New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

PABLO ARMANDO
FERNANDEZ:
“ÖZGÜRLÜĞE DEĞİL
SORUMLULUĞA İNANIRIM”

 
“Herhangi birinin yaşayabileceği en iyi hayatı yaşadım. Beş kıtada bulundum. Çok güzel, müşfik ve yüce gönüllü insanlarla tanıştım. Ve şimdi de Türkiye’deyim, bir rüyam gerçekleşti.”
 
Yukarıdaki sözler, bir kültürel gezi vesilesiyle geçenlerde Türkiye’yi ziyaret eden, ünlü Küba’lı şair Pablo Armando Fernandez ‘e ait. 1930’da, Batı Küba’daki Delicias’da doğan Pablo Armando Fernandez, henüz 15 yaşı nda bir öğrenciyken New York’a taşınmış ve 1959’daki devrime kadar orada yaşamış. Ülkesine döndüğünde edebiyat editörü olarak çalışan şairin, Nazım Hikmet’le tanışması da bu döneme rastlıyor. Pablo Armando Fernandez’in çalışmaları yakın bir geçmişte “El sueno, la razon?” (Rüya, neden? ) başlığı altında toplanmış bulunuyor. Kendisi, bugün Küba’da kısaca “El Poeta” (fiair) olarak anılıyor. Aşağıda Ankara’daki görüşmemizden aktarılan alıntılar edebiyat, siyaset ve hayata son derece özgün yaklaşı mları olan çok tipik bir Kübalı şair ve hayalperestin yaşadığı bazı zaman kesitlerini kapsamaktadır.
 
DİPLOMAT ATLAS: Türkiye ziyaretiniz nasıl gidiyor?
 
PABLO ARMANDO FERNANDEZ: Çocukken Carruso’nun söylediği bir şarkıyı duyardım. şarkının ismi “Constantinople”du ve bu şarkıyı çok seviyordum. “Constantinople” denen yerle ilişkim böyle başladı. Sonra bir gün, orasının İstanbul olduğunu öğ- rendim. Bu ülkeyle her zaman duygusal bağlantılarım oldu ama daha önce hiç ziyaret etmemiştim. fiimdi bu bir rüyanın gerçekleşmesi gibi. İşte şimdi burada, Ankara’dayım. Izmir’de şiire ve devrime adanan güzel bir olayda yer aldım. Yarın da İstanbul’da olacağım.
 
DİPLOMAT ATLAS: Nasıl şair oldunuz?
 
PABLO ARMANDO FERNANDEZ: Okuduğum ilk kitap “Wuthering Heights” idi. Kitabın hem İspanyolcası- nı, hem de İngilizce versiyonunu okudum. Sanki bana “Sefahata çok fazla önem verme; her zaman acı çekenlerin sesini dinle” der gibiydi. Sonra, 15 yaşındayken, New York’a gittim. O sıralar “Gestures” adını verdiğ im bir şeyler yazıyordum. Ve bir gün “The Heart is a Lonely Hunter”, “Members of the Wedding”, “The Ballad of the Sad Café” gibi kitapları n yazarı olan Amerikalı Carson McCullers ile tanıştım. Bir gün onu görmeye gittiğimde, benim “Gestures” adlı yazılarımı okuyordu ve dedi ki: “Bunlar şiir”. fiaşırmıştım. fiiir hakkında çok şey biliyordum. En büyük ağabeyim bir şair. Cumartesileri evde şiir okunurdu. Bu yüzden kendisiyle bir süre tartıştım. Ama onun evinden ayrıldığımda kafam karışmı ştı. Bana göre “Gestures” şiir de- ğildi. Yine de bir şiir yazdım. Ve ilk şiirimi İngilizce değil, İspanyolca yazdım. Sonra da devam ettim.
 
DİPLOMAT ATLAS: Siyasi görüşünüz şiirlerinizi ya da şiirleriniz siyasi görüşlerinizi nasıl etkiledi?
 
