New Page 1
Anasayfa  İletişim   Diplomat Magazine

New Page 1

New Page 1

 

Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Başkanı Nikola Spiriç:

“İLERLEMEYE DEVAM ETMELİYİZ”
 
Bosna-Hersek Başbakanı Nikola Spiriç, Diplomat Atlas’a verdiği mülakatta Bosna-Hersek’in, ekonomik krize rağmen, hem refaha ulaşma, hem de Avrupa Birliği ve NATO ile bütünleşme yolunda emin adımlarla ilerlediğini belirtti. Güney Avrupa Yatırım Bankası kurulması önerisinden bahseden Spiriç, ülkesinin Türkiye ile olan ilişkilerine de değindi.
Diplomat Atlas: Sayın Başbakan, Hükümetinizi kurarken temel öncelikleriniz neydi ve sizce bu doğrultuda ne kadar yol aldınız?
 
Nikola Spiric: Hükümet olarak, temel önceliklerimizin arasında AB ve NATO’ya yaklaşma ve makroekonomik etkinliğimizi sürdürebilme vardı. İçerden, dışarıdan, bazen de hem içerden hem dışarıdan kaynaklanan bazı olumsuz koşullara rağmen, Bosna-Hersek’in Euro-Atlantik rotasında ilerlemesini sağlamayı başardık. Avrupa Birliği ile “İstikrar ve Katılım Anlaşması” imzaladık, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin daimi olmayan üyelerindeniz ve Serbest Vize rejimi için Yol Haritasının tüm gereklerini yerine getirdik. Ayrıca, NATO üyeliği için Eylem Planında belirtilen şartların yerine getirilmesinde önemli gelişme kaydettik.
 
Diplomat Atlas: İstikrarı, büyümeyi, rekabet edebilirliği sağlayabilmek ve istihdam yaratabilmek için ne tür programlar ve politikalar yürütüyorsunuz?
 
Nikola Spiriç: Bosna-Hersek, ekonomisi geçiş sürecinde olan küçük bir ülke. Soğuk savaş sonrası dönemde, 2003-2008 yılları arasında ortalama %6’lık kayda değer ve istikrarlı bir gayrisafi yurtiçi hâsıla yaratmayı başardık. Ancak, küresel ekonomik krizin, maalesef bölgedeki tüm ülkeler gibi, Bosna-Hersek için de olumsuz sonuçları oldu. Karşılaşacağımız zorlukların bilincindeyiz. Bu nedenle Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu olarak, Sırp Cumhuriyeti’nin (Republika Srpska) ve Bosna-Hersek Federasyonu’nun “Entite” Hükumetleri ile birlikte makroekonomik istikrarı korumak ve ekonomik büyümeyi arttırmak için bir takım önlemler aldık. Örnek vermek gerekirse, makroekonomik istikrarı korumak, yani Vergi gelirlerinin sürdürülebilmesinin ve mali sistemin istikrarı için IMF ile 3 yıl süreli ve 1.2 milyar dolar değerinde bir “Stand-By” anlaşması imzaladık. Ayrıca, hem Devletin, hem de “entite” Hükümetlerinin aldığı önlemler sayesinde, ticari bankalara güveni sağlamayı, vatandaşların bankalardaki mevduatlarının sigortalı depozito seviyesini yükseltmeyi ve bankaların Bosna-Hersek Merkez Bankasına ödediği zorunlu karşılıkları azaltmayı başardık. Kriz tamamıyla aşıldıktan sonra da ekonomik kalkınmayı destekleyecek orta vadeli önlemler almaya ve uygulamaya devam etmekte kararlıyız.
 
 
Diplomat Atlas: Uluslararası toplumdan ve çok taraflı kuruluşlardan yeterli destek aldığınızı düşünüyor musunuz?
 
Nikola Spiriç: Bu noktada, küresel ekonomik kriz çerçevesinde, hem bölgesel olarak, hem Avrupa çapında, hem de küresel boyutta sorun çözme süreçlerinin yeterli olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle, Saraybosna’daki Bölgesel İşbirliği Konseyi Sekretaryası ile birlikte, “Güney Avrupa Yatırım Bankası”nı kurmak üzere bir girişim başlattım. Bu hareketimin bir başka nedeni de, bölgesel olarak yaşadığımız zorluklar ve Avrupa Komisyonu’nun Güney Avrupa Ekonomik Kalkınma Stratejisi çerçevesinde, ekonomik kalkınmanın ve bölgesel işbirliğinin ortak projeler aracılığıyla gerçekleştirilmesi konusuna verdiği kararlı önceliktir.
 
