New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1
 

KÜLTÜR HARMANI

 
Küba’da, bireylerin kökenlerinde bulunan Avrupa, Afrika, Latin Amerika ve Asya kültürleri topluluk içinde harmanlanmış ve bu karı şım Küba’daki her şeye yansımış. Dansın, müziğin, mimarinin ya da edebiyatın yanında, bir arada huzur içinde yaşama becerisi de bir kültür olarak yerleşmiş.
 
Küba’ya göçmen olarak gelenler, ya da köle ticareti sonucunda Afrika'nın değişik bölgelerinden, farklı kavimlerinden sökülüp buralara getirilenler, yanlarında dinlerini, geleneklerini, danslarını, davullarını ama en önemlisi ruhlarını da birlikte getirmişler. Bu zengin karışımın izleri, bugün, müzik olsun, edebiyat olsun, her türlü kültür dalında kendisini hissettiriyor.
 
Bir fiiir Ülkesi
 
Örneğin, edebiyat alanında, tarihle içiçe geçen bir gelişim süreci görülüyor. Yaşananlar somut olarak yazıya dökülmüş: ispanyol egemenliğ inden kurtuluş, Amerikan güdümünde olsa da liberal özelliklere sahip bir cumhuriyet, 30’lu yıllardan devrime kadar uzanan bir dönem, ve devrim sonrası. 1800’lerin başında Küba Edebiyat Akademisi kurulmuş. Kübanın ilk gazetesi olan "Papel Periodico"nun yayımlanış tarihi ise 1700’lerin sonu. Küba’da ispanyol edebiyatının en güzel ve çok eski örneklerini de bulmak mümkün.
 
Edebiyatın özellikle şiir alanında zengin ve nitelikli bir mirası var. Konular ırkçı lık, siyahların entegrasyonu, vatan, aşk, güncel konular, hatıralar, köylülük, özgürlük gibi geniş bir yelpazede yer alıyor. 1930’lu yıllardan itibaren politik, sosyal ve ekonomik sorunlara öncelik verilmeye başlanı- yor. Bir şiir ülkesi olan Küba’nı n büyük şairi Nicolas Guillen, Afrika-Küba folklorüne ve bu harmanın sosyal yanına evrensel bir sanatsal özellik eklemiş. Bir yandan romantizmi, bir yandan militan ruhu yansıtmış. Jose Maria Heredia y Campuzano sürgün acısı çeken ilk şair, denemeler de yazıyor. Modernist akımı açanlar ise Jose Marti ve Julian del Casal.
 
Deneme, roman ve öykü, tiyatro ve şiirden çok sonra girmiş Küba edebiyatına. Ülkenin en ünlü edebi şahsiyeti Jose Marti. Eserleri, hayatı ve devrimciliği onu kahraman yapmış. Alejo Carpentier, Cirilo Villaverde, Miguel Barnet, Jose Lezama Lima, Guillermo Cabrera Infante ve Pablo Armando Fernandez de Küba edebiyatının büyük isimleri.
 
Bu arada, genç Kübalı yazar Rogelio Riveron’un, 2006 yılında istanbul’a geldiğ ini ve dönüşünde yazdı- ğı “istanbul’un Kedileri” isimli eseriyle, Latin Amerika’da çok önemli olan “Rufo Caballero” edebiyat ödülünü kazandığını da hatı rlamak gerek.
 
Oscar Ödüllü “Fresa y Chocolate”
 
Ülkede, ilk sinema projeksiyonu 1897’de Havana’da yapılmış. ilk çevrilen film de aynı yıl, aynı yerde: Bir Fransız, Gabriel Veyre tarafı ndan çekilmiş olan itfaiyeciler üzerine bir belgesel. ilk uzun metrajlı filmler, mevcut olan yabancı filmlerin adaptasyonu. Önemli ilk filmlerden biri olan El Capitan Mambi (1914), Küba bağımszlık savaşını anlatıyor.
 
Devrimle birlikte Küba Sanat ve Film Endüstrisi Enstitüsü kurulmuş. 70’lerde ülkeye hakim olan ideolojik boyut ve kurumsallaşma çabaları iyi filmlerin yapılmasına ve bu çabaların filmlere de yansı masına sebep olmuş. “Teresa’s Portrait” (Teresa’nın Portresi) ve “Maisinicu’s Man” (Maisinicu’nun Adamı) bu dönemin en iyi örnekleri. 1990’larda ise ekonomik krizler, yabancı ortak yapımcı arayışlarını başlatmış.
 