PABLO ARMANDO FERNANDEZ: Ben politik bir insanın çünkü ben bir insanım. Herhangi bir partiye ya da belirli bir dinsel mezhebe bağlı değilim. Hiçbir dogmayı izleyemem. İnsanlığı sevdikleri, ona saygı gösterdikleri ve onu savundukları sürece, ne olursa olsun, başkalarının inançları nı kabul ederim. Ancak benim de başkalarını sevmekle ve onları korumakla ilgili inançlarım var. Özgürlü- ğe inanmam ve onu istemem. Ben sorumluluğ a inanırım. fiair olduğum zaman da kendimi kelimelere karşı sorumlu hissettim. Bu da politik bir nitelik olsa gerek.
 
DİPLOMAT ATLAS: Devrim sizin için ne anlama geliyor?
 
PABLO ARMANDO FERNANDEZ: Devrim benim için yapılmadı. Ama devrim üç romanımı, peri masalları kitabımı, 1959’dan itibaren yazdığım şiirlerimi ve denemeler kitabımı yayı nlamaya olanak sağladı. Artık tüm dünyayı gezebiliyordum ve Küba tarihi varlığımın önemli bir parçası haline gelmişti. Ben şoven biri değilim. Amerika Birleşik Devletleri’ni seviyorum. En yakın arkadaşlarım Kuzey Amerikalıdır. Ancak dünyadaki bu en güçlü imparatorluk 50 yıldır bizi yıkmaya çalışıyor ve giderek geri adım atıyor. Bizim iki güçlü silahı- mız var: sağlık ve eğitim.
 
DİPLOMAT ATLAS: Sizce Küba neden bu kadar çok yaratıcı insan üretti?
 
PABLO ARMANDO FERNANDEZ: Çünkü bir yüze, bir sese ihtiyacımız vardı: Küba Asyalı, Afrikalı ve Avrupalı ların çok karışmış olduğu bir ülke. Alejo Carpentier’i düşünün, tüm Latin Amerika’da birçok önemli yazar Alejo’nun kendilerinin üstadı olduğ unu iddia eder. Ama Alejo bir Fransız ve bir Rus anne babanın çocuğ uydu, ve Fransa’da eğitim görmüştü... Üç kültürden ve üç kıtadan gelen insanlar bize büyük sanatçılar verdiler.
 
DİPLOMAT ATLAS: İşiniz nedeniyle dünyayı geziyorsunuz. Tercümeler konusunda ne hissediyorsunuz?
 
PABLO ARMANDO FERNANDEZ: Avustralya, Sidney’de, John Brotherton adında biri hayatının onbeş yılını benim şiirlerimi tercüme ederek geçirdi. Eskiden kendisi de şiirler yazı- yormuş, ama sonra benim bir kitabı- mı okumuş ve kendi kendine demiş ki: “Bu benim!” ve kendini benim şiirlerimi tercüme etmeye adamış. Onunla çok yakınlaştık... Yine de tercüme, tercümedir. Bir dildeki kelimeler diğerindekiyle aynı değil... Dante’nin de söylediği gibi, her çevirmen bir haindir... Çalışmalarım, okuyamayacağı m kadar çok dilde yayımlandı. İsrail’deyken bana bir şiirimin tercümesini gösterdiler, güldüm ve dedim ki söylemeseydiniz ne olduğunu asla anlamazdım.
 
DİPLOMAT ATLAS: Nazım Hikmet’e dair neler hatırlıyorsunuz?
 
PABLO ARMANDO FERNANDEZ: Guillermo Cabrera Infante ile birlikte üç yıl boyunca, tüm kıtadaki en önemli edebiyat eki olan “Lunes de Revolucion”u (Devrimin Pazartesileri) yayınladık. 1960 yılında Pablo Neruda’yı Küba’ya getirmiştik. 1961’de de Nazım Hikmet geldi. fiiirlerinin tercümeleri elimizde zaten bulunuyordu ve kişisel deneyimlerinden haberdardık. Benim yaptığım bir televizyon programı vardı. Programda çok büyük bir Kübalı aktris onun şiirlerini okudu, sonra da kendisiyle şiirleri hakkında konuştuk. Bu benim için bugün de güzel bir anı olmaya devam ediyor.  
 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1