Diplomat Atlas: Geçtiğimiz Aralık ayında Türkiye’yi ziyaret ettiniz. Nisan ayı başında ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Bosna-Hersek’i ziyaret etti. Bu karşılıklı ziyaretlerin amacı neydi ve nasıl sonuçlar elde edildi?
 
Nikola Spiriç: Evet, geçtiğimiz Aralık ayında ülkenize önemli bir resmi ziyaret gerçekleştirdim. Ziyaretim esnasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin ile görüşmelerde bulundum. Bu görüşmelerde, özellikle, ekonomik ilişkilerin daha da geliştirilmesi konusuna değindik. İki ülke arasındaki karşılıklı ilişkiler oldukça kuvvetli ancak ekonomik işbirliği düzeyi maalesef potansiyelin altında kalıyor. İstanbul ve Ankara’daki ziyaretlerim sırasında Türkiye’nin önde gelen işadamları ile görüşme fırsatı da buldum. Marmara Grubu Vakfı Başkanı Akkan Suver başkanlığında bir Türk işadamları heyetini de geçen yıl Aralık ayında Bosna-Hersek’te ağırlamıştık. İş adamları bu ziyaret esnasında Bosna-Hersek’teki yatırım fırsatlarını değerlendirme ve ekonomimizin önemli aktörleriyle görüş alışverişinde bulunma olanağına sahip oldular. Bu, Türkiye’ye gerçekleştirdiğim ziyaret esnasında da özellikle vurguladığım gibi, iki ülke arasında yoğun ekonomik ilişkiler kurulması açısından oldukça önemli bir adım oldu.
 
Diplomat Atlas: Önemli bir iş zirvesi de geçtiğimiz Nisan ayının başında Saraybosna’da gerçekleşti. Bu zirveden hangi sonuçlar çıktı? Zirve sonrasında Türklerin yaptığı yatırımlarda bir artış bekliyor musunuz ve söz konusu artış özellikle hangi sektörlerde olur?
 
Nikola Spiriç: Çeşitli ülkelerden işadamlarını Bosna- Hersek’te ağırlamaktan her zaman memnuniyet duyuyoruz, çünkü bu tür buluşmalar işbirliğini arttırmak ve Bosna- Hersek’teki iş ve yatırım olanaklarını anlatmak için önemli bir fırsat teşkil ediyor. Bu tür toplantıların sonucunda olumlu ekonomik mesajlar verilmesi ve ülkemizin ekonomik potansiyelinin tanıtılması çok önemli, çünkü Bosna-Hersek’teki yatırım ortamı giderek iyileşiyor. Bosna-Hersek’in sunabileceği çok şey var. Enerji, turizm, tarım, ulaşım ve diğer sektörlerde önemli kaynaklara sahibiz. Bu nedenle, inanıyorum ki, Nisan ayında gerçekleştirdiğimiz toplantı Bosna-Hersek’in tanıtımına ciddi bir katkıda bulundu. Ayrıca, son zamanlarda artan ekonomik ilişkilerimizin sonuçlarını görmek için uzun süre beklememizin gerekmeyeceğini düşünüyorum.
 
Diplomat Atlas: Okuyucularımıza son olarak ne söylemek istersiniz?
 
Nikola Spiric: Bölgesel işbirliği ve Bosna-Hersek’in AB ve NATO ile bütünleşmesi en önemli stratejik dış politika hedefimizdir. Bu unsurlar, ayrıca, istikrar ve refah için de en önemli ön şartlardır. Bosna-Hersek, Euro-Atlantik bütünleşme sürecinde asla fazla beklememelidir. Çünkü yerinde saymak, ülkemizin çıkarlarına aykırı olan alternatifler akla getirebilir. Türkiye ile işbirliğimize gelince, bunun ülkemizdeki her iki “entite”ye ve Bosna-Hersek’i oluşturan üç anayasal halk topluluğuna yönelik olacağına, ayrıca Türkiye’nin, Bosna-Hersek’in NATO ile bütünleşmesine ve ekonomik refaha ulaşma çabalarına verdiği desteği kararlılıkla sürdüreceğine inanıyorum.

SAYFA GÖRÜNÜMÜ >>

Geri

Anasayfa

New Page 1