New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

DALMAÇYA’NIN MERKEZİ SPLİT

 

“Hırvatistan’ın ikinci büyük şehri ve Dalmaçya bölgesinin merkezi olan Split Adriyatik Denizi’nin doğusunda küçük bir yarımada üzerinde yer alıyor.”

Split, Hırvatistan adalarına ulaşımı sağlayan büyük bir liman kenti olmanın yanı sıra, bir sanayi, turizm ve kültür şehri. Canlı barları, cafe’leri, hediyelik eşya satan mağazaları, kesme taştan şirin evleri, arnavut kaldırımı döşenmiş, cıvıl cıvıl, lavanta kokulu daracık sokakları var. Gerili çamaşır iplerinden sarkan çamaşırlar, koşuşturan çocuklar, herbir köşede karşınıza çıkan kediler, bazen kırık dökük bir balkon ya da pencere.. Yaşam ritmindeki tatlılık ve sıcaklık baştan çıkarıcı.
 
Yaz ayları kültürel etkinlikler anlamında daha hareketli. Split Yaz Festivali, Temmuz’un ortasından itibaren bir ay boyunca şehri tiyatro, opera ve klasik müzikle buluşturuyor. Yakın çevresindeki turistik adalar Split’e farklı özellikler kazandırmış. Pek çok kişi Split’e Hvar, Brac, Korcula gibi tatil adalarına gitmek için de geliyor. Dalmaçya adalarına başlıca hareket noktası Split. Şehir, Roma döneminde
 
Diokles Sarayı etrafında şekillenmiş. 1700 yaşındaki saray ve Saint-Domnius katedrali ile Split Dünya Kültür Mirası listesinde. Diokles Sarayı, Split’in kurucusu, Dalmaçya kökenli Roma İmparatoru Diokles (245-313), tarafından yaptırılmış. Surlarla çevrili sarayda mesken olarak kullanılan binalar dışında, hamam, kütüphane, Jupiter
 
tapınağı ve kışla da var. Tamamı 39 000 m², yani yaklaşık 8 futbol sahası büyüklüğünde ve denize bakan kısmı, limana açılıyor. Bir zamanlar gemiler doğrudan buraya yanaşırmış.
 
Sarayın her cephesinde bir kapı var: Altın, Gümüş, Demir ve Bronz kapılar. Kraliyet mensuplarının yaşadığı kısmın girişi, eskiden mermer ve mozaiklerle süslü olan harikulade bir kubbe ile kaplı.
 
Diokles sarayının yapımı sırasında İmparator hiçbir masraftan kaçınmamış. Mermerler Yunanistan ve İtalya’dan gelmiş, sütunlar ve sfenksler de Mısır’dan. Saray, bugün, dünyanın en büyük Roma dönemi yapılarından. Ama, bir yandan da şehrin doğal bir parçası haline gelmiş. Artık, mağazalar, cafe’ler, restoranlar ve işyerleri ile 3 bin kişiyi barındırıyor bünyesinde. Yapımından bu güne kadar geçen süre içinde şehir sakinleri her bir köşesini kullanılır hale getirmiş.
 
Diokles Sarayı bünyesinde yer alan Saint-Domnius katedrali, Halen Avrupa’da kullanılmakta olan en eski Hristiyan Katedrali olma özelliğini taşıyor. Aslında Roma İmparatoru Diokles’in mozolesi. İlk yapıldığı sekizgen biçimini korumuş. Roma etkisi ve hristiyan süslemeleri taşıyan melez bir yapı. Çan kulesi 13.yüzyılda yapılmış. Kuleye tırmanıp yukarıdan Split’in muhteşem manzarası izlenebilir. Altlıkta ise, iki harika aslan ve siyah granitten Mısır sfenksi var. Zarif oymalı ana giriş kapısı da çok güzel. İsa’nın hayatını ve acılarını temsil eden 1214 tarihli ahşap heykellerin inceliği dikkat çekici.
 
Küçük bir gezinti
 
Şehir merkezini gezmeye, Brace Radic meydanından başlamakta fayda var. Güney tarafı 15.yüzyıl kuleleri ile çevrili. Tam karşıda ise barok bir yapı olan Milesi Sarayı var. Meydanın ortasına Ivan Mestrovic’in yaptığı bir heykel yerleştirilmiş: Şair Marko Marulic’in heykeli. Sonra Maruliceva sokağı; bir başka meydana, Narodni meydanına açılıyor. Narodni, Orta çağla 20.yy arasında yaşayan farklı mimari akımların şovu gibi. Örneğin 15.yy’a tarihlenmiş üçlü kemerli bir binaya 19.yy’da eklenmiş bir kat, hayran bırakıyor insanı.
 
Narodni meydanından Bosanska sokağına dalıp sağa dönünce karşımıza hayranlık uyandıran Arnir kilisesi çıkıyor. Biraz daha ileride de Hırvat kilisesinin kahramanı Grgur Ninski’nin heykeli var.
 
Split’teki 3 tarihi müzeden biri Split’in öncüsü Salona kolonisine ait. Bir diğeri Hırvat Orta Çağını yansıtıyor, üçüncüsü ise, Etnoğrafya Müzesi; fotoğraflar ve geleneksel kıyafetler yoluyla Splitlilerin geçmişini anlatıyor.
 
Müzelerin en güzeli ise, Mestrovic Galerisi: Ünlü Hırvat sanatçı Ivan Mestrovic, 1931–1939 yıllarında bu evde yaşamış. Heykellerinin çoğu gibi sahibi olduğu bu binayı da Hırvatistan’a bağışlamış. Heykellerinde kullandığı malzemeler taş, tahta ve bronz.
 
Marjan tepesi, şehrin batısında, 178 m yükseklikte, bugün park-orman. Mons Kyrieleison adıyla da anılıyor. Deniz kıyısında Deniz Bilimleri Enstitüsü var. Tepede de Doğal Tarih Müzesi. Kıyıdan tepeye tırmanan merdivenlerden Split’i en güzel haliyle seyretmek mümkün. Ama en keyiflisi, Riva denilen sahil şeridi boyunca palmiye ağaçlarının gölgesindeki cafelerde soğuk bir şeyler yudumlamak. Artık kiraz likörü mü olur (Maraskino), soğuk bir Hırvat birası mı olur (Karlovacko ya da Ozujsko), siz karar verin..
 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1