Oscar ödüllü bir ortak yapım olan “Fresa y Chocolate” (Çilek ve Çikolata), eleştirel bir film. Tomas Gutierrez Alea’nın eseri. Alea, Küba ve Latin Amerika sinemasının önde gelen simalarından biri. Fresa y Chocolate, heteroseksüel bir erkekle bir eşcinselin karşılaşmasını anlatıyor; toplumunun eşcinseller karşısındaki ayrımcı tutumunu eleştiriyor. Humberto Solas ise, bir başka önemli sinemacı, bir çok filminde Küba kadınlarını işliyor, kadınlara yönelik ayrımcılığı, cinsiyetçiliği ve erkek maçoluğunun teşvik edilmesini eleştiriyor.
 
Küba sineması kısa metrajlı filmlerle de çok ilgili. Zaten oldukça yaygın, çünkü hükümet çok sayıda kısa film üretiyor. Tarihi belgeseller okulda eğitim için kullanılıyor. Çizgi filmler pek seviliyor. Juan Padron, en ünlü çizgi film yapımcısı. Biraz da politik yapının getirisiyle Latin ülkelerine özgü aşk son dönemde ilgi çekiyor. “Sabun köpüğü” dizilerin seveni pek çok, Brezilya-Venezuela yapımı diziler oldukça popüler. Ve her yıl Aralık ayında, kıtada hayli rağbet gören Havana Latin- Amerika Sineması Festivali yapılıyor.
 
Nadir Eserler
 
Havana’da Güzel Sanatlar Akademisini 18.yy’da kuran Jean-Baptiste Vermay, bir Fransız ressam. Plastik sanatları n Küba kültür ve sanatında önemli bir yeri var. Sayısı pek fazla olmayan kadın ressamlardan Maria Alvarez Rios, sömürge geçmişini anlatıp geleneklerin yergisini yansıtmış. Çok sayıda Kübalı ressam arasında en tanınmış olanı Wilfredo Lam, Paris’te, 1982 yılında ölmüş. Çağdaş ressam Raul Mendive, dünyaca tanınmış biri. Felix Gonzales Tores’in eserleri ise New York sanat galerilerinde bir servete satı- lıyor.
 
Bu arada Havana Güzel sanatlar müzesinde Goya, Rubens, Velazquez, Turner, Canaletto, Carlos Estevez, Portocarrero ve Wilfredo Lam gibi ressamların tabloları, ulusal sanatı yansıtan yaklaşık 1200 resim, heykel, gravür ve desen sergileniyor. Bunlar Latin Amerika’nın en önemli koleksiyonları.
 
Tiyatro ve Devlet Desteği
 
Küba’da tiyatro, ispanyolları n gelişiyle ve kültürlerini buralara taşımasıyla, 16.yy’ da, öncelikle Santiago de Cuba bölgesinde gelişmiş.. Resmi olarak Küba tiyatrosu, 1700’lerin sonunda Francisco Covarrubias ile doğmuş. 19.yy modern bir romantizm, lirizm, yenilikçi tarz getirmiş, sosyal sorunlar, şeker endüstrisinin getirdiği yıkımlar, dramlar, ırkçılık, sömürgecilik anlatılmış. Siyahlar tarafından hayata geçirilen sokak tiyatroları da var. ilk tiyatro gösterimi 1733 tarihli, Don Santiago de Pita tarafı ndan yazılmış bir eser: "El Principe Jardinero y Fingido Cloridano". Havana’da ilk tiyatro ise, "Teatro Principal". 1776’da açılmış.
 
Tiyatro, ekonomik ve sosyal koşullardan çok etkilenen dallardan biri, çünkü devletin yaptığı ekonomik ve teknik yardımlar gelişmesinde önemli rol oynamış. Devrimden önce gösteriler küçük salonlarda, belli günlerde yapılırken devrimle gündelik hale gelmiş, kırsal alana yayılmı ş. Eski binalar onarılmış, sinemalar sahneye dönüştürülmüş. Belli akımlar haricinde, dans, müzikaller, folklor, kukla ve devrimci temalar da tiyatro unsuru olarak kullanılmış.

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1