New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine
New Page 1

 

2000 YILLIK HAZİNE
PEÇ

 

Roma İmparatorluğundan bu yana, yaklaşık 2000 yıldır çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan Peç, barındırdığı tarihî eserleri özenle korumuş. Bu tarih hazinesinin içinde Osmanlı eserleri de önemli bir yer tutuyor.

 

 

Peç, Macaristan’ın beşinci büyük şehri. Aslında, 6000 yıl önce bile burada yaşayanlar varmış. Fakat, şehirleşme sürecinin Roma İmparatorluğu döneminde başladığı kabul ediliyor. Peç, ülkenin güneyinde, yemyeşil Mecsek tepelerinin eteklerinde yer alıyor. Burası, yayalara ayrılmış cıvıltılı sokakları, Osmanlıdan kalma kırmızı kiremitli evleri, şehrin yakınlarında üretilen enfes Villanyi şarapları ve çok sayıda bar ve kafesiyle keyifli bir kent. Eski şehri çevreleyen surlar hala ayakta. Tarihî, mimarî yapısı ve doğal güzellikleriyle benzersiz olan bu küçük yeşil şehrin taze nane kokuları içinde keyifle dolaşacağınız pazarlarında aradığınız her şeyi bulmanız mümkün.

Zengin tarih

Kütahya ile kardeş şehir olan Peç, çok renkli bir geçmişe ve zengin tarihî eserlere sahip. Örneğin, erken hristiyanlık dönemine ait nekropolü sıradışı bir hazine ve UNESCO Dünya Mirası Listesinde. Nekropol alanında şapel kalıntıları, mozole ve yeraltı gömütlüğü bulunmuş. Burası, İtalya dışındaki en önemli nekropollerden biri ve fresklerinin Orta Avrupa’da benzeri yok.

Macar Kralı I. Lajos, 1367 yılında Macaristan’ın ilk üniversitesini Peç’de kurmuş, şehri bilim ve öğretim yuvası haline getirmiş. Resmî olarak o okulun mirasçısı olan “Pecs Üniversitesi” de Avrupa’nın en eskilerinden. 15.yüzyılda şehir Rönesans hümanizminin önemli bir merkezi olmuş. Osmanlı döneminde (16.yüzyıl) ise cami, hamam, okul, kapalı çarşı, türbe gibi yapılarla bezenmiş.

Bugünlere kalanlar Şehrin ana meydanı olan “Szechenyi”, etrafını saran yayalara ayrılmış sokaklarıyla insanı resmen gezintiye davet ediyor. Meydana hükmeden Katolik kilisesi Belvarosi Templom, mimarî stili açısından gözümüze hiç de yabancı gelmiyor. Bu çok normal, çünkü burası aslında “Gazi Kasım Paşa Camii”. Bir zamanlar Macaristan’ın en önemli camii iken, Osmanlılar gittikten sonra minareleri yıkılmış ve kiliseye dönüştürülmüş. Yeşil kubbesi, hilalin üzerine yerleştirilmiş haçı, yan yana duran islamî bezemeleri ve hristiyan freskleriyle bu yarı kilise yarı cami gibi görünen tarihî yapı, bugün Peç’in simgelerinden biri ve iki farklı kültürün barışçıl birlikteliğinin canlı bir örneği.

Aynı döneme tarihlenen ve orijinal minaresini koruyan “Yakovalı Hasan Paşa Camii” ise daha küçük bir yapı. Dört köşe bir temel üzerinde yükseliyor ve kubbesi tuğlayla örülü. Köşeli minaresi, üzerindeki ince oluklar nedeniyle narin görünüyor. Rakoczi sokağında yer alan ve Osmanlılardan sonra hastane olarak kullanılan cami en son 2000’li yıllarda restorasyondan geçmiş. Minyatürleri ve Kütahya çinileriyle bugün hem ibadet yeri, hem de Türk-Osmanlı El sanatları Müzesi. Ayakta kalabilmiş diğer Osmanlı eserleri arasında, Rokus Tepesi’nde bulunan İdris Baba Türbesi, Memi PaşaHamamı’nın kalıntıları ve birkaç tane de çeşme bulunuyor.

