New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

“KAHRAMAN” ŞEHİR BREST
 
Brest, Belarus’un, gizemli Ortaçağ büyüsüne sahip en eski yerleşim yerlerinden biri. Kara ve demiryolları açısından Berlin-Moskova arasında çok önemli bir ulaşım noktası ve Avrupa Birliği ile Bağımsız Devletler Topluluğu arasında stratejik bir ticaret merkezi.
 

Brest, Belarus’un en batısında, Mukhavets ve Bug nehirlerinin birleştiği noktada yer alıyor. Polonya ile sınır kenti. Tam karşısında Polonya’nın Terespol kasabası var. 320 000’lik nüfusuyla, Brest, Belarus’un 6. büyük şehri.
 
Kent, 11.yüzyılın başlarında Slavlar tarafından kurulmuş. 1319 yılında Litvanya Büyük Dükalığına dahil olmuş. Daha sonra, 16. yüzyılda Polonya-Litvanya Ortak Devletinin başkenti olan Brest, 1795 yılında Rusya İmparatorluğunun parçası olmuş. 1918’de, I.Dünya Savaşını sona erdiren ünlü Brest-Litovsk anlaşması burada, o zamanki adıyla Brest-Litovsk kalesinde imzalanmış. Ardından, 1921 yılında Polonya’ya verilen kent, 1939 yılında, “Belarus Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti” olarak, Sovyetler Birliğine katılmış. 1991’den bu yana, artık Belarus Cumhuriyetinin bir şehri olan Brest’in, 1941- 1944 yılları arasında Nazi işgali altında kaldığını ve çok acılar yaşadığını söylemek gerekiyor. O dönemde gösterilen direniş nedeniyle, 1965’te “Kahraman Şehir” unvanını almış.
 
Brest Kalesi
 
Brest Kalesi, 19. yüzyılda Ruslar tarafından yapılmış. İnşası 1842’de tamamlanan kale, 4 km2’lik bir alan kaplıyormuş. Ama daha sonra yapılan restorasyonlar ve eklemeler sonucunda, 1914’e gelindiğinde, kalenin alanı 30 km çapında dairesel bir alana dönüşmüş. 1939’da Nazilerin güçlü saldırısına, kaledeki küçük bir askeri birlik 4 gün direnmiş, ama kale de ağır hasara uğramış. 1941’de, Sovyet askerleri, Alman ordularına yine burada karşı karşı koymak sorunda kalmışlar. Bu kez kale büyük ölçüde yıkılmış.
 
Kaleden arda kalanlar, daha sonra, kaleyi savunanların anısına devasa bir anıtlar bütününe dönüştürülmüş. Öncelikle, derin çukurlar, kanallar ve yeraltı tünelleriyle çok donanımlı bir askeri kompleks olan kaleden geriye kalanlar, aynen olduğu gibi, aldığı darbeler ve hasarlarla birlikte korunmuş. Anıtsal eserlerin tamamı, üç kapıdan girilen kale alanı içinde bulunuyor. Anıt yapılar arasında çok büyük üç heykel var: Bunlardan ilki Susuzluk heykeli. Susuzluk kuşatmanın en can alıcı sonuçlarından biri. Heykel, yerde yatan ve miğferi ile suya uzanmaya çalışan bir askeri gösteriyor. Cesaret heykeli ise, devasa bir asker başı, granit kaya bloğuna oyulmuş. Ve 100 metrelik dev dikili taş. Burada hiç sönmeyen bir meşale yanıyor. Askerlerin önünde kurşuna dizildiği anıt duvarın olduğu yerde 800’den fazla askerin külleri gömülü. Kale içinde müzeler var; Savaş müzesi, Arkeoloji müzesi gibi. Belgelerle, kuşatmadan kalan bütün objeler ve silahlarla kalenin tarihi anlatılıyor. Ve Beyaz Saray kalıntıları: Osmanlı İmparatorluğu’nun da dahil olduğu Brest-Litovsk anlaşması 1918’de burada yapılmış.
 
 
Brest şehri
 
Brest, 1945’ten sonra yeniden inşa edilmiş. Ortaçağda tamamen ahşap binalarla kaplı şehrin anısına, ahşap mimari örneklerin bir bölümü muhafaza edilmiş. Sevimli, hareketli, modern ve gelişen bir şehir. Ünlü bir kukla tiyatrosu, nefis parkları, ilginç müzeleri ve gösterişli kiliseleri var.
 
Örneğin İsa’nın Dirilişi kilisesi, Belarus’un en büyük yapısı. Brest Kalesinin batısındaki St. Nikola kilisesi ise şehrin en eski kilisesi. Yaldızlı kubbeleri, mavi ve sarıya boyalı bir dış cephesi var. Bizans yapısı olan kilise, önceleri bir manastırın parçasıymış. Sonra askeri merkeze dönüşmüş, meşhur 1941 kuşatmasında da yıkılmış. Bugün restore edilmiş hali ve bütün görkemi ile ibadete açılmış durumda.
 
1596’da amacı Slavlar ile Polonyalıları birleştirmek olan Uniate kilisesi kurulmuş Brest’te. 1855 yapımı St Simon ortodoks kilisesi ise, klasik Bizans stilinde, pembe ve yeşil bir cephesi var, kubbeler yaldızlı, yakın bir zamanda da restorasyondan geçmiş. Lenin meydanında, Lenin heykelinin karşısında da St Christophe katolik kilisesi var. Ve bir de 16. yüzyıldan kalma Sinagog. Avrupa’nın en büyüğü olduğu söyleniyor.
 
Brest, müzesi bol bir şehir. Bölgenin yapısını, Çernobil’in mahvedici etkilerini bilimsel açıdan anlatan Bölge müzesinden Demiryolu müzesine kadar değişik bir çok müze. Örneğin, El Konulan Sanat Eserleri Müzesi hayli ilginç. Kaçakçıların yasa dışı yollarla komünist rejimden kaçırmaya çalıştıkları tablo ve sanat eserlerinin yakalanan ve el konulanları bu müzede sergileniyor. Eski gettonun yerine ise bir Soykırım Müzesi yapılmış.
 
Brest’te ulaşım zor değil. Kentteki bütün cazibe merkezleri birbirine yürüyüş mesafesi uzaklığında. Ayrıca otobüs ve troleybüs seferleri çok düzenli işliyor. Taksi bulmak da çok kolay. Bir de “maşrutkas” adı verilen minibüs-taksiler var. Bunlar otobüslere ayrılan yol şeritlerini kullanabiliyorlar.
 
Sovetskaya sokağında bir çok mağaza ve butik sıralanıyor. Bunlarda giyim-kuşamdan balık oltasına kadar her şeyi bulmak mümkün. Şehir merkezinde, irili ufaklı bir çok dükkanın yanında, Moskovskaya caddesinde, bir de “Tsum” isimli büyük mağaza var.
 
Güvenli bir kent olan Brest’te, iki yanında kestane ağaçlarının sıralandığı Gogolya sokağında yürüyüş yapmak, ya da, Nabereznaya sokağından nehir manzarası izlemek çok keyifli oluyor.
 

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1