New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1
 

KÜLTÜR GÜNLÜK YAŞAMIN PARÇASI

 
Belarus’un, Polotsk Prensliği dönemine dek uzanan zengin bir kültürel geçmişi var. Örneğin mimari anıtlar ülkenin her yerinde dikkat çekiyor. Sanat eserleri, özellikle 19 ve 20.yüzyıllarda inanılmaz bir gelişmişlik ve çeşitlilik kazanmış.
 
Belarus’lular, yüzyıllar boyunca zengin ve özgün bir kültürel birikim oluşturmuşlar. Ülkedeki anıt-yapıların sayısı 15 000’i aşıyor. Mimari eserlerin yanında, müzelerde sergilenen sanat eserleri ve kitap koleksiyonları da Belarus’un tarihi ve kültürel zenginliğinin ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Zaten, Nesvij kentinde bulunan Radzivil konağı, Grodno’daki Mir Şatosu ve “Struve Jeodetik Yayı” Unesco’nun Dünya Mirası Listesinde yer alıyor. “Struve Jeodetik Yayı”, Alman astronomi bilgini Frederich George Wilhelm Struve’nin, 19. yüzyılda, dünyanın gerçek boyutlarını ölçebilmek için, Norveç’in kuzeyinden Karadeniz’e kadar uzanan bir hat üzerine belli aralıklarla yerleştirdiği işaret kolonlarından oluşuyor. Bu hat üzerinde bugün tam 10 ülke yer alıyor.
 
Güzel sanatlar
 
Belarus’ta oldukça dinamik ve çeşitlilik gösteren bir sanat yaşamı var. Sergiler halk için bir çekim merkezi gibi. Özellikle, yabancı sanatçılarla ortaklaşa düzenlenen karma sergiler çok rağbet görüyor. Ayrıca festivaller de ülkedeki kültür yaşamına katkı sağlıyor. Özellikle, her yıl Temmuz ayında Vitebsk’te düzenlenen “Slavianski Bazaar” isimli festival, 13 yıl önce sadece bir müzik festivali olarak başlamışken, bugün Uluslararası bir Sanat Festivali haline dönüşmüş.
 
Tarih boyunca bazı şehirlerinm sanatsal ve kültürel açıdan öne çıktığı görülüyor. Örneğin Vitebsk, 20.yüzyıl başına kadar ülkenin sanat ve kültür beşiği olmuş. Ustalarından birinin de Marc Chagall olduğu Vitebsk sanat okulu, bir zamanların çok ayrıcalıklı ve aktif bir sanat merkeziymiş. Belarus’un tek ünlü ressamı Chagall degil tabii ki. Günümüzde, Mihail Savitski, Gavriil Vaşçenko, Leonid Şkemelyof, Victor Alşevski ve Valery Şkarubo gibi ressamlar Belarus sanat dünyasına katkıda bulunuyorlar. Minsk’in merkezinde bulunan “Belarus Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi” Belaruslu sanatçıların eserlerinin yanında, Rusya başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinden gelen değerli sanat ürünlerini barındırıyor. Belarus’un diğer kentlerindeki müzelerde de çok değerli eserlerle karşılaşmak mümkün.
 
Büyüleyici danslar
 
Belarus müziği karma bir yapıya sahip; Ortaçağın ortodoks dini ezgilerinden Litvanya folkloruna, Ukrayna ve Rus müziğine uzanan geniş bir yelpazesi var. Ülkede 16.yüzyıla kadar dini müzikler ağırlıkta olmuş. Minsk konservatuarı 19.yüzyılda açılsa da, kaydadeğer bestecileri 20.yüzyılda görüyoruz. Dmitri Smolski, Genrik Vagner, Galina Gorelova ve Oleg Kodosko çağımızın en önemli Belaruslu bestecileri. Tiyatro alanında, Belaruslular genellikle evrensel tiyatro tarzı ile kendi ulusal tiyatro geleneklerini bir araya getiriyorlar. Ülkede devlete ait 28 tiyatro var. Bu tiyatrolar sık sık yurtiçi ya da yurtdışı turnelere çıkıyorlar, uluslararası festivallere katılıyorlar. Elbette Belarus’ta da festivaller düzenleniyor. Örneğin, Brest kentinde yapılan “Belaya Vezha” (Beyaz kule) festivaline 25 ülkeden tiyatrolar katılıyor.
 
