New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

DÜZENLİ VE YEMYEŞİL MİNSK

 

“Trafik sıkışıklığından, kalabalıktan, park edecek yer bulamamaktan, klakson sesinden çok bunaldıysanız, Minsk tam size göre: kocaman caddeler, geniş meydanlar ve kesintisiz akan bir trafik.”

 

 

Minsk, yemyeşil, tertemiz, düzenli, güvenli, altyapı ve toplu taşım sorununu çözmüş bir başkent. Ülkenin tam ortasındaki bu şehrin her tarafında yürüyüş alanları, heykeller, çeşmeler, göletler ve havuzlar var. 1067’de kurulan Minsk’in içinden Svisloch nehri geçiyor. Kent merkezinin olduğu bölüme “Yukarı şehir” deniyor. Burası, Minsk’in neredeyse tamamını yok eden II.Dünya savaşından etkilenmeyen tek mahalle. Yine de, 1990’lı yıllarda yenilenmiş. Svisloch nehrinin sularına yansımaları vuran, 19.yüzyıldan kalma rengarenk cepheli evleri var. Ünlü şair ve yazar Maksim Bahdanovic’in doğduğu ve bugün müzeye dönüştürülmüş evi de burada.
 
Belarus’un bir çok kenti gibi, Minsk de II. Dünya Savaşında çok hasar görmüş, yakılıp, yıkılmış. Savaştan sonra yeniden inşa edilmiş. Sovyet tarzı birbirine benzeyen kütlesel ve anıtsal yapılar birbirinden heybetli bulvarlarla ayrılmış. Şehrin kilit noktasını “Bağımsızlık meydanı” oluşturuyor. “Zafer meydanı” ise, resmigeçitlerin, törenlerin yeri. Tam ortasında II.Dünya savaşında hayatını kaybedenlerin anısına yapılmış 38 metrelik bir dikilitaş var. Eski adı Fransiska Skarini bulvarı olan “Bağımsızlık Bulvarı” Minsk’in ana arteri konumunda. 6 şeritli ve 11 km uzunluğunda olan bu yol neoklasik binalarla çevrili. Biraz ilerde, Svisloch nehri üzerinde de “Gözyaşı adası” var. Bu küçük adada, Afganistan savaşında hayatını kaybeden Belarusluların anısı için yapılan bir anıt ve bir de küçük kilise bulunuyor.
 

Nezalezhnasci, yani Bağımsızlık bulvarı ve çevresi, Belarus ulusal tarih ve kültür mirası listesinde. Çevre düzenlemesi ve binaların uyumu anlamında örnek bir bölge. Savaş sonrası, 15 yılda tamamlanmış. Moskova ve Minsk’ten mimarlar birlikte çalışmış. Prospekt Pobediteley yani “Zafer Kazananlar Caddesi” de Minsk’in en önemli ve işlek caddelerinden biri.
 
En sıcak ayın temmuz olduğu Minsk’te, spor yapmaya, oyunlar oynamaya elverişli çok sayıda devasa park var, örneğin Çeluskinets parkında, çocuklar için tren bile mevcut. Halkın en sevdiği yerlerden biri suni deniz; plaj ve parklarla çevrili. Hayvanat bahçesi ve kaplıca tesisleri de mevcut. Kışın açık havada buz pateni revaçta.
 
Ankara ile 2006’dan beri kardeş şehir olan Minsk, Belarus’un metrosu olan tek yerleşim yeri. Günde 800 bin yolcu taşıyan iki hatlı metronun yapımına 1977’de başlanmış. Minsk Passajyrski tren garı da tarihi bir öneme sahip. 1873’te ahşaptan yapılmış, 1890’da yeniden taştan inşa edilmiş. II.Dünya savaşında tamamen yıkıldığı için bir kez daha yapılan gar, 1991’e kadar hizmet vermiş. Onun yerini de 2002’de hizmete giren daha modern bir yapı almış.
 
Şehirde çok sayıda kilise var. Bunların içinde en eski olanı “Aziz Peter ve Paul Kilisesi”: 17.yüzyılda inşa edilmiş, yakın zamanda da restorasyonu yapılmış ve ikiz kuleler eklenmiş. “Aziz Meryem katedrali” ise, 18.yüzyılda Cizvitler tarafından bir manastır kilisesi olarak yapılmış, 1900’lerde iki kez restore edilmiş. “Aziz Simeon ve Helen katolik katedrali” de son derece gösterişli. Daha çok “Kızıl kilise” olarak biliniyor. 1900’lerin başında asil bir Belarus ailesi tarafından yaptırılmış.
 