Kültür kenti

Peç sanatseverler ve müze tutkunları için gerçek bir cennet. Şehrin hayli canlı kültürel bir hayatı, binbir çeşit festivali ve çok sayıda müzesi ve sanat galerisi var. 2010 yılında İstanbul ve Essen ile birlikte Avrupa Kültür Başkenti seçilen Peç, Avrupa’nın en çekici şehirlerinden biri.

Şehrin ünlü meydanı Szechenyi’de, Belediye Sarayı, Belediye sanat galerisinin yer aldığı barok yapı ve göz kamaştıran porselenleriyle Zsolnay Çeşmesi de yer alıyor. Mücevherden farksız olan Zsolnay Çeşmesi şehrin sembollerinden. Yüzeyi seramiklerle süslü olan çeşmenin suyu, renkli boğa başları içinden akıyor. Çeşmenin dört köşesinde ise,

Zsolnay fabrikasının amblemleri ve şehrin armaları var. Zsolnay, Peç’te ağırlığı olan, saygın bir ailenin adı. 1853 yılında Vilmos Zsolnay tarafından kurulan Zsolnay fabrikası, seramikleri, porselenleri ve Ödön Lechner’in imzasını taşıyan çok renkli vernikli kiremitleri ile tanınıyor. Yepyeni bir stil yaratan Lechner, Macar “art nouveau” döneminin en etkileyici mimarı. Kaptalan Sokağı’ndaki Zsolnay Müzesi, halâ aktif olan bu fabrikanın tarihini anlatıyor. Zsolnay porselenleri benzersiz stilleri ve üretim tarzlarıyla ünlü. Kullanılan vernikleme yöntemleri ürünlere hoş bir yanar- döner hava veriyor. Zsolnay’ın bir başka buluşu da soğuğa dayanıklı seramik. Müzenin gotik tarzdaki binası şehrin en eskilerinden, 14.yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor. Zsolnay seramikleri Macaristan’da birçok binanın cephesini ve çatılarını süslüyor; gelin gibi süzülen Peç Merkez Postanesi gibi.

Szechenyi Meydanı’ndan kafe, restoran, pub ve müzelerle dolu Kiraly Caddesi’ne yürüdüğünüzde zarif binalar, mağazalar ve butiklerle karşılaşıyorsunuz. Art-nouveau tarzında yapılmış, göz alıcı bir girişe sahip Otel Palatinus ile alçak ve pastel renkli evlerin arasında, Barok stilin en güzel örneklerinden olan Ulusal Tiyatro’yu görmek lâzım. Ünlü çağdaş ressam Victor Vasarely’in müzeye dönüştürülen evi ve Csontvary Müzesi de burada.

Dört kulesi ve ilginç mavi tavanıyla Dom Meydanı’nda bulunan heybetli Peç Katedrali, şehrin en dikkat çekici yapılarından. 11.yüzyılda yangınla yok olan eski piskoposluk kilisesinin kalıntıları üzerine inşa edilmiş. 14- 15.yüzyıllarda Moğol akınlarından zarar gören kilise, Osmanlı döneminde cami olarak kullanılmış. Uzunca süre kütü bir halde kaldıktan sonra ciddi onarımlar geçiren yapı, Macaristan’da Roma sanatı örneklerinin en güzellerinden sayılıyor. Kossuth Meydanı’nda yer alan, Romantik stilde yapılmış Peç Sinagogu da şehrin önemli yapılarından. İç dekorasyonu Doğu geleneğinden gösterişli süslemeler taşıyor.

Katedral yakınlarındaki Janus Pannonius Sokağı ise asma kilitleriyle meşhur. Yüzlerce asma kilidin takılı olduğu duvarlar, sadakatin göstergesi. Aşık çiftler, aşkları bir ömür sürsün diye, üzerine isimlerini yazdıkları kilitleri duvara asıyorlar.

 

 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1