New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

MARC CHAGALL’IN SEVGİLİ KENTİ VİTEBSK

 

20. yüzyılın efsane ressamlarından Marc Chagall diyor ki: “Vitebsk’i tarif edilemez bir şekilde seviyorum. Ama orada doğduğum için değil, bütün hayatımın sanat rengini orada bulduğum için”

 

Vitebsk, Belarus’un nüfus dördüncü büyük şehri. İçinden Dvina ve Viteba nehirleri geçiyor. Şehre adını veren küçük Viteba nehri, sularını Dvina’ya boşaltıyor. 1000 yılı aşan bir tarihe sahip olan kent Belarus’un en eski şehirlerinden biri. Bir efsaneye göre, Kiev Prensesi Olga tarafından 974 yılında, Prensesin bir Baltık kabilesi olan “Yatvyagi” lere karşı zafer kazanmasının ardından kurulmuş. Çalkantılı bir tarihi var. 1300’lerde Litvanya Büyük Dükalığının, 16.yüzyılda Polonya- Litvanya Cumhuriyetinin, 1700’lerin sonunda da Rus İmparatorluğunun parçası olmuş. 1812’de Napolyon tarafından işgal edilmiş. O dönemde Vitebsk ve çevresinde altı büyük savaş yapılmış. Tolstoy’un Savaş ve Barış romanında anlattığı savaş da bunlardan biri. Şimdi, kentteki Yükseliş tepesinde bu savaşın anısına inşa edilmiş bir dikilitaş var: Vitebsk‘e ve Napolyon ordusu karşısında kazanılan zafere adanmış. Vitebsk, II.Dünya savaşında da Naziler tarafından işgal edilmiş. Şehir, 1944’te Kızılordu’ya bağlı Belarus ve Baltık cephesi orduları tarafından kurtarılmış.
 
Bilim ve kültür
 
350 bin nüfuslu Vitebsk, halıları ve tuhafiye ürünleri ile ünlü. Kentte 6 büyük sanayi kuruluşu faaliyet gösteriyor ve bu fabrikalarda 800 işçi çalışıyor. Kent ayrıca canlı bir ticaret alanı: İl sınırları içinde 4400 dükkan ve mağaza, 1665 lokanta ve cafe, 33 ticaret merkezi ve 61 pazaryeri bulunuyor. Ama yine de Vitebsk bilimin ve sanatın daha öne çıktığı bir kent.
 
Belarus’un en eski tiyatrolarından olan Yakub Kolas tiyatrosu Vitebsk’in önemli sanat merkezlerinden biri. Birçok uluslararası festivalde ödüller kazanmış. Lenin’in heykelinin bulunduğu Lenin Meydanında ise, Filarmoni Salonu bulunuyor. Avrupa’nın en iyi kukla tiyatrolarından biri olan “Lyalka Tiyatrosu” da Puşkin Sokağında, hem çocukları, hem de büyükleri eğlendiriyor.
 
Özgürlük Meydanındaki “Sanat Müzesi”nde 19. yüzyıla ait eserler ağırlıkta. Değerli tabloların yanında, ikonalar ve el sanatlarından örnekler de görmek mümkün. Kentte ayrıca bir “Özel Koleksiyonlar Müzesi” bulunuyor. 1993’de Galkevich adlı bir koleksiyoncu tarafından kurulan müzede, antika sikkeler, eski madalyalar ve dünyanın her yerinden toplanmış ödül plaketleri gibi objeler sergileniyor. Çekov sokağındaki “Minai Shmyrev” müzesinde ise, Savaş dönemine ait anılar gözler önüne serilmiş. Ayrıca, Vitebsk doğumlu olan dünya çapında ünlü ressam Marc Chagall’ın evi de bugün müzeye dönüştürülmüş. Bundan ayrı olarak, bir de “Marc Chagall Sanat Merkezi” var. Müzede usta sanatçının orijinal eserlerinin yanında, sürekli düzenlenen değişik sergileri de izlemek çok keyifli.
 
Vitebsk ve Chagall
 
Vitebsk, 20.yüzyılın efsane sanatçılarından Marc Chagall’ın eserlerinde işlediği ana tema. Çok yönlü bir kimliğe ve renkli hayal dünyasına sahip sanatçının, bu şehre olan sevgisi hiç azalmamış. Mainz, Reims ve Saint-Etienne katedrallerinde; Chicago, Frankfurt ve Londra tiyatrolarında; Nice ve Kudüs üniversitelerinde; Paris operasının tavanında; New-York Metropolitan operasında; Kudüs parlamento binasında, kısacası dünyanın her yerindeki eserlerinde, mozaiklerinde ve vitraylarında hep Vitebsk’ten izler var. Chagall diyor ki: “Vitebsk’i tarif edilemez bir şekilde seviyorum. Ama orada doğduğum için değil, bütün hayatımın sanat rengini orada bulduğum için”.
 
 
Chagall (1887-1985), Vitebsk’te başladığı güzel sanatlar eğitimini St. Petersburg‘da sürdürmüş. 1917 Devrimi’nden sonra Vitebsk’e dönmüş, sanat komiserliği görevine getirilmiş. Vitebsk Sanat Akademisi’ni kurmuş, bir de müze açmış.
 
Vitebsk’te yaşadığı Pokrovskaya sokağı şehrin kuzeyinde. 1927’de adı Cerjinski olarak değiştirilen sokak 1991’de tekrar eski adına kavuşmuş. Sokakta, sanatçının adına dikilmiş bir de heykel var.
 
Anıt binalar
 
Bir çok savaşa sahne olan ve çok zarar gören Vitebsk’te, bütün badirelere rağmen ayakta kalabilmiş ya da restorasyon çalışmalarıyla yeniden diriltilmiş çok değerli yapılar bulunuyor. Vitebskliler bu binaları adeta birer anıt gibi görüyorlar. Örneğin 12. yüzyılda yapılmış olan Ortodoks “Annunciation” Kilisesi şehrin gözbebeği gibi. 1992 yılında restore edilmiş. Hemen yakınında Aleksandr Nevski kilisesi yer alıyor.
 
18. yüzyıl ürünü olan “Belediye Binası” Vitebsk’in kartviziti sayılıyor. Saat kulesi çok popüler ve resmini her afişte görebilirsiniz. Yine aynı dönemin ürünü olan “Vali Konağı” ise klasik mimarinin güzel örneklerinden. Kentte, ayrıca 18. yüzyılda yapılmış “Diriliş Pazarı Kilisesi”, “St. Michael Kilisesi” ve 19. yüzyılda inşa edilmiş olan “St. Barbara Katolik Kilisesi” var. Her biri bir anıt...
 
Bu yapılar kadar dikkat çekici olmasalar da, Dvina nehrinin iki yakasını birbirine bağlayan “Kirov Köprüsünü” ve tipik “Tramvay Garı” binasını da unutmamak gerekiyor.
 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1