaları Güney Sudan’a yardımcı oluyorlar.

Tarım

Güney Sudan ekonomisinde büyük yer tutmasa da, ülkenin günlük yaşamında tarımın çok önemli bir yeri var. Aslında, tarım Güney Sudan için büyük bir potansiyel ve yakın bir gelecekte ekonomideki payının hızla artması bekleniyor.

Herşeyden önce, ülke topraklarının yüzde 29’u ormanlardan oluşuyor. Bu ormanlarda, tüm dünyada kaliteli mobilya yapımında kullanılan “maun”, “abanoz” ve “tik” (teak) ağaçlarının, deyim yerindeyse, deposu var. Henüz çok az bir bölümü ihraç edilebiliyor.

Orman alanlarının dışında kalan arazilerin yarıdan fazlası, yani yaklaşık 40 milyon hektarlık bölümü ekilebilir ve verimli topraklar. Buralarda, arpa, buğday, pamuk, susam, şekerkamışı, yer fıstığı, ananas, mango ve “tatlı patates” gibi ürünler yetiştiriliyor. Bazı eyaletlerde pirinç yetiştirmeye uygun alanlar da var.

Hayvancılık her yerde yapılsa da, Bahr el Gazal ve Yukarı Nil bölgelerinde daha yaygın. En çok, sığır besiciliği revaçta. Balıkçılık ise, doğal olarak Nil nehri kıyılarında yapılıyor.

Tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde, ticarî amaçtan ziyade, insanların kendi tüketim ihtiyaçları ön plana çıkmış. İhtiyaç fazlası ürünler pazarlarda satışa çıkarılıyor. Tarım sektöründe biraz ilerleme sağlanırsa, ticarî amaçlı üretim yaygınlaşacak ve fiyatlar ucuzlayacak. Şu anda Güney Sudan’da hayat pahalı. Meyva, sebze gibi ürünler taneyle alınıp satılıyor.

Ekonomi nasıl düzelecek?

Güney Sudan’ın yöneticileri ve bürokrat kadroları, yeni doğmuş ülkelerinin ekonomik kalkınmasını bir an önce sağlayabilmek için, büyük bir heyecanla kollarını sıvayıp işe koyulmuşlar. Ülkeye gelen dış yardımlar da onlara bir hayli destek oluyor. Örneğin, ABD, Avrupa ülkeleri, Dünya Bankası ve BM kaynaklı dış yardımların yaşamsal döngüde ve devletin sağlamlaşmasında temel bir rolü var. Yardımlar öncelikle adalet, eğitim, sağlık, su yönetimi, kentsel kalkınma, tarım ve güvenlik alanlarına yapılıyor. BM Kalkınma Programı’nın Güney Sudan’a 2012-2013 döneminde ayırdığı bütçe 6,4 milyar Dolar.

Krizi aşmak için benimsenen stratejilerde öncelik sosyal ve insani gelişime, çatışmaların ve güvensizliğin önlenmesine dayalı. Hükümet 2013 yılında yoksulluğu azaltmaya, makro-ekonomik istikrarı sağlamaya, vergi toplamayı ve mali yönetimi iyileştirmeye, ayrıca yolsuzluğu önlemeye hedeflenmiş.

Ülkedeki zenginliklerden yararlanmaya başlamak da Güney Sudan ekonomisini hızla büyütecek. Örneğin, ülkede petrol dışında, zengin uranyum, demir, bakır, çinko, krom, tungsten, mika, gümüş ve altın gibi madenler var. Altyapı yetersizliği nedeniyle henüz rasyonel bir biçimde işletilemiyor.

Aynı şekilde, bugün için pek gelir sağlamayan turizm sektörü, yakın gelecekte yepyeni bir umut olarak kendisini gösterecek. Safari yapılabilen milli parkların doğa tutkunlarını cezbetmesi bekleniyor. Henüz turistik altyapı yetersiz ama, bir yandan ülkedeki otel sayısında hızlı bir artış gözlemlenirken, bir yandan da hem safari konusunda, hem de milli parkların korunması konusunda görevlilerin eğitimi sürüyor.

Kısacası, hâlen Güney Sudan’da büyük bir dönüşüm söz konusu. Yoksul ve yıllarca ihmal edilmiş bir ülke, hızla yeniden inşa ediliyor. Petrol tesislerinin bir an önce devreye sokulması çabalarının yanı sıra, petrol dışındaki kaynaklardan yararlanmanın hesapları yapılıyor. Şehircilik çalışmaları ise, Juba’ya odaklanmış halde. Başkentte elektrik şebekesinin kurulması tamamlanmak üzere ve ayrıca her noktada yeni binalar yükseliyor.

Kısa sürede uluslararası yatırımcıların gözdesi haline gelen Güney Sudan’ın hâlen dünyanın en hızlı gelişen ülkesi olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz.

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1