New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

PAYLAŞILAMAYAN ŞEHİR
SİVASTOPOL
 
Kırım Yarımadası'nın güneybatı sında oldukça stratejik bir nokta olan Sivastopol, 380 bin nüfuslu tarihi, ticari ve askeri bir liman. şehrin Türkçe adı “Akyar”. Zengin tarihi geçmişi, güzel ve bakımlı plajları ile turist akınına uğrayan bir şehir olmanın yanında, sanayinin de güçlü olduğu bir kent.
 
Kırım Savaşında en kanlı çatışmalar şehrin güneyinde yaşanmış. Kuşatma öncesinde, düzgün imarlı, 43 bin nüfuslu bir şehirken, kuşatmadan sonra ayakta sadece 14 binanın kaldığı söyleniyor. Yavaş yavaş toparlanan Sivastopol, II.Dünya Savaşında ağır bir tahribat daha yaşamış. Eskiden "Askeri bölge" ve "yasak şehir" olduğu için özel izinle girilebilen Sivastopol, 1996’dan itibaren turistlere açılmış. Yılda ortalama 500 bin turist ağırlıyor.
 
Bir açık hava müzesi
 
Sivastopol müzeler ve anıtlar şehri, hatta bir açık hava müzesi. 1800'ün üzerinde anıt esere sahip. Kırım Savaşı nı anlatan pek çok tarihi eser şehrin çeşitli yerlerinde sergileniyor. İçlerinde en önemlisi Panorama (Sivastopol Savunması Panoraması).
 
1888 tarihli klasik tasarımlı Vladimirski katedrali ve Sanat Müzesi turistlerin ilgi odağı. III. Aleksander Camii ise bugün de faal durumda olan tek cami. Rus Çarı III. Aleksander tarafından Buhara Emiri'nin gönderdiği paralarla yaptırılmış. Aziz Nikola mabedi, Lenin caddesi, Primorski bulvarı, Matrosski bulvarı ve Nakhimov meydanı görülmesi gereken yerlerden.
 
Kentte bir de Türk fiehitliği var. 2004 yılında, Kırım savaşının 150.yılında açılmış, Akmescit yolunda. Sivastopol’a Akmescit yönünden gelindiğinde, Kırım'ın Ruslar tarafından ele geçirilişinin 200.yılı anısına 1983 yılında inşa edilen kocaman bir takın altından geçilerek giriliyor.
 
İnkerman, kentin hemen yanında 13 bin nüfuslu bir kasaba. Kale harabeleri ve altında kayalara oyularak yapılmış mağaralarla Aziz Kliment adına yapılmış bir mağara manastır var. fiehrin Türkçe adı olan “İnşehri” de bu mağaradan geliyor. Yüksek, sağlam duvarlı, altı kuleli kalesi dışındaki hamamlı, mescitli, saraylı müslüman mahallesinden bugüne sadece bir çeşme ulaşabilmiş.
 
Balaklava ise kentin güneydoğusunda, küçük bir körfezin her iki yakası nda kurulmuş antik bir liman. isminin Türkçe "Balıklı Ova" dan geldiği söyleniyor. Evliya Çelebi’ye göre balığı bol bir yermiş. Balaklava, SSCB döneminde denizaltı üssüymüş. Dağların içine denizden gizli bir tünel ile girilebilen bir denizaltı fabrikası da inşa edilmiş. Balaklava'ya girebilmek için hala özel izin gerekiyor.

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

 

New Page 1