Belarus’ta bale sanatı da hayli popüler. Ulusal Akademik Bolşoy Bale Tiyatrosu ülkenin en ünlü bale topluluğu. SSCB döneminde, 1959’da kurulmuş. Devlet Halk Sanatçısı unvanı taşıyan Valentin Dudkevic, 23 yıldır topluluğun sanat yönetmenliğini yapıyor. Ünlü koreograf Valentin Yelizaryev de topluluğun uluslararası şöhret yapmasında önemli rol oynamış. Çok ünlü sanatçıların bulunduğu grubun tüm dünyada sergilediği gösteriler hayranlık uyandırıyor. Topluluk, 1995 yılında, ünlü Belaruslu besteci Andrei Mdivani’nin “Tutkular” adlı eseriyle, Unesco’ya bağlı “Uluslararası Dans Derneği” nin en iyi koreografi ödülünü kazanmış.
 
Kupala ve Kolas
 
2007 yılında, Belarus’un en popüler iki şairi olan Yanka Kupala ve Yakub Kolas’ın 125. doğum yıldönümleri bütün ülkede çeşitli kültür gösterileriyle kutlanmıştı. Açilan bir çok serginin yanında, bilimsel konferanslar, konserler ve sanat şenlikleri düzenlenmişti. Hatta, etkinliklere komşu Polonya, Litvanya ve Ukrayna da katılmışlardı.
 
Yanka Kupala, Belarus edebiyatının öncülerinden biri olarak kabul ediliyor. Kupala, 1882 yılında, topraksız bir köylü ailesinin çocuğu olarak, Minsk yakınlarındaki Vizinka’da doğmuş. “Köylü” başlıklı ilk şiiri 1905 yılında, bir gazetede yayınlanmış. Daha sonra, bir süre Vilnius ve St. Petersburg’da yaşayan Kupala’nın, 1910’lu yıllarda Maksim Gorki’den etkilendiği biliniyor. 1917 Ekim Devriminden sonra “Enternasyonal” marşını Belarusçaya çevirmiş olmasına rağmen, Sovyet karşıtı gruplarla bağlantı kurduğu gerekçesiyle, 1927’de Çekoslovakya’ya sürgün edilmiş. 1941 yılında ise “Lenin Nişanı” ile ödüllendirilmiş. Aynı yıl, Belarus’un Nazi işgaline uğramasının ardından, sağlığı da bozuk olduğu için, Moskova’ya taşınmış ve 1942’de orada ölmüş. Kupala, Sovyet dönemindeki Belarus kültürünün bir sembolü olarak tanınıyor. Minsk’te 1945’de eşi tarafından kurulmuş bir müzesi var. 1978’de de, Grodno kentinde “Yanka Kupala Devlet Üniversitesi” kurulmuş.
 
Kupala gibi, Yakup Kolas da 1882 yılında ve topraksız bir köylü ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Çocukluğu ormanlık kırsal alanda geçmiş. 1902 yılında, Pedagoji eğitimini tamamlamış ve öğretmen olmuş. 20. yüzyılın başlarında, Çarlık Rusya’sında esen devrim rüzgarları Kolas’ı da eylemlere itince, 1908’de 3 yıllık bir hapis cezasına çarptırılmış. Kendisi daha hapisteyken, ilk şiir kitabı olan “Hapishane Türküleri” yayınlanmış. Birinci Dünya Savaşında askere alınan Kolas, 1921’de Minsk’e yerleşmiş. Kolas’ın şiirlerinde Belarus köy yaşantısının renkleri yansıtılıyor. Ona göre, köylü alçak gönüllü, isyankâr ve üretkendir. Şairliğinin yanında iyi bir yazar olan Kolas, düz yazı türünde de önemli eserler vermiş. 1923-1954 yılları arasında yazdığı “Kavşak noktasında” isimli üçlemesi, Belarus edebiyatının önemli eserlerinden. 1946 ve 1949’da “SSCB Devlet Ödülü”ne layık görülen Kolas. 1956 yılında Minsk’te ölmüş.
 
Yüksek tarihi değer taşıyan, anıt gibi bir çok yapının yer aldığı kentlerde, müzeler ve kültür merkezleri ile iç içe yaşayan, sık sık düzenlenen sergilere ve sanat festivallerine keyifle katılan Belaruslular için kültürel etkinlikler son derece olağan. Kısacası, Belarus’ta kültür günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası.

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1