Canlı bir kültür yaşamı
 
Minsk, kültür hayatı çok canlı bir başkent. 1 Müzik akademisi, 16 müzesi, 11 tiyatrosu, 20 sineması, 139 kütüphanesi ve çok sayıda sanat galerisi var. Opera ve balesi son derece kaliteli. Güzel Sanatlar Müzesi, ülkenin en büyük müzesi. Belarus ve Rusya’nın yanında, Batı’nın ve Doğu’nun zengin sanat koleksiyonlarını barındırıyor. 11-20.yy arasına tarihlenen, 25 binin üzerinde obje var. 1939’da kurulmuş, II. Dünya savaşında büyük hasar görmüş, ardından neoklasik tarzda yeniden inşa edilmiş. Nazi işgali sırasında eserlerin bilinmeyen bir yere götürüldüğü söyleniyor. Büyük bir galeriye ve çok geniş 10 salona sahip.
 
Dünyanın en büyük savaş müzelerinden biri olan Ulusal Savaş Tarihi Müzesi ise, II.Dünya savaşındaki kahramanlıkları yansıtıyor. Üniforma, silah, foto, askeri belgeler, yayınlar, askerlerin kişisel eşyaları türünde objeler var; önce 1942’de Moskova’da sergilenmiş, savaş sonunda daha şehir harabe halindeyken Minsk’e gönderilmiş. Bugün müzede 137 bin parça mevcut ve her yıl sayısı artıyor.
 
Ülkenin en büyük kütüphanesi olan Ulusal kütüphane ise 1922’de kurulmuş. II.Dünya savaşında eserlerin çoğu yok olmuş. Yeniden faaliyete geçmesi için yıllar geçmesi gerekmiş, birçok kez yer değiştirmiş. 2006’dan beri çağdaş bir binada. 19 okuma salonu ve 3 milyondan fazla esere sahip. Önünde Belarus’un ilk matbaacısı Franzysk Skaryna’nın bronz anıtı var. Minsk, ülkenin okul ve üniversitesi en bol şehri.
 
 
 

 
İlkler
 
Minsk, 19.yy’da çok belirgin bir gelişme göstermiş. 1830’larda arnavut kaldırımları döşenmiş. İlk kütüphane 1836’da açılmış. 1837 itfaiye kurulmuş. İlk yerel gazete olan “Minskiye Gubernskiye Vedomosti”nin kuruluş tarihi ise: 1838. Kentte ilk tiyatro 1844’te açılmış. Demiryolu ağı 1800’lerin ikinci yarısında döşenmiş. Su şebekesi 1872’de, telefon kullanımı da 1890’da devreye girmiş.
 
20.yy’da, Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi kurucu kongresi burada yapılmış. O dönem Minsk, Belarus milliyetçi hareketinin de merkeziymiş. 1915’te, Rus ve Alman cepheleri arasında kalan
 
 Minsk’te kültürel ve ekonomik kalkınma kesintiye uğramış. Şehri önce Almanlar, sonra Ruslar, ardından Polonyalılar işgal etmiş. 1918’de, Belarus Halk Cumhuriyeti’nin başkentliğini yapan Minsk, 1919’da da Belarus Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin başkenti olmuş ve 1922’de yeniden yapılanma programı başlamış. Eski canlılığına kavuşan Minsk’in nüfusu 300 bine yükselmiş. Ama II.Dünya savaşı ve Nazilerin işgali ile bir yıkım daha yaşanmış. Kısa sürede bir direniş merkezi haline gelen Minsk 1974 yılında, bu geçmişi nedeniyle “Kahraman Şehir” unvanını almış.
 
Nazi Kampı
 
II.Dünya savaşının en büyük yahudi gettolarından biri Minsk’in Ragov mahallesinde kurulmuş. Belarus’lu Yahudilere ek olarak Orta ve Doğu Avrupa’dan getirilen 100 000’i aşkın Yahudi, çok sıkı bir denetim altında tutulan, dikenli tellerle çevrili 39 sokaklı bu mahallede yaşamaya mecbur tutulmuş. 4-5 kişilik aileler için yapılmış evlere 25-30 kişilik gruplar yerleştirilmiş. Nazi’lerin en ufak bahanelerle verdikleri ölüm cezaları sonucunda, Minsk’in kurtuluşunun ardından gettodan sadece 13 kişinin sağ çıktığı söyleniyor.
 
Dnyeper havzasında, geniş ve dümdüz bir ovada kurulu Minsk’in nüfusu 1.7 milyon. Çoğunluğu oluşturan Belarusluların oranı yüzde 80. Kentte, ayrıca Ruslar (%15), Ukraynalılar (%2.5), Polonyalılar (%1) ve Yahudiler (%0.6) yaşıyor.

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1