New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

DRAVA NEHRİNİN KAVŞAK NOKTASI
OSİJEK
 
 
“Doğu Hırvatistan’ın en büyük kenti olan Osijek, taşıdığı önemi Drava nehrinin kavşak noktasında bir “köprü” gibi konuşlanmış olmasına borçlu. Geniş bir bölgenin bütün ulaşım yolları Osijek’te kesişiyor.”
 
Osijek, Hırvatistan’ın doğusundaki Slavonya bölgesinin merkezi. Roma İmparatorluğu döneminde kurulmuş. Bugün, 120 000’e yaklaşan nüfusuyla ülkenin dördüncü büyük şehri. Macaristan sınırına 30, Sırbistan sınırına 20 km uzaklıkta. Drava nehri kıyısında yer alan kent, nehir taşımacılığı açısından da önemli bir liman konumunda bulunuyor. Şehirde yaşayanların çoğunluğunu katolik Hırvatlar oluşturuyor (% 86.5). Diğer etnik gruplar ise: Arnavutlar, Boşnaklar, Karadağlılar, Macarlar, Çingeneler ve Sırplar. Halkın yüzde 8’i Ortodoks, yüzde 1’i de müslüman.
 
Osijek 1526-1687 arasında Osmanlı İmparatorluğu sınırları içindeymiş. O zamanki Türkçe adı da: “Ösek”. 1566 yılında, Kanuni Sultan Süleyman, Osijek’ten, Evliya Çelebi’nin “önemli bir ticaret merkezi” diye bahsettiği Darda kasabasına kadar uzanan sulak arazi üzerine 8 km.lik bir tahta köprü yaptırmış. Köprü, dünya harikalarından biri olarak tanınıyormuş. Bu ilginç köprü 1664 yılında yakılarak imha edilmiş.
 
Görülmesi gerekenler 1687’den sonra, Osijek, Avusturya’ya dahil olmuş. Kentin “Yukarı şehir” diye adlandırılan bölümü ve özellikle de parklar bugün de Avusturya-Macaristan izlerini taşıyor. Bu sevimli şehrin ilgi çekici yerleri şöyle sıralanabilir:
 
 
Tvrđa: Barok mimarinin tipik bir örneği, Osijek’in en burjuva mahallesi. Avrupa Caddesi, Yukarı şehri kaleye bağlıyor. Yol boyunca, 20.yüzyıl başındaki zengin tüccarlara ait, çok abartılı cepheleri olan binalar sağlı sollu sıralanıyor, art nouveau ya da neo–rönesans stilde kemerli balkonları, seramikleri ve sütunlarıyla..
 
Kral Petar Kresimir IV parkı: 1935’te Fransa’nın desteği ile kurulmuş. Her mevsim çok cazip. Zira ağaçlar, bütün yıl yeşil kalacaklardan seçilmiş. Egzotik bitkiler binbir renkte çiçekleri ile bahar havası veriyor parka.
 
Kral Tomislav parkı: Büyük bir park, Drava nehri kıyısında, İngiliz ve Fransız stilinde. Albay parkı olarak da anılıyor. Kalenin garnizon komutanı olan Avusturyalı bir
 
subayın isteği üzerine yapılmış. Hırvat krallığının kurulmasının bininci yılı anısına 1925’te bir ihlamur ağacı dikilmiş. Parktan, iki zarif çanı olan Saint-Michel kilisesi istikametinde yüründüğünde yol kaleye gidiyor, yani eski şehrin kalbine.
 
Kale: Kalenin askeri ve sivil binaları, 1712-1721 arasında mimar Maximilien Gosseau d‘Heneff tarafından yapılmış. Hala hayranlık uyandıran bir bütünlük ve uyum içinde. Barok tarzı Avusturya stili kalenin içinde bugün saraylar, cafeler, restoranlar, galeriler, daracık sokaklardaki binalar ve küçük meydanlar yer alıyor. Ana meydanda da kültürel etkinlikler düzenleniyor.
 
Ste-Trinite meydanı: Kare şeklindeki bu devasa meydan, askeri amaçlı bir sitenin tam orta yerinde, talimhane gibi. Barok stilde kocaman kolonları, sokak fenerleri, çeşmeleri, karargahı ve nöbetçi kulesinin kemerleri ile göz alıcı bir tablo oluşturuyor.
 
Slavonya müzesi: Çok değişik koleksiyonlar sergileniyor. Madenlerden arkeolojiye, etnolojik objelerden sikke ve madalyalara, kostümlerden vitraylara, mobilyalara dek. Müzede Slavonya’nın geleneksel hayatına dair her şeyi bulmak mümkün.
 
Kopacki Rit Doğal parkı: Drava ve Tuna’nın sularından doğan ve Avrupa’nın en büyük bataklık alanı olan bu doğal parkı dünyanın her yanından gelen turistler ve bilim adamları ziyaret ediyor. Park, göç zamanı yaklaşık 260 türden 70 bin kuşu barındırıyor. Orman, özellikle sonbaharda çeşit çeşit ağaçların en güzel renkleriyle baştan çıkarıcı bir hale bürünüyor.
 
St-Barthelemy kilisesi: Roma dönemi bu kilisenin etrafı, 13.yy’a tarihlenen küçük bir mezarlıkla çevrili. Sonradan barok tarzda değişime uğramış. Ön tarafta gözetleme kulesi de var.
 
St-Pierre katedrali: 1866- 1882 yılları arasında, çalışmaları yakından takip eden piskopos Josip Juraj Strossmayer’in isteği üzerine yapılmış. Tuğladan, devasa bir Neo-Roma yapısı. İki çanı 84 m yükseklikte. Anıtsal bir cephesi olsa da zarif bir mihrabı var. Katedralin iç kısmı üç sahınlı, 74 m genişliğinde, 27 m yüksekliğinde. 52 metrelik de bir çapraz sahına sahip.
 
Şato: Bir tepeye kurulmuş 15.yy tarihli bu şato, heybetli yapısı ile Macaristan’ın en güneyindeki şehre hakim. Girişte eski bir iner kalkar köprü var, mazgal delikleri tarafından korunan bir avluya giriliyor. İçerde gotik bir küçük kilise de var. Şövalyeler salonu, hapishane, işkence odası ve işkence aletleri görülmeye değer.
 
Osijek’te her yıl mayıs ayında “Tambura Müzik Festivali” yapılıyor. Festivale Hırvatistan’ın bütün orkestraları katılıyor. Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında da yaz geceleri festivali düzenleniyor. Açık havada bir dizi eğlence ve kültürel aktivite gerçekleştiriliyor. Drava kıyısında her türlü su sporu yapılıyor. Bölge kara ve balık avcılığı için de ideal.
 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1